ÇILGIN, SINIRÖTESİ VE RİSKLİ GAZETECELİK ve YAZARLIK !..

ÇILGIN, SINIRÖTESİ VE RİSKLİ GAZETECELİK ve YAZARLIK !..

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Temmuz 31, 2026 - 23:47

Değerli okuyucularım, keşke öngörülerim, tahminlerim ve iddialarım gerçek çıkmasa! 46 yıllık gazeteci-yazarlık hayatımda yüzlerce tahmin ve iddialarımın ‘doğru’ çıkması yüzünden bir ara adım kahine, müneccime ve her şeyi bilen adama çıkmıştı! Yazılı, görsel ve sosyal medyada bu konuda hakkımda birçok yazı, haber, yorum yayınlanmıştı. Yazılarım ve haberlerim için komplo teori, uçmuş/sıyırmış, kafayı bozmuş, hayalperest bu adam diyenler oldu. Bu eleştirilerden etkilenmedim. Hakkımda kim ne düşünürse düşünsün saygım vardı.

İddialarımda yanılma payım yüzde 10’dur. Genellikle yüzde 90’ı doğru çıkar! İddialarımdan bazılarından bahsedeceğim. 1982 Esenboğa Havaalanı’da Ermeni Terör Ögütü ASALA’nın terör eylemi yapacağını iki hafta öncesinden yazmıştım! Ergenekon diye hayali bir örgüt üzerinden ulusalcı/milli insanlara yönelik büyük operasyonların başlayacağını 7 ay öncesinden, gizli bir örgüt  (FETÖ) tarafından kurulan tuzak/kumpas ile CHP’de Deniz Baykal’ın gideceğini ve yerine Kemal Kılıçdaroğlu’nun getirileceğini 3 ay öncesinden, Paralel Yapı/FETÖ’nün darbe teşebbüsünde bulunacağını iki yıl öncesinden yazmıştım.

Bunlar görülen somut eylem ve olaylar! Ya bir de Türkiye’de ve dünyada neler olacağıyla ilgili yüzlerce tahmin ve iddialarımın bir bir gerçek çıkması!.. Maalesef bunlar üzerinde durulmuyor! Çünkü soyut iddia ve tahmin oldukları için!.. Somut iddia ve tahminler olsa medyanın, devletin ve toplumun dikkatini çekecekti!..

Kısaca, Türkiye’de benim gibi kaç gazeteci-yazar var diye sormak isterim! Benim yaptığım çılgınca, (sınırları zorlayan ki sınırötesi) her türlü riske (ölümüne ve gözü-kara ir şekilde) giren gazetecilik ve yazarlık dersem daha iyi olur. Çünkü 46 yıllık gazetecilik ve yazarlık hayatımda birkaç kez kurşunlandım, İstanbul’da işyerim kundaklandı (tüm vücudum yanmıştı, 3 ay komada, sonra 3 yoğun bakımda ve iki yılda ancak iyileşebilmiştim). Ayrıca bir kez kaçırılarak tehdit edildim (oysa ki sayısız tehditler alıyordum), bir kez de yine yabancı istihbarat birimleri tarafından kaçırıldım, 10 gün misafir edildim vs, vs… Ve bütün bunlara rağmen hiçbir pişmanlık duymuyorum, çünkü ben mesleğimdeki her fedakarlığı milletim ve devletim için yapıyorum.

Gazeteciliğe Konya’da 1978’de amatörce başladım. 1980 sonrası profesyonelce devam ettim. Bu mesleği yapmamdaki en büyük sebep devletime ve milletime basın yoluyla en iyi bir şekilde hizmet etmek. Gazeteciliğe başladığım yıl (1978) içinde devlet ile tanıştım. Yani, askeri, bürokrat, yerel yöneticiler, istihbarat (Polis, MİT, Yargı ve Emniyet) çevreleriyle haşır-neşir oldum. Dönemin 2. Ordu Komutanı Orgeneral Vecihi Akın Paşa ve daha sonra da Orgeneral İbrahim Şenocak, Orgeneral Bedrettin Demirel ve Orgeneral Mehmet Buyruk ile dostluklarım oldu. Yine dönemin valileri Lütfi Tuncel ve Kemal Katıtaş ile de dostluklarımız uzun süre devam etmişti.  Tabi ki dönemin belediye başkanları, başsavcılar, emniyet müdürleri, kurum başkan veya müdürleri vs…

