NEDEN KENDİ KONFORUMDAN VAZGEÇEYİM DİYEN IRMAK ÖĞRETMEN
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Ağrı’da hayatını kaybeden 24 yaşındaki Irmak öğretmenin ardından kamuoyunda birçok iddia, yorum ve tartışma gündeme geldi.
Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması, gerçeklerin ortaya çıkarılması ve varsa sorumlulukların belirlenmesi elbette resmi makamların görevidir.
Bu nedenle kesin yargılardan uzak durmak gerekir.
Ancak haberleri okurken ve kamuoyuna yansıyan görüntüleri izlerken aklıma gelen ilk şey iddialar olmadı.
Kendimle empati kurdum.
Kendi hayatımda yaşadığım zorlukları düşündüm.
Sonra Irmak öğretmeni düşündüm.
Ve zihnimde tek bir soru belirdi:
Ne yaşadı da bu noktaya geldi?
Daha da önemlisi...
Bütün bu süreç boyunca neler hissetmiş olabilir?
Sosyal medyada paylaşılan ses kaydında hakkını aramaya çalışan genç bir öğretmenin sesi vardı.
Yaşadığı sıkıntıları anlatan, karşılaştığı sorunları dile getiren ve bir noktada şu soruyu soran bir öğretmen:
"Neden kendi konforumdan vazgeçeyim?"
Aslında bu cümle, yaşanan tüm tartışmalardan daha fazla şey anlatıyor.
Çünkü bu soru yalnızca bir konfor meselesi değil.
Bu soru aynı zamanda bir insanın yaşam koşullarına, emeğine, hayallerine ve geleceğine sahip çıkma çabasını da ifade ediyor.
Sesini duyurmaya çalışan bir insanın hangi yüklerle karşı karşıya kaldığını bugün tam olarak bilemeyiz.
Ancak geride kalan bu cümle, üzerinde düşünülmesi gereken güçlü bir çağrı niteliğinde.
Bir başka görüntü ise kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.
Yeni atandığı okulda anaokulu sınıfını düzenleyen Irmak öğretmen...
Boş ve sıradan bir alanı çocuklar için sıcak, renkli ve yaşanabilir bir eğitim ortamına dönüştürmeye çalışıyordu.
Duvarlarda hazırlanan etkinlikler...
Çocukların gelişimine katkı sağlayacak detaylar...
Sanat çalışmaları...
Atatürk köşesi...
Videoyu izlerken yalnızca düzenlenen bir sınıf görmedim.
Bir öğretmenin emeğini gördüm.
Mesleğine duyduğu bağlılığı gördüm.
Görev yaptığı yere değer katmaya çalışan genç bir eğitimcinin izlerini gördüm.
Elbette bir görüntüden yola çıkarak bir insanın bütün hayatını anlatmak mümkün değildir.
Ancak ortaya çıkan tablo, görevini yalnızca bir zorunluluk olarak görmeyen, çocukların daha iyi şartlarda eğitim almasını isteyen bir öğretmenin çabasını gösteriyordu.
Bugün kamuoyunda farklı değerlendirmeler yapılıyor.
Kimi çalışma koşullarını tartışıyor.
Kimi eğitim sistemini sorguluyor.
Kimi genç öğretmenlerin yaşadığı sorunlara dikkat çekiyor.
Kimi ise sadece genç yaşta kaybedilen bir hayatın üzüntüsünü paylaşıyor.
Bütün bunlar elbette değerlidir.
Ancak belki de asıl üzerinde durulması gereken konu daha geniştir.
Hakkını arayan...
Mesleğine emek veren...
Görev yaptığı okulu güzelleştirmeye çalışan...
Çocuklara daha iyi bir ortam hazırlamak isteyen genç bir öğretmen hangi duygularla baş başa kalmış olabilir?
Çünkü bazen insanlar yalnızca görünen sorunlarla mücadele etmez.
Görünmeyen yükler de vardır.
Yalnızlık...
Anlaşılmama hissi...
Tükenmişlik...
Gelecek kaygısı...
Ve bazen kimsenin fark etmediği sessiz mücadeleler...
Bu nedenle Irmak öğretmenin ardından geriye yalnızca bir haber kalmadı.
Cevap bekleyen sorular kaldı.
Üzerinde düşünülmesi gereken gerçekler kaldı.
Bir toplumun gücü yalnızca kurduğu kurumlarla ölçülmez.
Aynı zamanda o kurumların içinde görev yapan insanların sesini ne kadar duyabildiğiyle de ölçülür.
Belki de bugün kendimize sormamız gereken en önemli soru budur:
Biz, hayatımıza dokunan insanların sesini gerçekten duyabiliyor muyuz?