ABD ve İran Arasındaki İmzalanan Anlaşma’nın Derinliğinde Yatan Gerçekler
Sıla Akçaat Haziran 20, 2026
Miraç Uğur Çallı Haziran 17, 2026
Miraç Uğur Çallı Haziran 17, 2026
Sıla Akçaat Haziran 20, 2026
Sıla Akçaat Haziran 20, 2026
Elif Balaban Haziran 20, 2026
Sıla Akçaat Haziran 20, 2026
Sıla Akçaat Haziran 19, 2026
Öznur Ülger Haziran 19, 2026
CUMHA Haber Merkezi Haziran 20, 2026
Sıla Akçaat Haziran 20, 2026
Elif Balaban Haziran 20, 2026
Duran Atak Haziran 20, 2026
Jale Aksoy Demirkıran Haziran 19, 2026
Jale Aksoy Demirkıran Haziran 17, 2026
Öznur Ülger Haziran 20, 2026
Sıla Akçaat Haziran 20, 2026
Cangül Çorlu Haziran 20, 2026
ABD- İran arasında devam etmekte olan savaşın durması ve barışın sağlanması için daha önceden 14 madde üzerinde varılan anlaşma metni nihayet iki ülke tarafından imzalandı. Bu anlaşmadan en çok rahatsız olan ülke ise İsrail oldu. Daha anlaşma mührü soğumadan İsrail Başbakanı Netanyahu, ABD Başkanı Trump’a telefon açarak böyle bir anlaşmayı kabul etmediğini ve Lübnan’da işgal ettiği topraklardan geri çekilmeyeceğini ifade etti. Hatta dolaylı yönlerden İran’ın nükleer tesislerine ve Lübnan’daki Hizbullah güçlerine saldırılarını devam ettireceğini sözlerine ekledi.
ABD Başkanı Trump, Netanyahu’nun bu tepkisi karşısında (her zaman olduğu gibi) çelişkili açıklamalar yaparak ikili oynadı. ABD Başkanı Trump’tan Netankyahu’nun tepkisine yönelik sert bir açıklama beklenirken İran’ın nükleer programının ve Hizbullah’ın tamamen ortadan kalkması yönünde açıklama yaparak, İran’ın nükleer tesislerine yönelik yapacağı küçük çaptaki bir saldırıya destek verebileceğini belirtti. Böyle bir açıklama yapan Trump, İsrail’in Lübnan’daki Hizbullah’a yönelik saldırılarına karşı gelir mi?! Aksine, İsrail’in düşük ölçekli saldırılarına destek vereceğini açıklaması Trump’ın nasıl ikili oynadığının apaçık göstergesiydi.
ABD/İsrail-İran Savaşı’nın durması ve kalıcı barışın sağlanması üzerine daha önceki yazılarımda ABD ve İsrail aralarındaki sertleşme, didişme ve karşılıklı sataşmaların göz boyama, aldatmaca ve ‘ikili bir oyun’ olduğu üzerinde birçok kez durmuştum. Bu düşüncemin hala arkasında duruyorum. Yani, ABD ve İsrail ‘iyi polis, kötü polis oyunu’ oynamaya devam ediyor. Biri yapıyor diğeri bozuyor! Biri iyi diyor diğeri kötü! Biri tamam diyor diğeri hamam! Çünkü hamam sıcaktır, terletir, kir attırır! Ortadoğu sıcaktır, bekletir ve kan attırır! Zaten Trump’ın Netanyahu’ya yönelik eleştirilerini kimse dikkate almıyor! Herkes çok iyi biliyor ki ABD ve İsrail ayrılmaz bir ikili! O yüzden aralarındaki sataşma/didişme ve karşılıklı sert açıklamaların hiçbir önemi ve ciddiyeti yoktur.
ABD ve İran arasında imzalanan anlaşma metni, savaşın sona ermesi ve kalıcı barışın sağlanması anlamına gelmiyor! Bu süreç uzayacağına ve anlaşma metni içindeki maddeler üzerinde tartışırlarken bazı sertleşmeler yaşanacağına inanıyoruz. Hatta taraflar karşılıklı olarak birbirlerini suçlayıp tehdit edecekler. Geçmişte yaşanmış olaylar ve gelişmeler gelecekte yaşanacak olayların ve gelişmelerin aynası olduğu için daha şimdiden ileriyi çok iyi görebiliyoruz. Bu konuya İran’ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney’in “İleride yüz yüze gerçekleştirilecek müzakereler, düşmanın görüşlerinin kabul edileceği anlamına gelmiyor.” açıklaması bile ne demek istediğimizi çok iyi izah ediyor.
