Anne Baba Hayattayken Kıymet Bilmek

Anne Baba Hayattayken Kıymet Bilmek

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Mayıs 26, 2026 - 09:52

İnsanoğlu gerçekten garip… Bayramda anne babasının elini öpmeye gitmemek için türlü bahaneler bulur; işi çıkar, vakti olmaz, yolu uzak gelir… Ama gün gelir, o gitmeye üşendiği insanların mezarına ulaşmak için yollar aşar. Mezarlık yolları dolar taşar… Çünkü insan, bazen kıymeti kaybedince anlar.

Oysa anne baba; bu dünyada karşılıksız seven, evladının yükünü kendi omzunda taşıyan en büyük nimettir. Bir anne, evladı gelsin diye kapıya bakar… Bir baba, telefon çalsın diye sessizce bekler… Çocuk büyür, evlenir, yuva kurar; ama bazıları anne babasını ikinci plana atar. Hele bir de hayırsızlık girerse araya, eşinin sözüyle anne babasından uzaklaşırsa, “Bu bayram değil, seneye giderim…” diyerek erteler durur.

Ama insanın aklına şu soru gelmez: “Acaba o seneye anne babam kalacak mı?”

Bir annenin en büyük mutluluğu, evladının sesini duymaktır. Bir babanın en büyük huzuru ise evladının kapısından içeri girdiğini görmektir. Onlar para değil; ilgi ister, sevgi ister, hatırlanmak ister.

Dinimizde anne babanın yeri çok büyüktür. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de: “Rabbin, kendisinden başkasına ibadet etmemenizi ve anne babaya iyilik etmenizi emretti.” buyurur. Çünkü anne babaya hizmet etmek sadece vicdani bir görev değil, aynı zamanda kulluk vazifesidir.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed de şöyle buyurmuştur: “Cennet annelerin ayakları altındadır.” Bir başka hadisinde ise: “Allah’ın rızası, anne babanın rızasındadır.” buyurmuştur.

Bugün yanında oturan annenin kıymetini bilmezsen, yarın mezar taşına sarılıp ağlamanın faydası olmaz. Hastalığında elini tutmadığın insanın mezarına çiçek götürmek, vicdanı susturmaz. Sağlığında duasını almayan insanın, öldükten sonra ettiği duaların içinde hep bir eksiklik kalır.

Unutmayalım… Hayat, insanın ektiğini biçtiği bir yoldur. Bugün anne babasına nasıl davranıyorsa, yarın kendi evladından da aynısını görür. Çünkü herkes bir gün anne olur, baba olur… Ve insan, en çok yaşattığını yaşar.

Anne baba kırılmaz değildir; ama kırıldıklarında içlerine ağlarlar. Bir “Nasılsın?” sözüne, bir sarılmaya, bir ziyarete hasret kalırlar. Bu yüzden vakit varken arayın… Vakit varken gidin… Ellerini öpün… Dualarını alın… Çünkü bazı pişmanlıkların bu dünyada telafisi yoktur.

İyi evlat olmak sadece maddi yardım etmek değildir. Anne babanın gönlünü almak, hastalığında yanında olmak, yaşlandığında elinden tutmak; onları yük değil, emanet bilmektir. Çünkü anne baba yaşlandığında aslında yeniden çocuk olur… Ve o zaman evladının merhametine ihtiyaç duyar.

Bir gün herkes susar… Evler sessizleşir… Kapılar kapanır… Geriye sadece: “Keşke biraz daha yanında olsaydım…” cümlesi kalır.

Bu yüzden anne baba hayattayken kıymet bilmek gerekir. Çünkü mezar taşına dökülen gözyaşı değil; hayattayken verilen sevgi değerlidir.