SUMUD ARTIK BİR GEMİ DEĞİL, GAZZE’NİN SESSİZ ÇIĞLIĞIDIR
Miraç Uğur Çallı Mayıs 23, 2026
Miraç Uğur Çallı Mayıs 23, 2026
Miraç Uğur Çallı Mayıs 22, 2026
Sıla Akçaat Mayıs 23, 2026
Sıla Akçaat Mayıs 23, 2026
Elif Balaban Mayıs 22, 2026
Mehmet Kemal Pekel Mayıs 23, 2026
Elif Balaban Mayıs 23, 2026
Mehmet Coşar Mayıs 22, 2026
Beyza Alkan Mayıs 23, 2026
Kadriye Şahin Mayıs 23, 2026
Elif Balaban Mayıs 23, 2026
Elif Balaban Mayıs 23, 2026
Duran Atak Mayıs 23, 2026
Mehmet Coşar Mayıs 22, 2026
Ayşegül Çalışır Mayıs 23, 2026
Elif Balaban Mayıs 23, 2026
Kadriye Şahin Mayıs 23, 2026
Bazı yolculuklar vardır… Vardığınız limanla değil, çıktığınız yürekle tarihe geçer.
*
Sumud filosu işte tam da böyle bir yolculuğun adı oldu.
*
Başlangıçta belki bir yardım filosu olarak görüldü. İçerisinde vicdan taşıyan insanların Gazze’ye ulaşma çabası olarak değerlendirildi. Ama dünyanın gözü önünde yaşananlar gösterdi ki Sumud artık sadece yardım taşıyan bir filo değildir. Sumud; abluka altındaki bir halkın sesi, bombaların susturamadığı çocukların duası, dünyanın görmezden geldiği insanlığın vicdanıdır artık.
*
Ve şüphesiz bu yolculuğun en çok ses getiren taraflarından biri, HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı’nın o filoda yer almasıydı.
*
Çünkü mesele sadece bir gemiye binmek değildi… Mesele, dünyanın sustuğu yerde insanlığın yanında durabilmekti.
*
İsrail’in aşırı sağcı bakanı Ben Gvir’in paylaşımlarında özellikle “HAK-İŞ Genel Başkanı nerede?” sorusunun dolaşması bile aslında başka bir gerçeği ortaya koyuyordu: Onlar, karşılarında sadece yardım gönüllülerini değil; emeğin vicdanını, Türkiye’nin merhametini ve milyonların dualarını gördüler.
*
HAK-İŞ’in yıllardır emek mücadelesi veren duruşu, bu kez Gazze’nin yaralı sokaklarında insanlık mücadelesine dönüştü.
*
Çünkü bazen bir sendika yalnızca işçinin hakkını savunmaz… Bazen insanlığın kaybolan vicdanını da savunur.
*
Ama bütün bu yaşananlar içinde öyle bir an vardı ki… Belki de milyonların yüreğine en ağır dokunan şey buydu.
*
Fatma Zengin’in gözlerindeki o kırgınlık…
*
“Bayramı Gazzeli kardeşlerimle geçirmek istedim… Onlara kendi ellerimle bir şeyler hazırladım ama göremedim…”
*
Bu cümle sıradan bir üzüntü değildi. Bu, anneliğin Gazze’ye uzanan halidir. Bu, sınırların durduramadığı merhamettir. Bu, kendi evladına sarılır gibi Gazze’deki çocuklara sarılmak isteyen bir yüreğin sessiz çöküşüdür.
*
İnsan bazen bir cümlenin içinde ağlar. İşte dünya, Fatma Hanım’ın o sözlerinde aslında Türkiye’nin kalbini gördü.
*
Çünkü bu millet farklıdır.
*
Bizim coğrafyamızda mazlumun dini, dili, ırkı sorulmaz. Bizim yüreğimiz Gazze’dir. Bizim vicdanımız Kudüs’tür. Bizim dualarımız, enkaz altında annesini arayan çocukların üzerinedir.
*
Bugün dünya susabilir… Birleşmiş Milletler sadece açıklama yapabilir… Batı, insan haklarını sadece kendi çıkarına göre hatırlayabilir…
*
Ama Türkiye sustuğunda vicdan susar.
*
İşte bu yüzden dünyanın umudu hâlâ Türkiye’dir.
*
Çünkü biz; bir çocuğun gözyaşını diplomatik metinlerden daha önemli gören bir medeniyetin çocuklarıyız.
*
Sumud filosu belki Gazze kıyılarına ulaşamadı… Ama insanlığın kalbine ulaştı.
*
Ve artık herkes şunu biliyor:
*
Gazze yalnız değildir. Çünkü Türkiye’nin yüreği hâlâ Gazze için atmaktadır.
Yusuf Küçük Mayıs 23, 2026
Öznur Ülger Mayıs 23, 2026
Umut Metehan Avcı Mayıs 23, 2026
Muhsin Akıl Mayıs 23, 2026
Hidayet Bay Mayıs 23, 2026
Zahit Borak Mayıs 23, 2026
Dr. Mehmet Arslan Mayıs 23, 2026
Faruk Kavaklı Mayıs 22, 2026
Osman Doğan Mayıs 22, 2026
Mehmet Saim Bilge Mayıs 22, 2026
Yusuf Küçük Mayıs 22, 2026
Bu site, hizmet kalitesini artırmak ve kişiselleştirilmiş içerik sunmak için çerezleri kullanmaktadır. Siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımını kabul etmiş olursunuz. Detaylar için [Çerez Politikası]'nı inceleyebilirsiniz.