Gazetecilikte riski severdim! O yıllarda Konya’nın Sesi (Anadolu’da Bugün) gazetesini çıkartıyorduk. Askeri çevremden bana gelen çok önemli bir istihbaratı gazetemizde değerlendirdik. Hatta hayal-meyal hatırlıyorum Konya’nın Sesi/(Anadolu’da Bugün gazetesinde UÇAKLA GELEN BOMBA başlığı altında bir haber yapmıştık! Haberin içeriği çok yakında Ermeni Terör Örgütü ASALA, Ankara Esenboğa Havalimanında bir terör eylemi gerçekleştirecek olması. Ben hemen Ankara’ya gitmiştim. Hiç unutmam böyle bir olayın olacağını gazeteci Halil Nebiler ile paylaşmıştım. Onun misafiri olup birkaç gün olayın gerçekleşmesini bekledik. Ve 1982 yılında olay gerçekleşti. ASALA, Ankara Esenboğa Havalimanında terör eylemini yaptı. Sonrası malum, aldık başımıza dert! Emniyet, MİT… Sen bu bilgiyi nerden elde ettin, böyle bir haberi nasıl yaparsın vs, vs… 2. Ordu olmasıydı inanın başım olağanüstü derde girecekti! Beni bu dertten 2. Ordu kurtardı.

O yıllarda Konya’da Han Cinayeti işlenmişti. Bu olayı haber yapmak için dönemin Başsavcısı ve diğer savcılarına rica ettim, olayı çözmek için cezaevine girdim. Ve çözdüm de… Yine gazeteci arkadaşım merhum Rıza Poçan ile SORGU gazetesini çıkartırken (ben yazı işleri müdürüydüm) çok büyük riskli haber yapıp yazılar (doğru ya da yanlış!) yazmıştık! Rıza Poçan ve benim hakkımda 22 dava açılmıştı. Davayı açanlar arasında Vecihi Akın paşa, iş adamı Rahim Özkaymak, eski belediye başkanı Yılmaz Kulluk ve daha sayamayacağımız o kadar tanınmış ve ünlü iş adamı, asker, bürokrat vs. insan vardı ki… Dönemin Emniyet Müdürü Hamza Esin’le ayrı bir kavgamız vardı!

Konya’daki şu andaki gazeteci arkadaşlarımız bunları bilmez. Bazıları belki… Fakat Yeni Meram sahibi Mustafa Bahçıvan, Konya Postası gazetesi sahibi Durmuş Alagöz, Yarın Gazetesi sahibi Ali Güneri ve Yeni Konya sahibi (merhum) Adil Gücüyener bütün gelişmelerin ve olayları çok iyi biliyorlardı. Aynı şekilde dönemin Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Rıdvan Bülbül, Hürriyet Gazetesi Konya Temsilcisi (merhum) Mehmet Gazel, merhum İhsan Kayseri, Cengiz Dönmez ve ismini sayamayacağım daha birçok gazeteci büyüklerimiz ve arkadaşlarımız çok iyi biliyorlardı.

Konya’da gazeteciliğim fazla sürmedi ve İstanbul… Mesleğimi 20 yıla yakın da İstanbul’da devam ettim. İstanbul’da Türkiye’de Rapor gazetesi… Kendi yayınımız Haber’de Damga… Doğru Haber vs… Haber’de DAMGA gazetesinde merhum ses sanatçımız Ferdi Tayfur ile ilgili ilginç bir haber yapmıştık. Bu haberi şu anda Konya’da gazetecilik yapan Duran Çölcü ile birlikte yapmıştık. Konyamızın meşhur sanatçılarından (müzik) Timur Alpsakarya’nın Ferdi Tayfur ile ilgili bize anlattığı çok ilginç bilgileri haber yapmıştık. Haber konusunu yazmak istemiyorum! Merhum Ferdi Tayfur’un çok özel ailevi bir konusuydu. Kendisi rahmetli olduğu için bahsetmiyorum etik değil! Bu haber sebebiyle Ferdi Tayfur beni İnci Baba’ya şikayet etmişti. Daha sonra yanıma gelip özür diledi. Ama bize vermiş olduğu sözü yerine getirdi. Yani, (yılar sonra da olsa) çok özel ailevi sorununu çözdü.

Bu mesleği yaparken daha büyük risklere de girdim. Sırf haber yapmak için mafya dünyası ile irtibatlarım oldu. Terör örgütleri ve yabancı istihbarat birimleri içine adamlar sızdırdım! Tabi bazen başımıza olmadık şeyler de geldi! Demiştim ya RİSK! Ölümü göze alacaksın! Gerekirse öleceksin! Çünkü ne kadar gazetecilik ve yazarlık için yapsam da aslında her şeyi devletim ve milletim için yapıyordum! Beni çok iyi tanıyanlar ne demek istediğimi de çok iyi anlar!..

Yıllardır gerek köşe yazılarımda ve gerekse yapmış olduğum haberlerde yakın tarih ve günümüzdeki çok önemli olayların perde arkasını aydınlatmak için yapmış olduğum araştırmalar ve istihbarat çalışmaları sonucunda iddialarım, tahminlerim, öngörülerim, tespit ve teşhislerim her zaman doğru çıkması maalesef medya dünyasında dikkatli üzerime çektim!

