SİYASETİN KAVGASI VATANDAŞIN OMZUNDA

SİYASETİN KAVGASI VATANDAŞIN OMZUNDA

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Mayıs 23, 2026 - 20:49

Türkiye’de insanlar artık sadece ekonomik yük taşımıyor; aynı zamanda bitmeyen siyasi gerilimlerin yorgunluğunu da omuzlarında hissediyor.

Televizyonu açıyoruz, tartışma…
Sosyal medyaya giriyoruz, öfke…
Meclise bakıyoruz, karşılıklı suçlamalar…

Her gün yeni bir polemik, yeni bir restleşme…

Peki vatandaş ne konuşuyor?

Pazar fiyatlarını…
Kirayı…
Faturaları…
Çocuğunun geleceğini…
Geçim derdini…

Asıl meseleler ortadayken siyaset çoğu zaman çözüm üretmekten uzaklaşıp kavga diline sıkışıyor.

Oysa vatandaşın beklentisi çok açık:

Daha güvenli bir gelecek…
Daha güçlü ekonomi…
Daha adil bir sistem…
Daha yaşanabilir bir hayat…

İnsanlar artık birbirini suçlayan değil, sorun çözen siyaset görmek istiyor.

Çünkü makamlar geçici…

Bugün sahip olunan koltuklar yarın başkasının olabilir.

Ama geride kalan; toplumda oluşan kırgınlıklar, büyüyen kutuplaşma ve kaybedilen yıllar olur.

Demokrasilerde farklı görüşler doğaldır.

Muhalefet olur…
Eleştiri olur…
Sert tartışmalar da olabilir…

Fakat farklı düşünmek, birbirini düşman görmek anlamına gelmemelidir.

Bir ülkenin siyasi dili sertleştikçe toplumsal dili de sertleşir.

Bugün insanlar bazen selam verirken bile karşısındakinin siyasi görüşünü tartıyor.

Bu sağlıklı bir toplumsal iklim değildir.

Her seçim döneminde benzer manzaralar yaşanıyor:

Sert söylemler…
Kutuplaştırıcı ifadeler…
Ağır suçlamalar…

Sonra seçim bitiyor.

Ama oluşan gerilim toplumun içinde kalıyor.

Ve bedeli çoğu zaman siyasetçiler değil;

İş arayan genç ödüyor…
Ay sonunu getirmeye çalışan emekli ödüyor…
Çocuğunun geleceğini düşünen anne baba ödüyor…

Türkiye’nin bugün daha fazla gerilime değil, daha fazla sağduyuya ihtiyacı var.

Bağıran siyasetçilere değil…

Konuşabilen, dinleyebilen ve çözüm üretebilen siyaset anlayışına ihtiyaç var.

Çünkü bu ülke ortak bir vatandır.

Aynı sokaklarda yaşıyoruz.
Aynı ekonomik zorlukları hissediyoruz.
Aynı bayrağın altında geleceğimizi kurmaya çalışıyoruz.

Siyasetin görevi toplumu germek değil, topluma güven vermektir.

Unutulmamalıdır ki;

Bir ülkeyi güçlü yapan yalnızca ekonomi ya da kurumlar değildir.

Toplumu ayakta tutan en büyük güç, insanların birbirine duyduğu güven ve ortak birlik duygusudur.

Ve o duygu zayıfladığında kaybeden hiçbir parti olmaz…

Kaybeden, doğrudan millet olur.