Siyasetin Aynasında Bir Çatlak: "İki Devlet, Tek Millet" İlkesi Koltuk Savaşlarına Mı Kurban Ediliyor?

Siyasetin Aynasında Bir Çatlak: "İki Devlet, Tek Millet" İlkesi Koltuk Savaşlarına Mı Kurban Ediliyor?

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Ekim 26, 2026 - 10:55

Son günlerde uluslararası diplomasi koridorlarından sızan haberler, Yıllardır her platformda gururla haykırdığımız "İki Devlet, Tek Millet" şiarına ve halklarımızın sarsılmaz kardeşlik bağlarına adeta gölge düşürmektedir. 24 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu marjında Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Dışişleri Bakanı Konstantinos Kombos arasında gerçekleşen diplomatik temas, sıradan bir görüşme olarak geçiştirilemez. Bakü yönetiminin GKRY'nin toprak bütünlüğünü tanıma ve karşılıklı büyükelçilik açma adımları attığına dair iddialar, Türkiye ile Azerbaycan ilişkilerinde son derece tehlikeli bir kırılma noktasına işaret etmektedir.

Kıbrıs davası, Türkiye için sadece jeopolitik bir mesele değil; Doğu Akdeniz’deki varlığımızın, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndaki (KKTC) soydaşlarımızın can güvenliklerinin ve egemenlik haklarının kırmızı çizgisidir. Türkiye, her şartta ve her uluslararası krizde Azerbaycan’ın haklı davasının, Karabağ’ın özgürleşme mücadelesinin en ön saflarında durmuş; diplomasi sahnesinde de askeri alanda da Bakü’nün yanında tereddütsüz saf tutmuştur. Karabağ’da kazanılan zaferin arkasında yatan en büyük güç, şüphesiz ki Anadolu ve Azerbaycan halklarının yekvücut olmasıydı.

Ancak bugün Aliyev hükümetinin atığı bu diplomasi adımları, Ankara ile Bakü arasında gerilimi tırmandırmakla kalmayıp, Türkiye halkının ve KKTC'deki kardeşlerimizin vicdanında derin bir yara açmaktadır. Türkiye’nin varoluşsal bir güvenlik meselesi olarak gördüğü Kıbrıs konusunda, GKRY ile masaya oturmak ve diplomatik meşruiyet tanıma yoluna gitmek; tarihsel dayanışmamıza ve stratejik ortaklığımıza ne yazık ki bağdaşmamaktadır.

Burada asıl sorulması gereken soru şudur: Yüzyıllara dayanan, kanla ve canla pekişmiş halkların kardeşliği, geçici siyasi hesaplara ve diplomasi oyunlarına mı kurban ediliyor?

Siyasiler ve hükümetler gelip geçicidir; fakat Türk milletinin Bakü’den Lefkoşa’ya, İstanbul’dan Gence’ye uzanan gönül bağı kalıcıdır. Devlet yönetmek, stratejik hamleler yapmayı gerektirebilir; ancak hiçbir diplomatik maneuvers, kendisini her kulvarda karşılıksız destekleyen kardeş bir milletin hassasiyetlerini göz ardı etme lüksünü vermez. Bakü yönetiminin GKRY ile attığı veya atmaya hazırlandığı bu adımlar, halkların kardeşliğine indirilen ağır bir darbedir.

Diplomaside "çıkarlar" konuşabilir; ancak kardeşlik Hukuku çıkarların ötesindedir. Aliyev hükümetinin bu tutumu gözden geçirmesi, Ankara ile ilişkilerde tırmanan bu gerilimi derinleştirmek yerine, tarihin ve ortak geleceğimizin sorumluluğuna uygun şekilde hareket etmesi elzemdir. Aksi takdirde, siyasetin dar koridorlarında alınan bu kararların faturasını, birbirine canı pahasına bağlı olan halklarımız ödeyecektir.

Milletlerin kardeşliği, koltuk hesaplarına ve masalardaki tavizlere feda edilemeyecek kadar kıymetlidir!