Mutlak Butlan Siyasete Çözüm Olur Mu?

Mutlak Butlan Siyasete Çözüm Olur Mu?

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Mayıs 23, 2026 - 10:11

Türkiye’de siyaset lider eksenli yapıldığı için, partilerin kurumsallaşması bir türlü tam anlamıyla gerçekleştirilemiyor. Parti siyaseti çoğu zaman kısır döngüye sıkışıyor ve iç meselelere çok fazla zaman harcıyor. Türkiye’de uzun zamandır kayyum tartışmalarıyla meşgul edilen kamuoyu, şimdi de “mutlak butlan” kavramıyla tanışmış oldu.
*
Cumhuriyet Halk Partisi’nin 4-5 Kasım 2023 tarihinde yapılan genel kurul seçiminden bu yana geçen süreç bir türlü durulmadı. İç çekişmeler, çalkantılar, delege tartışmaları ve kurultay süreci etrafında yürüyen iddialar CHP’nin gündeminden düşmedi. Geçen süre içerisinde sürekli bir tartışmanın yaşandığı CHP’de üç defa kurultay yapıldı. Önce Bursa’dan bir partili 2023 yılında yapılan kurultayı mahkemeye taşıdı. Ardından Hatay eski Büyükşehir Belediye Başkanı 2025 yılında mahkemeye başvuruda bulundu.
*
Üç buçuk yıl süren “mutlak butlan” davası nihayetinde 21 Mayıs 2026 tarihinde kararını açıkladı. Kararda, 4-5 Kasım 2023 tarihinde yapılan CHP Kurultayı açısından başa dönüldü ve şimdiye kadar yapılan kurultayların geçersiz olduğu kabul edildi. Kemal Kılıçdaroğlu ve o dönemki parti yönetimi tekrar göreve getirildi.
*
Türkiye’de siyaset lider merkezli yapıldığı için kurumsallaşma sağlıklı biçimde gelişemiyor. Parti lideri kadroları, milletvekillerini, belediye başkanlarını, il başkanlarını, ilçe başkanlarını ve hatta parti delegelerini belirliyorsa, orada kurumsallaşma oluşmuyor. Lider değiştiğinde parti üst yönetimiyle birlikte parti politikaları da değişiyor, siyasi hafıza zayıflıyor. Bu durum ise partileri güçlü kurumlar olmaktan çıkarıp kırılgan yapılara dönüştürüyor.
*
“Mutlak butlan” gibi hukuki kavramlarla siyasette uzun süredir bu kadar yoğun karşılaşılan bir durum değildi. Hukukta mutlak butlan, baştan itibaren geçersiz sayılan işlemleri ifade eder. Eğer bir siyasi partinin yıllar önce yaptığı kurultay bugün bu kavram üzerinden tartışılıyorsa, bu durum yalnızca teknik bir hukuk meselesi değildir; aynı zamanda partinin kendi iç meşruiyetinin toplum nezdinde tartışmalı hale gelmesidir.
*
Toplumun bunca sorunu ve sıkıntısı varken, ana muhalefet partisinin politika üretmek yerine hukuki tartışmalarla uğraşması siyasi itibarını ciddi manada zedeler.
*

