Bayram Yaklaşıyor…
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Bayram yaklaşıyor… Ama insanın içine eski bayramlar uğramıyor artık. Ne aynı sofralar kaldı, ne aynı sesler… Ne de “hep böyle sürecek” sandığımız o güzel günler…
*
Bir zamanlar kalabalık olan evler şimdi sessizliğe alıştı. Çocukluğumuzun geçtiği odalarda artık eksik insanlar var. Dün aynı masada oturduğumuz, aynı ekmeği paylaştığımız insanlar bugün yok. Yarına kimlerin eksileceğini ise yalnızca Allah biliyor…
*
Yeni bir güne daha uyanıyoruz. Kimimiz kırgın… Kimimiz yorgun… Kimimiz ise içindeki sessizliği kimseye anlatamadan yaşamaya devam ediyor. Geçmiş geri gelmeyecek. Söylenmeyen sözler tamamlanmayacak. Bazı yaralar geçecek belki ama izi hep kalacak.
*
Aslında değişen hayat değil… Değişen biz olduk. Büyüdük sandık ama biraz daha yorulduk. Kazandık sandık ama içimizden eksildik. İnsan yıllar geçtikçe anlıyor; ömür uzun değilmiş, sadece insan gençken bitmeyecek sanıyormuş.
*
Kur’an’da şöyle buyurulur: “Her nefis ölümü tadacaktır.” Bunu hepimiz biliyoruz… Ama yine de hiç gitmeyecekmiş gibi yaşıyoruz. Kırıyoruz… Üzüyoruz… Kalp yıkıyoruz… Dünyayı büyütürken vicdanımızı küçültüyoruz.
*
Oysa insanın bu dünyada bırakacağı en büyük miras; malı değil, güzel ahlakıdır. Çünkü bir gün herkes susar… Ama bir insana yaptığın iyilik, yıllar geçse de unutulmaz.
*
Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur: “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.”
*
Belki de hayatın özü tam olarak budur… Bir gönle dokunabilmek. Bir yetimin başını okşayabilmek. Bir yaşlının duasını alabilmek. Kırılmış bir kalbi onarabilmek…
*
Bugün çoğumuz dünya telaşına öyle kapılmışız ki; sevmeyi erteliyoruz… Özür dilemeyi erteliyoruz… Hâl hatır sormayı bile erteliyoruz. Sanki zaman hiç bitmeyecekmiş gibi… Sanki ölüm başkalarının kapısını çalacakmış gibi…
*
Oysa hayat; bir sabah var, bir akşam yok. Ne gençlik kalıyor elde… Ne güzellik… Ne de ömür…
*
İnsan yaş aldıkça içinde **“keşke”**ler çoğalıyor. “Keşke annemin babamın kıymetini daha çok bilseydim…” “Keşke kırdığım kalbi tamir etseydim…” “Keşke bazı insanları geç olmadan anlayabilseydim…”
*
Ama insan nefes aldığı sürece hâlâ geç değildir. Belki de en büyük imtihan; kırmadan yaşayabilmek, kalp yormadan konuşabilmek ve bu dünyanın geçici olduğunu unutmadan yürüyebilmektir.
*
İyi insan olmak; sadece ibadet etmek değil, bir kalbi incitmekten korkmaktır. Sadece konuşmak değil, dinleyebilmektir. Sadece kendini düşünmek değil, bir başkasının derdiyle dertlenebilmektir.
*
Çünkü günün sonunda bu dünyadan hepimiz geçip gideceğiz. Bizden geriye ne paramız kalacak, ne makamımız… Geriye sadece iki şey kalacak: Dualar ve bıraktığımız izler…
*
O yüzden hayatı ertelemeyin. Sevdiklerinize vakit ayırın. Anne babanızın duasını alın. Kırgınlık taşımayın. Bir garibin gönlüne dokunun. Çünkü bazen içten edilen bir dua, bir insanın bütün ömründen daha değerlidir.
*
Ve unutmayın… İnsan dünyada ne biriktirdiğiyle değil, ne yaşattığıyla hatırlanır.