ANANIN MERHAMETİ EVLADINA DOKUNANA KADARDIR

ANANIN MERHAMETİ EVLADINA DOKUNANA KADARDIR

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Eylül 20, 2026 - 21:48

Ana dediğin, kendi canına dokunan acıyı sineye çekebilir.

Kendi yarasını bağrında taşıyabilir, kendisine söylenen nice sözü yutabilir, haksızlığa uğradığında bile sükûtu tercih edebilir.

Çünkü ana, çoğu zaman kendinden önce karşısındakini düşünür.

Ama evlat…

İşte orada başka bir âlem başlar.

ANANIN MERHAMETİ EVLADINA DOKUNANA KADARDIR.

Bir mesele mi var?

Gel.

Yüzleş.

Konuş.

Hesaplaş.

Ne derdin varsa doğrudan söyle. Sözü dolandırma, rivayetlerin arkasına saklanma. Otur, tane tane anlat; karşılığında da tane tane dinlen.

Ama zanla hüküm kurulmaz.

“O öyle demiş…”

“Bu böyle yapmış…”

“Şu şunu söylemiş…”

Bunlar hakikat değil, nakildir.

Bir insan, başkasının cümlesiyle yargılanmaz.

Kim ne yapmış, kim ne söylemiş, kim kiminle ne konuşmuş…

Teferruattır.

Mesele kiminle yaşanıyorsa, muhatap odur.

Gel, doğrudan konuş.

Çünkü yüzleşmekten kaçıp söylentilere sığınmak, hakikatten değil korkudan beslenir.

Fakat herkesin bilmesi gereken bir hudut vardır:

EVLAT.

Ana, kendisine yönelen taşın acısını taşıyabilir.

Ama o taş evladına doğru savrulursa, önüne geçer.

Çünkü evlat, ananın hayatındaki herhangi bir sıfat değildir.

Canından kopmuş candır.

Bu yüzden akrabalık, dostluk, makam, mevki, yakınlık, uzaklık…

Hiçbirinin hükmü kalmaz.

Ana yüreğinde bazı sınırlar vardır; mürekkeple çizilmez.

Kanla çizilir.

Kendi adına söylenene susulur.

Kendi yarasına merhem bulunur.

Kendi hesabı gerektiğinde ertelenir.

Ama evladın üzerinden hesap görülmeye kalkılırsa, o hesap artık başka türlü görülür.

Çünkü merhametin de bir hududu vardır.

Ve o hudut aşıldığında sükût biter.

Celâdet başlar.

O yüzden bir mesele varsa, muhatabıyla konuşulmalı.

Varsayımla hüküm verilmemeli.

Söylentiyle insan harcanmamalı.

Başkalarının cümleleriyle cephe kurulmamlı.

Hele ki bir evlat, yetişkinler arasındaki hesaplaşmanın malzemesi yapılmamalı.

Çünkü ana dediğin, kendisine yapılanı bir yere kadar bağışlar.

Fakat evladına dokunulduğu yerde artık başka bir güç uyanır.

O güç, öfke değil; evladını koruma içgüdüsünün ta kendisidir.

Ana bazen merhamettir.

Bazen sükûttur.

Bazen sabırdır.

Ama evladına dokunulduğunda…

ÖNÜNDEKİ ENGELİ AŞAN BİR DUVARA DÖNÜŞÜR.

Ve o zaman söz tek cümleye iner:

ANANIN MERHAMETİ EVLADINA DOKUNANA KADARDIR.

Sevdikleriniz için hoş kalın…