Parçalanan Partiler ve Küçülen Siyaset

Son on yıl içerisinde Türk siyasetinin genelinde belirgin bir parçalanma eğilimi görülmektedir. Merkez sağın bölünmesi, muhafazakâr tabanın beş-altı partiye ayrılması, milliyetçi hareketlerin kendi içinde farklı yapılara bölünmesi ve sol siyasetin küçük yapılar etrafında dağılması bunun açık örnekleridir. Türkiye’de artık büyük ideolojik hareketlerden çok, daha küçük ama daha sert kimlik kümeleri oluşmaktadır.
*
Bu durum, siyasetin halk nezdinde itibar kaybetmesine ve çözüm üretme noktasında yetersiz görülmesine sebebiyet vermektedir.
*
Bu parçalanmanın birkaç temel nedeni vardır. Birincisi, siyasal partilerin toplumsal dönüşümü okuyamamasıdır. Genç seçmenin davranışı ideolojik olmaktan çok daha realisttir. Genç seçmen artık parti sadakatiyle hareket etmiyor. Ömür boyu bir partiye bağlanma düşüncesi bugünkü gençlerde karşılık bulmuyor. Seçmen tercihi daha değişken hale gelmiş durumda. Ancak günümüz siyasetine yön verenlerin bu durumu ne kadar okuyabildikleri meçhul.
*
Yapay zekâ çağına geldiğimiz bu dönemde eski tarz siyaset artık yeni nesle çözüm üretemiyor.
*
İkinci neden ise siyasette yer alan insanların günümüz teknolojilerine ayak uydurmada, fikir üretmede ve proje geliştirmede yetersiz kalmasıdır. Siyaset yapanlar uzun vadeli, maliyetli, düşünce yoğunluğu ve yoğun çalışma temposu gerektiren toplum projeleri yerine kısa vadeli popülist politikalarla vakit kaybediyor. Basit ve suni problemler oluşturarak, kriz çözme görüntüsüyle gündemde kalmaya çalışıyorlar.
*
Böyle olunca siyaset, büyük ideallerin değil geçici kamplaşmaların alanına dönüşüyor.
*
Üçüncü ve en önemli neden ise siyasi kurumların zayıflamasıdır. Toplum nezdinde itibar kaybeden siyasi yapıların çağdaş liderler ve güçlü kurumlar oluşturamamasıdır. Demokrasinin söylemde kaldığı, siyasi partilerin parti içi demokrasiyi işler hale getirmediği bir ortamda demokratik anlayış nasıl gelişebilir?
*
Güçlü demokrasilerde siyasi partiler yalnızca liderleriyle değil, kadrolarıyla icraat gösterir. Ancak Türkiye’de çoğu parti liderin gölgesinde şekilleniyor. Lider ayrıldığında parti küçülüyor, bölünüyor ya da etkisini kaybediyor.
*

Demokrasi Açısından Tehlike ve Türkiye’nin Geleceği

Demokrasi ve hukuk devleti açısından sürekli parçalanan ve küçülen siyasi partiler, toplumun ortak paydada buluşmasını zorlaştırır. Küçük partiler temsiliyet açısından çoğulculuk gibi görünse de ülke ölçeğinde politika üretme ve karar alma süreçlerinde ciddi handikapların oluşmasına sebebiyet verir. Bu da ülkenin siyasal itibarını zayıflatır.
*
Mutlak butlan davasında ana muhalefetin iç hukukunun tartışmalı hale gelmesi ülkemiz açısından büyük bir kayıptır. Güçlü iktidar ancak güçlü bir ana muhalefet ve güçlü muhalefet partileriyle mümkün olur. Sağlıklı politikaların yürütülebilmesi için güçlü bir muhalefete ihtiyaç vardır.
*
Muhalefetin sürekli iç meseleleriyle uğraşması, bölünüp çoğalması Türkiye’de toplumsal denetim mekanizmasını zayıflatır. Ayrıca dış odaklara karşı ülkemizi daha korunaksız hale getirir.
*
Bugün Türkiye siyasetinin belki de en büyük ihtiyacı yeni bir siyasal ahlaktır. Kişilere bağlı değil ilkelere bağlı partilere, slogan yerine fikir üreten kadrolara ve kısa vadeli hesaplar yerine uzun vadeli demokratik kurumlara ihtiyaç vardır.
*
Demokrasi yalnızca sandık değildir. Demokrasi aynı zamanda kurumların güven vermesi, siyasi partilerin kendi içinde şeffaf ve tutarlı olması ve toplumun geleceğe dair ortak bir hikâye kurabilmesidir. Türkiye’nin bugün yaşadığı sorun ise tam olarak bu ortak hikâyenin giderek parçalanmasıdır.
*
Dünya gündeminde savaşlar, ekonomik kapışmalar ve yapay zekâ odaklı politikalar yürütülürken, Türkiye’nin mutlak butlan davası ile uğraşması zaman kaybıdır. Ülkeyi bir süre daha iç meselelerle meşgul etmek kısa vadede gündemi doldursa da uzun vadede Türkiye’ye çok şey kaybettirir.
*
Sonuç olarak, mutlak butlan siyasete çözüm üretmez; aksine siyasetin kurumsallaşma krizini daha görünür hale getirir. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey yeni kriz başlıkları değil, güçlü kurumlar, ahlaklı siyaset, gerçek demokrasi ve toplumun geleceğine umut verecek ortak bir siyasal akıldır.