DERİNLİKLERDE KAYBOLMAK ÜZERE
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
İnsan bazen kendisini en iyi tanıdığı yerde değil, en çok yabancılaştığı yerde aramaya başlar. Günler birbirini takip ederken hayatın yüzeyinde yürüdüğünü sanır; oysa her adımda biraz daha derine iner. Söyledikleri azalır, düşündükleri çoğalır. Kalabalıkların ortasında yalnızlaşır, kendi sesinin bile kendisine yabancı geldiği anlarla karşılaşır. Bir zamanlar kesin bildiği şeyler anlamını yitirirken, cevaplarından emin olduğu sorular yeniden karşısına çıkar. İşte o an, insanın kendi derinliklerinde kaybolmak üzere olduğunu fark ettiği andır.
Derinlik, her zaman karanlık demek değildir. Bazen insanın kendisine ulaşabilmesi için bildiği bütün yolları unutması gerekir. Çünkü yüzeyde yaşarken başkalarının çizdiği sınırları kendi sınırları sanır. Başkalarının beklentilerini kendi arzularıyla, toplumun sesini kendi vicdanıyla, alışkanlıklarını karakteriyle karıştırır. Bir süre sonra kendisine ait olduğunu düşündüğü hayatın ne kadarının başkalarının etkisiyle şekillendiğini sorgulamaya başlar. Bu sorgulama kolay değildir. İnsan, kendi içinde karşılaştığı gerçekle dışarıdaki bütün gerçeklerden daha sert biçimde yüzleşebilir.
Bazen bir cümle, yıllardır kapalı duran bir kapıyı aralar. Bazen bir sessizlik, uzun zamandır duyulmayan bir hakikati ortaya çıkarır. Bazen de hiçbir şey olmaz. İnsan yalnızca oturur, düşünür ve kendisini taşıyan dünyanın aslında ne kadar kırılgan olduğunu hisseder. O an, hayatın bütün gürültüsü geride kalır. Ne alkışların anlamı vardır ne de eleştirilerin. Ne kazanılmış bir mevki insanı tamamlar ne de kaybedilmiş bir fırsat onu bütünüyle eksiltir. İnsan, kendisiyle baş başa kaldığında bütün unvanlarından sıyrılır. Geriye yalnızca kim olduğu ve kim olmaktan kaçtığı kalır.
Derinliklerde kaybolmak üzere olan insanın en büyük tehlikesi, karanlığın kendisi değildir. Asıl tehlike, karanlığı hakikat sanmaya başlamasıdır. Çünkü her düşünce doğru değildir, her şüphe bilgelik değildir, her yalnızlık insanı olgunlaştırmaz. İnsan kendi içine indikçe, zihninin ürettiği yanılsamalarla da karşılaşır. Kendi korkularını gerçek, kendi öfkesini haklılık, kendi suskunluğunu üstünlük zannedebilir. Bu yüzden derinlik, yalnızca cesaret değil, aynı zamanda ölçü ister. İnsan kendisine yaklaşırken kendisini kaybetmemeyi de öğrenmelidir.
Hayatın en büyük çelişkilerinden biri şudur: İnsan bazen kendisini bulmak için kaybolur, bazen de kaybolduğunu fark etmemek için sürekli bir yerlere yetişmeye çalışır. Oysa her hareket ilerlemek değildir. Her değişim dönüşüm değildir. Her yeni başlangıç, insanı daha iyi bir yere götürmez. Bazen durmak, yürümekten daha büyük bir irade gerektirir. Bazen bir adım geri çekilmek, insanın kendi hayatına yeniden sahip çıkmasının ilk şartıdır.
Belki de insanın asıl yolculuğu, derinliklere ne kadar indiğiyle değil, oradan neyi beraberinde çıkardığıyla ölçülür. Kendisine dair hangi yanılgılardan vazgeçtiği, hangi hakikatleri kabullendiği, hangi korkularını aşabildiği ve hangi değerlerini bütün karanlıklara rağmen koruyabildiğiyle…
Çünkü insan, kendisini kaybettiği yerde bulabilir; fakat orada kalırsa bulduğu şeyin de anlamını yitirir.
Derinliklerin bir sonu olmayabilir. Her cevap yeni bir soru doğurabilir. Her keşif, bilinmeyenin kapısını biraz daha aralayabilir. Fakat insanın kendisine ait bir yönü olmalıdır. O yön, bazen bir vicdanın sesi, bazen bir hatıranın sıcaklığı, bazen de henüz gerçekleşmemiş bir umudun çağrısıdır.
İnsan derinliklerde kaybolmak üzereyken, onu yeniden yüzeye çıkaran şey her zaman bir ışık değildir. Bazen yalnızca unutmadığı bir değerdir.
Ve belki de bütün mesele budur: Karanlığın içinde ne kadar ilerlediğin değil, karanlık ne kadar büyürse büyüsün, kendinden geriye ne bırakmadığındır.