Fakat madalyonun diğer yüzü hiç de öyle değil! Çünkü ABD Başkanı Trump "Lübnan, Hizbullah ve İsrail dahil olmak üzere, tüm cephelerde tam bir ateşkes bekliyoruz." sözleri acaba ne kadar inandırıcı?! Ya da Trump veya Netanyahu ‘imzalanan anlaşma metni ve ateşkes’ konusunda ne kadar samimi?! ABD ve İsrail, Ortadoğu’da gerçekten ateşkes ve barış istiyor mu?!
Aylardır beklenen 14 maddelik anlaşma metninin ABD ve İran tarafından imzalanması petrol fiyatlarının düşüşe geçmesine ve piyasaların ekonomik yönden nefes almasına yol açtı. Ayrıca ABD’nin İran üzerindeki deniz ablukasını kaldırdığını açıklaması, dünya ekonomisine rahat bir nefes aldırttı. Fakat İran’ın anlaşma metnindeki tüm hükümlerin yerine getirdiği zaman (ABD’nin yapmış olduğu açıklamaya göre) ancak ‘bu atmosfer’ gerçekleşmiş olacak! Onu da zaman gösterecek.
Peki, anlaşma metninin imzalanması karşısında panikleyen İsrail’e ne diyeceğiz?! İsrail, hiç istemediği bir sonuç ile karşılaştı! En çok korktuğu da Lübnan’a saldırmaması için ABD tarafından baskı görmesi! İsrail şu anda, ABD’nin Lübnan’a yönelik saldırılarına makas atar mı korkusu ve paniğini yaşıyor. O yüzden İsrail bu anlaşmaya ‘kötü bir anlaşma’ diyerek ABD’ye öfke kusarak kışkırtıyor.
Trump’ın İsrail’e ‘anlaşmaya bağlı kalmayacağı’ açıklaması yapması biraz garip ve tuhaftı! Bu açıklamadan cesaret alan İsrail, Lübnan’da işgal ettiği topraklardan çekilmeyeceğini duyurması ileride neler yapacağının göstergesiydi. Bütün bu gelişmeler ABD ve İsrail arasında yaşanan gölge oyunu gibi! Aslında ABD göz kırpıyor, İsrail yerine getiriyordu! Görüntüde sertleşme, perde arkasında tokalaşma!
Daha önce de ifade ettiğim gibi ABD ve İsrail birbirlerine göbek bağı ile bağlılar! 2011 yılında yayınlanan Şer Üçgeni kitabımda İsrail için, dünyayı ellerinde tutan Siyonist ve Evangelist sermaye güçlerinin “Ortadoğu’da ‘tüp bebek’ yöntemiyle İslam Dünyası’nın başına bela edilmiş ‘FİTNE!’ bir devlet” olduğunu izah etmiştim. Şu anda bu güçlerin merkezi ABD’dir. Ve günümüzde Trump başkanlığında meyvelerini topluyorlar!
Mehmet Çatakçı Haziran 20, 2026
Hidayet Bay Haziran 20, 2026
Hidayet Bay Haziran 20, 2026
Zahit Borak Haziran 20, 2026
Av. Serra Taşköprü Haziran 20, 2026
Umut Metehan Avcı Haziran 20, 2026
Veysel Taner Uçar Haziran 19, 2026
Hidayet Bay Haziran 19, 2026
Nur Delice Haziran 19, 2026
Umut Metehan Avcı Haziran 19, 2026
Nur Delice Haziran 19, 2026
Kıyasettin Eren Haziran 19, 2026
Fatma Daştan Haziran 18, 2026
Volkan Taşdemir Haziran 18, 2026
Bu site, hizmet kalitesini artırmak ve kişiselleştirilmiş içerik sunmak için çerezleri kullanmaktadır. Siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımını kabul etmiş olursunuz. Detaylar için [Çerez Politikası]'nı inceleyebilirsiniz.