İSLAMİYET HÜKMÜLLAHA TESLİMİYET
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
İn'il hukm illa lillah. Hüküm Allah'a aittir. İslamiyet Rabbe teslimiyettir. İslamiyet hükmüllah'a teslimiyettir.
Eğer aranızda bir nizalaşma varsa, olursa onu Allah'a ve Resulüne götürün buyurmaktadır Rabbimiz. Yani bütün bunlar anayasal ayetler, bize bir fikir veriyor. Herhangi müminlerin arasında, insanların arasında bir sıkıntı nizalaşma olduğunda adres Allah ve Resulü.
Resul deyince de bunu tabi ki kitap resul, melek resul, insan resul ve resul Allah'tan bağımsız değil. Bakın herhangi bir şahıs ismi verilmiyor. Allah'ın irsaliyesi, elçisi ya melek resuldür, ya insan resuldür, ya kitaptır, irsaliyedir, gönderidir. O da Allah'la ilintilidir. Ve son nokta, burada karışıklık olursa hüküm Allah'a aittir. Hüküm Allah'a aittir. Resullerine de değil, melek de olsa, insan da olsa o Allah'a göre davranmak zorundadır. Son noktada, son celsede hüküm Allah'a aittir. Anayasal ayet de budur.
Kelime-i tevhid dahil bütün bizim imanımız bu ve alem buna şehadet eder. Şahitlik budur. Evet, biz buna şahitlik ediyoruz. Allah'tan başka ilah yoktur. Allah'tan başka hükmüne teslim olunacak yoktur. Allah'tan başka şari, yasa yapıcı yoktur. Allah'tan başka hükümet etme sistemi yoktur, ilahi hükümet etme sisteminden gayrısı meşru değildir. Yargı, tahkim ilahi yargıdır. Gerisi gayrısı cahiliidir. Cahiliye hükmünü mü istiyorsunuz diye Allah Teala'nın bize Kur'an-ı Kerim'de böyle bir suali de vardır. Dolayısıyla hayatın dayandığı, yönetişimin, toplumun dayandığı, temel devletin, milletin, ülkenin dayandığı temel dinamik bu üç ayak Allah'a dayanmak zorunda.
Aslında şunu da anlıyoruz. Yunan mitolojisi var ya, yer tanrısı, gök tanrısı, aslında bunların hepsi Allah'a aittir. Üçlü falan değil. Bakmışlar ki yetki çok büyük.
O zaman bari üçe bölelim. Yani Yunan mitolojisi gibi. Yargı tanrısı, hükümet etme tanrısı, yasama tanrısı, haşa onun dışında da başkaları. Bu aslında fasid bir düşünce. Parçalıyor, sonra o haliyle bile güç zehirlenmesi yaşıyor, sonra bu parçalar arasında sıkıntı çıkıyor. Allah Teala ne buyurdu? İki ilah bile olsa fitne çıkar, sıkıntı çıkar, bunlar birbirine uyumlu olması lazım. Bölüyor, sonra bütünleştirmeye, birleltirmeye çalışıyor.
Demek ki bu kıyafet sana uymuyor arkadaş. Bu yetki, kıyafet senin için değil, bu iş senin değil. Bu yaratma kiminse emir de O'nundur, emir de O'nundur, buyruk O'nundur, buyruk Rabbimiz'indir.
Dikine temellendşrmede de edille-i şer'iye vardır. Edille-i şer'iye, şer'i meşru olan delalet, yasa, dayanak. Bir hükmullah, kitap, iki onun ete kemiğe bürünmüş hali sünnet, resul, kitap, cipril, nebi, üçüncüsü icma-i ümmet, üç kıyas ü fükaha. Bütün bunlar Resul bile nereye dayanıyor? Hükmullah'a dayanıyor, Allah'a dayanıyor. Allah'a rağmen değil, Allah'la eş değil, Allah'lı.
Ashab bile nebi aleyhisselama, ey Allah'ın resulü bu söylediğin Allah'tan mıdır? Kendi beşeri görüşün müdür sorgulamasını yapan, bize öğreten Allah'ın resulünün yol arkadaşları, ashabıdır, davayı sahiplenendirir. Daha ötesi var mı? Resul, nebiye bile bunun Allah'lı olup olmadığı sorulur ama bu sorulmadan ne geldiyse yiyelim içelim derseniz o bedende, o dinde, o dünyada zehirlenir.
