Karadeniz’in Kıymeti Bilinmeyen Ürünü: Fındık
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Merhabalar sevgili okurlarım.
Bugünkü köşe yazımda Karadeniz’in vazgeçilmezi fındık konusuna değinmek istiyorum.
Karadeniz’de fındık sezonuna sadece fındık olarak bakmamak lazım. Evet, Ağustos bizim bölgemizde sadece fındık değildir. Fındık sezonu; seyahat firmasından esnafına, fındık emekçisinden fındık tüccarına kadar başlı başına bir hayattır.
Mart ayında başlar fındığın serüveni. Daha dalında yapraklar tomurcuklanmaya başlarken emekçi, bahçesine bakım yapmaya başlar. Yazlık, kışlık gübresi, sonra ilaçlaması derken fındık ocaklarının ışkın temizliği, verimsiz kuru dalların kesilip ayıklanması...
Temmuz ayı gelince de “paldır” deriz; bahçelerdeki yabani bitkilerin, otların biçilmesi gerekir. Daldaki fındığın yere düşünce görülmesi için bahçenin boydan boya tertemiz olması gerekmektedir.
Çünkü Karadeniz Bölgesi bol yağış alan bir bölgedir ve her yıl bahçenin temizliği yapılmazsa o bahçeden ürün alamazsın. Dikenler fındığın boyunu geçer. Bazen bu temizliği iki kez yapmak zorunda bile kalırsın. Paldır temizliğinden sonra yağan yağmur, otları yeniden besler ve büyütür; yeniden temizlenmesi gerekir.
Şunu da belirtmeden geçmeyelim: Karadeniz Bölgesi’nin büyük bir bölümü dağlar, yamaçlar ve dik yokuşlardan oluşan engebeli bir arazi yapısına sahiptir. Bu engebeli arazide çalışmak hayli zordur. Üstelik bazı bahçelere araba yolu bile yoktur. Tüm bu işler, gübreler vesaire sırtımızda taşınmak zorundadır. Tabii toplanan fındıklar da sırtta taşınmak zorundadır. Çok zor şartlarda üretim yapılmaktadır.
Tüm bu işlemlerden sonra fındık hasadının yapıldığı Ağustos ayı gelince, gurbette olan yediden yetmişe herkes düşer yollara. Öyle ki otobüs firmaları ek seferler düzenler, çok yoğunluk yaşanır.
Önce otobüs firmaları kazanır. Sonra gurbetçi gelir, fındık alışverişini yapar, esnaf kazanır. Fındık toplamak için yerli işçiler ve başka illerden mevsimlik işçiler gelir, onlar kazanır.
Emekçi insanlarımız tek bir fındık için koca koca fındık dallarını çekip, toplayıp fındığı harmana getirir. Gurbetçi genelde daldan toplar. Köyünde yaşayan aileler de olgunlaşan fındıkları, dalları sallayarak yere dökülmesini sağlayıp yerden toplar. Bu daha pratik bir yöntemdir.
Harmana gelen fındık, yeşil topurlarından ayıklanmak için patoza çektirilir. Kabuğundan temizlenen fındıkların kurutma işlemi başlar. “İki saat güneş görsün” diye ser, topla... Bitmez fındıkçının çilesi.
Fındık bir hayattır Karadeniz’de, dedim ya... Kimisi oğlunu evlendirecek, kimisi evinin kışlık ihtiyacını giderecek, kimisi bir inek alacak, kimisi borçlarını kapatacak. Herkesin binbir umutla beklediği vazgeçilmezidir Karadenizlinin fındık.
Sonrası mı?
Karadenizlinin çilesini, emeğini, umudunu, hayallerini, tüm beklentilerini; fındıkla hiç ilgisi olmayanların iki dudağı arasından çıkan o fındık fiyatları belirler.
Fındık, üreticiden başka herkesin kazandığı, üreticinin de umutlarını bir başka sezona ertelediği bir gerçeğidir Karadeniz’in.
Bu sene daha da zorlu geçti üretici için. Fındık sezonunun başında beklenenin çok altında açıklanan fiyat zaten fındıkçının moralini baştan bitirdi. Halkımız ekonomik anlamda zorlu bir süreçten geçtiği için senede bir kez olsun umutla fındık sezonunu bekliyor.
Sadece üretici değil, yukarıda yazdığım gibi zirai ilaç satan esnaf kazanıyor, gübre satan esnaf fındıktan kazanıyor, gurbetçiyi taşıyan seyahat firması kazanıyor, mevsimlik işçi olarak başka illerden gelen halk kazanıyor, yöremizdeki işçi kazanıyor, fındık sezonunda artan nüfusa ekmek satan fırıncı kazanıyor, marketçi kazanıyor. Üreticiye ise maliyetini bile karşılamayan bir para kalıyor.
Fındık değerlendirilirken ülkeye kattığı ekonomik getiriler her yönüyle değerlendirilmeli, üretici de buna göre desteklenmelidir. Üreticinin kazanamadığı fındığa fiyat biçenler, üreticinin çilesini ve emeğini yok saymadan fiyat vermeli, üreticiyi mağdur etmemelidir.
Dedim ya, fındık Karadeniz’de başlı başına bir hayattır.
Değeri bilinmelidir.
Sevgiyle kalın, kıymetli okurlarım.