Aynı şekilde siyasi, stratejik, teknolojik, ekonomik ve toplumsal olaylar üzerine yaptığım analizler de bir o kadar tutarlı ve isabetli olması bu yüzdendir. Ayrıca dış politika ve sosyal olaylar üzerindeki düşüncelerim de devlet erkanının ve okuyucularımın ilgisini çekiyordu. Tabi ki bu başarımının en önemli sebepleri arasında araştırmacı yönümle birlikte istihbarat ve derin konular üzerindeki tecrübelerimin çok büyük faydası olmuştur.

Türkiye’de ve dünyadaki gelişmeler, olaylar üzerine tarihi, siyasi, stratejik, teknolojik, ekonomik ve toplumsal öngörülerimin ‘doğru’ çıkmasının başlıca sebeplerin arasında istihbarat ve psikolojik savaş/(harp) konularındaki uzmanlığım, bu konulardaki derin bilgi birikimimin ve riske görme konusundaki cesaretimin de elbet ki büyük etkisi vardır. Yıllar önce sıradan ve kendi halinde bir gazeteci-yazar iken iddialarının ve tahminlerinin sürekli doğru çıkması maalesef (küçük çapta da olsa!) beni tanınan bir gazeteci yaptı!

Oysaki şöhreti sevmeyen bir gazeteci-yazardım. Ne zaman ki şöhret kokusunu aldım işte o zaman inzivaya çekilirdim. Ya yazılarıma ve haberlerime ara verir, ya telefonumu değiştirir, ya da inzivaya çekilirdim. Gazetecilik hayatımda birkaç kez bunu yaptım. İyi ki de yapmışım ve hiçbir pişmanlık duymuyorum. Gazeteci ve yazarlıkta ilk şöhreti Konya’da Konya’nın Sesi (Anadolu’da Bugün) ve merhum gazeteci arkadaşım (merhum) Rıza Poçan ile birlikte yayınlamış olduğumuz SORGU gazetesinde tatmıştım. SORGU Konya’da yayınlanan yerel bir gazeteydi ama yapmış olduğumuz haberler ve yazılarımız bir anda Türkiye’de duyuldu. Merhum (hemşerimiz) Mustafa Ekmekçi  (Cumhuriyet gazetesi) bizimle (ki Rıza Poçan’la) röportaj yapmak için Konya’ya kadar gelmişti ve misafir etmiştik. Bu sebeple (daha sonra) Cumhuriyet’ten Yalçın Bayer ve Yavuz Okayben (dönemin yurt haberleri müdürü ile tanışmıştım. Ki Yavuz Okayben ile uzun yıllar dostluğumuz sürmüştü.

2000 yılından sonra mesleğimi Ankara’da devam ettirdim. Ve hala da mesleğimi Ankara’da sürdürüyorum. Önce ulusal Anayurt gazetesi… Tam 10 yıl boyunca Anayurt gazetesinde çalıştım! Anayurt’ta yapmış olduğum haberler ve yazmış olduğum köşe yazıları yine beni şöhretin kucağına itti!. Malum CHP’deki kaset skandalı! Sonra MHP kaset skandalı! Ve AK Parti ses kasetleri skandalları! CHP’de Deniz Baykal’ın kaset skandalı ile gideceğini yerine Kemal Kılıçdaroğlu’nun geleceğini 3 ay öncesinden yazdım. Tabi ki önce üç parti liderini de uyarmıştım! Fakat beni dinlemediler, bana inanmadılar. Mecburen yazmak zorunda kaldım. İddialarım GERÇEK çıkınca yine şöhret çanları! Birçok gazete ve televizyon benimle röportaj yapmak istedi. Bu röportaj tekliflerinin çoğunu reddettim. Telefonumu kapatıp Antalya’ya kaçtım! Zaten dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile de Antalya’da görüşmüştüm.

NOT: Değerli okuyucularım; mutlaka yazılarımı titizlikle okuyorsunuzdur! Hakkımda ne kadar bilgi sahibisiniz bilmiyorum. Ne kadar ‘nasıl bir gazeteci-yazar olduğumu’ izah etsem de bugüne kadar bu konuda kapsamlı/detaylı bir yazı yazmadım. O yüzden siz değerli okuyucularımın beni daha yakından tanımanız için bugünkü yazımı yazdım. Tabi ki bu yazımı CUMHA için yazdım. Yazımın devamında medyada hakkımda (iyi ya da kötü) yazılan yazılar, yapılan haberler ve yorumları bölümler halinde Başkent Postası’nda okuyabilirsiniz.