Türkiye İçin Sağduyu Vakti
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Siyasi tarih boyunca toplumları asıl yoran şey yalnızca krizler olmamıştır. Asıl yıkıcı olan, kriz anlarında insanların birbirine karşı konumlandırılmasıdır. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi etrafında şekillenen “mutlak butlan” tartışmaları da yalnızca hukuki bir mesele olmaktan çıkmış, toplumsal psikolojiyi etkileyen yeni bir gerilim alanına dönüşmüştür.
*
Oysa hukuk ile sokak aynı zeminde ilerlemez. Hukuk delille konuşur, sokak ise duyguyla hareket eder. Bu nedenle böylesi hassas süreçlerde herkesin kullandığı dile dikkat etmesi gerekir. Çünkü siyaset, tansiyonu yükselttiğinde yalnız partiler değil, toplum da yorulur.
*
Sosyal medya üzerinden yayılan kontrolsüz öfke dili, insanları hukuk değerlendirmesi yapmaktan uzaklaştırıp karşı tarafı düşmanlaştıran bir ruh hâline sürüklemektedir. Bu ise demokrasinin değil, kutuplaşmanın beslenmesine neden olur.
*
Türkiye artık sürekli gerilim üreten değil, kriz yönetebilen bir siyasal olgunluğa ulaşmak zorundadır. Her hukuki karar sonrası toplumun iki cepheye ayrıldığı bir atmosfer, uzun vadede hiçbir siyasi yapıya fayda sağlamaz. Çünkü gerilim yükseldiğinde ilk zarar gören şey güven duygusudur. Güven kaybolduğunda ekonomi sarsılır, kurumlar yıpranır, insanlar birbirinden uzaklaşır.
*
Bugün yapılması gereken şey; mahkeme kararlarını sloganlarla değil, hukuk çerçevesinde değerlendirmektir. Bir karar eleştirilebilir, yanlış bulunabilir, itiraz edilebilir. Demokratik sistem zaten bunun için vardır. Ancak demokratik tepki ile toplumsal tahrik arasındaki çizginin korunması hayati önem taşır.
*
Özellikle dijital mecralarda oluşturulan manipülatif atmosferlere dikkat edilmelidir. Son yıllarda birçok olayda görüldüğü gibi, anonim hesaplar üzerinden yayılan provokatif içerikler toplum psikolojisini yönlendirebilmekte, öfkeyi organize edebilmekte ve insanları bilinçli şekilde karşı karşıya getirebilmektedir. Bu nedenle vatandaşların teyitsiz bilgiyle değil, sağduyuyla hareket etmesi gerekir.
*
Unutulmamalıdır ki siyasi partiler demokrasinin unsurlarıdır; devletin kendisi değildir. Devletler kurumlarla, hukukla ve toplumsal dengeyle ayakta kalır. Siyasi aidiyetlerin, millet olma bilincinin önüne geçtiği toplumlarda ise ortak gelecek zayıflamaya başlar.
*
Bugün Türkiye’nin ihtiyacı olan şey; birbirine bağıran kalabalıklar değil, birbirini dinleyebilen insanlar ve soğukkanlı bir siyasi iklimdir. Çünkü kriz zamanlarında gerçek güç, öfkeyi büyütmek değil, onu kontrol edebilmektir.
*
Toplumların olgunluğu, her şey yolundayken değil; fikir ayrılıklarının sertleştiği dönemlerde ortaya çıkar. Eğer insanlar farklı düşündüğü kişileri düşman olarak görmeye başlarsa, siyaset demokratik rekabet olmaktan çıkar ve toplumsal ayrışmanın aracına dönüşür. Bu nedenle herkesin kendisine şu soruyu sorması gerekir: “Ben gerilimi mi büyütüyorum, yoksa ülkemin huzuruna mı katkı sağlıyorum?”
*
Türkiye’nin geleceği; sokak çağrılarında, hakaret dilinde veya dijital linç kültüründe değil, hukuk devleti anlayışında ve toplumsal sağduyudadır. Çünkü güçlü devletler yalnız sert reflekslerle değil, kriz anlarında aklıselimini koruyabilen toplumlarla ayakta kalır.
*
Bugün en büyük ihtiyaç; bağırmak değil düşünmek, ayrışmak değil ortak zemini korumaktır. Zira siyasi görüşler farklı olabilir, fakat aynı bayrağın altında yaşama iradesi ortak kalmalıdır.