Yanlış Ekonomi Politikalarının Bedelini Halk Ödüyor
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Türkiye yıllardır yüksek enflasyonla mücadele ediyor gibi görünse de, gerçekte vatandaşın cebindeki para her geçen gün biraz daha eriyor. Market raflarında fiyatlar durmuyor, kiralar kontrolden çıkmış durumda, temel ihtiyaçlara ulaşmak bile milyonlarca insan için ciddi bir mücadeleye dönüşüyor.
Bugün gelinen noktada artık şu soruyu açıkça sormak gerekiyor:
Bu ülke neden sürekli yoksullaşıyor?
Bunun en önemli nedenlerinden biri, ekonominin temel kurallarını görmezden gelen ve uzun vadeli sonuçları hesaplanmadan uygulanan para politikalarıdır. Enflasyonun yükseldiği bir dönemde faizlerin düşük tutulması, piyasaya verilen yanlış mesajlar, döviz kurlarındaki sert hareketler ve güven kaybı; vatandaşın satın alma gücünü adım adım yok etti.
Sonuç ortada…
Maaşlar daha ele geçmeden eriyor. Emekli ay sonunu getiremiyor. Asgari ücretli geçinmek için ikinci bir iş arıyor. Gençler geleceğini başka ülkelerde arıyor. Orta sınıf ise sessiz sedasız yok oluyor.
Bir zamanlar ev sahibi olmayı hayal eden insanlar artık kiralarını nasıl ödeyeceğini düşünüyor. Çocuğunun eğitim masrafını karşılamaya çalışan aileler, temel gıda alışverişini bile hesap kitap yaparak gerçekleştirmek zorunda kalıyor. Çünkü enflasyon sadece rakamlardan ibaret değildir; enflasyon insanların hayat kalitesinden çalan görünmez bir vergidir.
Daha da acısı, bu yükü en çok dar gelirli vatandaş taşıyor. Varlıklı kesimler servetlerini koruyabilirken, sabit gelirli milyonlar her ay biraz daha fakirleşiyor. Gelir dağılımındaki adaletsizlik derinleşiyor, sosyal huzursuzluk büyüyor.
Ekonomide güven kaybedildiğinde yalnızca piyasalar değil, toplum da zarar görür. İnsanlar geleceğe güvenemez hale gelir. Yatırım yapmaz, tasarruf edemez, plan kuramaz. İşte bugün Türkiye’nin karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan biri de budur.
Artık gerçeklerle yüzleşmek gerekiyor. Ekonomik sorunları sloganlarla değil, bilimsel politikalarla çözmek zorundayız. Enflasyonla mücadelede kararlı, öngörülebilir ve güven veren adımlar atılmadıkça vatandaşın sırtındaki yük hafiflemeyecektir.
Çünkü yanlış ekonomi politikalarının faturası hiçbir zaman o kararları verenlere çıkmaz.
O faturayı her sabah markete giden anne, faturalarını ödemeye çalışan emekli, geleceği için mücadele eden genç ve ay sonunu hesaplayan milyonlarca vatandaş öder.
Ve ne yazık ki bugün Türkiye’de yoksulluk, ekonomik bir sonuç olmaktan çıkmış; yanlış kararların toplumsal bedeline dönüşmüştür.