ANLAT,BAĞ KUR,DEVAM ET=TİKA

ANLAT,BAĞ KUR,DEVAM ET=TİKA

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Ekim 26, 2026 - 10:58

Bir coğrafyayı bir arada tutan yalnızca sınırlar değildir. Ortak tarih, dil, kültür, hafıza ve geleceğe duyulan inanç da toplumları birbirine bağlar. Türk dünyası söz konusu olduğunda bu bağların korunması ve güçlendirilmesi, geçmişe duyulan saygının ötesinde, geleceğe yönelik stratejik bir sorumluluktur. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), otuz yılı aşkın süredir bu sorumluluğu somut projelerle taşıyan kurumlardan biridir.

1992 yılında, Türk cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını kazandığı tarihsel dönemde kurulan TİKA, Türkiye ile kardeş ülkeler arasındaki sosyal, kültürel ve ekonomik ilişkileri geliştirme amacıyla yola çıktı. Bugün Türk dünyasında hayata geçirilen 6 bini aşkın proje, bu ilişkinin yalnızca diplomatik söylemlerle sınırlı kalmadığını; eğitimden sağlığa, üretimden istihdama, kültürel mirasın korunmasından teknolojiye kadar geniş bir alanda karşılık bulduğunu gösteriyor. TİKA Başkanı Abdullah Eren’in 22 Ekim 2026’da vurguladığı bu birikim, kurumun Türk dünyasıyla ilişkilerde üstlendiği tarihsel rolü de ortaya koyuyor.

TİKA’nın gücü, kardeşliği gündelik hayatın içinde görünür kılmasında yatıyor. Bir okulun imkânlarını geliştirmek, bir sağlık kuruluşunun kapasitesini artırmak, yerel üreticiyi desteklemek ya da gençlere yeni meslekler kazandırmak, ilk bakışta birbirinden farklı faaliyetler gibi görünebilir. Oysa bunların tamamı aynı amaca hizmet eder: toplumların kendi imkânlarıyla güçlenmesine ve ülkeler arasında kalıcı iş birliği kurulmasına.

Abdullah Eren’in Türk dünyasına ilişkin yaklaşımında öne çıkan eşitlik, samimiyet ve adil ortaklık vurgusu bu bakımdan önemlidir. Kalkınma diplomasisi, yalnızca kaynak aktarmak değildir; yerel ihtiyaçları anlamak, bilgi ve tecrübeyi paylaşmak, insan kaynağını geliştirmek ve ortak kalkınmayı mümkün kılmaktır. Eren’in Türk devletleri arasındaki ilişkinin yardım alan ve yardım eden ülkeler ayrımını aşarak birlikte kalkınma anlayışına yöneldiğine dikkat çekmesi, iş birliğinin ulaştığı dönüşümü özetliyor.

Kırgızistan’da yakın zamanda hayata geçirilen projeler bu anlayışın güncel örnekleridir. Bişkek’teki Yüzüncü Yıl Meslek Lisesinde açılan rüzgâr enerjisi eğitim atölyesi, gençlerin yenilenebilir enerji alanında uygulamalı eğitim almasını hedefliyor. Kuseyin Karasayev Üniversitesi bünyesinde kurulan Teknogirişim Merkezi ve Dijital Kütüphane ise gençlerin teknolojiye, bilgiye ve yeni fikirler geliştirebilecekleri imkânlara erişimini destekliyor. Bu projeler, kalkınmanın yalnızca bugünün ihtiyaçlarına cevap vermek değil, geleceğin üretim kapasitesini ve nitelikli insan kaynağını oluşturmak anlamına geldiğini gösteriyor.

Türk dünyasının birliği açısından kültürel diplomasi ve ortak hafıza da en az ekonomik iş birliği kadar değerlidir. Moğolistan’daki Tonyukuk Yazıtları Müzesi’nin tamamlanması, bu yaklaşımın dikkat çekici örneklerinden biridir. Orhun Yazıtları’ndan Tonyukuk Yazıtları’na uzanan kültürel miras, Türk tarihinin yalnızca geçmişte kalmış bir anlatı olmadığını; yeni kuşakların kimlik, aidiyet ve tarih bilinciyle buluşabileceği yaşayan bir değer olduğunu hatırlatıyor. Bu mirası korumak, onu bilimsel ve kültürel çalışmalarla tanıtmak, Türk dünyasının ortak hafızasını gelecek kuşaklara aktarmak demektir.

Elbette Türk dünyasının dirliği, yalnızca ortak köklere vurgu yapmakla sağlanamaz. Bu bağların eğitim, bilim, ticaret, teknoloji, kültür ve insan hareketliliği üzerinden sürekli beslenmesi gerekir. Kamu diplomasisinin başarısı da burada ortaya çıkar: Ülkeler birbirini yalnızca resmî açıklamalar aracılığıyla değil, insanların hayatında karşılık bulan işlerden tanır. Güven, söylemle başlar; fakat tutarlılıkla, şeffaflıkla ve somut sonuçlarla kalıcı hâle gelir. Projelerin etkisini ölçmek, yerel ortakların katılımını güçlendirmek ve elde edilen deneyimi paylaşmak bu nedenle önem taşır.

TİKA’nın önündeki stratejik görev, bugüne kadar oluşan birikimi daha güçlü ve sürdürülebilir ortaklıklara dönüştürmektir. Gençleri birbirine yaklaştıran eğitim ağları, ortak kültürel mirası koruyan çalışmalar, üretimi destekleyen projeler ve yeni teknolojilere erişimi artıran girişimler, Türk dünyasının geleceğini birlikte kurmasına katkı sağlayabilir.

İsmail Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” düşüncesi, bugün de bu hedefin güçlü bir ifadesidir. Birlik, yalnızca aynı geçmişe sahip olmak değil, ortak geleceğe emek vermektir. TİKA’nın çalışmaları bu anlayışın sahadaki karşılıklarından birini oluşturuyor.

Anlat: Ortak tarihini ve dayanışma iradesini görünür kıl.

Bağ kur: İnsanları, kurumları ve toplumları somut işlerle birbirine yaklaştır.

Devam et: Güveni kalıcı ortaklıklara, ortaklığı sürdürülebilir kalkınmaya dönüştür.

Türk dünyasının dirliği, bu üç adımın sürekliliğinde saklıdır.