İcma-i ümmet de buna denk düşer. İcma-i ümmet yani icma, cem. Ümmet, topluluk, İslam topluluğu.
Onların bir kanaat üzere birleşmeleri, hangi kanaat? Bu nereye bağlı olmak zorunda? Kitaba ve sünnete dayalı olmak zorunda. Nasıl sünnet kitaba dayalı olmak zorundaysa, Allah'ın hükmüne dayalı olmak zorundaysa icma-i ümmet de ikisine birden ve neticede hükmüllaha dayalı olmak ve Allah'lı olmak zorundadır. İcma, cem, cem deyince onunla paralel başka cumhur kelimesi de aslında, cem. Cum her, cem her. Cumhur kelimesi de aşağı yukarı aynı şeye çıkar hatta cumhur u ulema denir değil mi? Ulemanın topluluğu, ulema topluluğu veya ulemanın çoğunluğu.
Bir topluluk, cemiyet ve onların çoğunluğu anlamına cumhur. Bu neye denk düşer aslında, 3. kademe, bir şey çalıştırıyorsa değil mi? Nedir şu anda mesela, cumhuriyet kutlamaları falan. Peki icma-i ümmet nereye dayalı olmak zorunda? Kitaba ve sünnete dayalı olmak zorunda. Kitapsız ve sünnetsiz icma olmaz. Cumhuriyet te olmaz. Ona göre, kitaba göre, anayasa, yasalara göre. Ve yönetmelik, uygulama, tüzükler, sünnet ve onlara uygun ümmetin icması da kıymetlidir, onu da yok sayamazsın. O da kıymetlidir ancak haddini bilerek, hududunu bilerek, Rab'be saygılı bir şekilde.
Peki şu anda bize tavsiye edilen nedir? Bayramı kutlanan nedir? İcma mıdır, ümmet icması mıdır? Değil, haşa, Rab'be saygılı, sünnete saygılı, Allah'lı, İslamlı, İslami cumhuriyet midir? Yok, o iki ana unsuru boşaltmış, boşaltılmış, sonra ümmet bile olmayan bir topluluğun cumhuru. İşte şu anda seçim oldu İsrail'de, dünyadaki mankurtları, psikopatları topladılar, biraz daha siyonizm enjekte ettiler yıllarca psikopatlara, psikopat bir sosyal histerik toplumu, al gülüm ver gülüm, al gülüm ver gülüm, yani mafya elemanları mafya başını seçince mafya başı meşru mu olur? Ya o aklama paklama, seçim böyle bir şey olabilir mi? Veya böyle bir icma, böyle bir cumhur, böyle bir cem bir şey ifade eder mi?
Özellikle İslam'sızsa, Allah'sızsa, hükmüllah'a aykırıysa ve sünnete aykırıysa bu icmai ümmet bile olamaz, üçüncü sıradan bir kıymet bile olamaz. Özellikle ilk iki maddeyi niye boşalttılar, oraları başkalarıyla doldurmak üzere boşalttılar. Nihayetinde şu anda halka seçimde danışılır, rey alınır, çoğu kere kendi bildiklerini okurlar, yıllarca bu böyle olmuştur, zaten halkı dinleyen takan yoktur, ağzına bir parmak bal, işte sen seçtin, suça ortak oldun, peki o üst anayasa, yasama ve tüzükleri kim belirler, o statüde kim vardır? Problem o, neyin cumhuriyeti? Neyin cumhuriyeti, kimlerin cumhuiyeti? İslami mi yoksa gayrimeşru mu, şer'i mi yoksa şer'iyete karşı meşruyete karşı gayrimeşru mu? Ve onları onaylayan halk, cumhur statüsü mü?
Bakın burada korkunç bir tuzak var, halk aynı zamanda birilerinin ilahlaşmasını, ululaşmasını, Allah'ın hükmü yerine hüküm ihdas etmesini, Allah'ın anayasası yerine şeriat ihdas etmesini içeriyor. Halkçılık diye birilerini gaza getirmek var. Egemenlik kayıtsız şartsız senindir diyerek onu gaza getirip egemenliği birilerinin götürmesidir. Bir de, her şey halk adına yapılıyor, o zaman ne oluyor sen suça karıştırılıyorsun, senin adına adam ilahlaşıyor, senin adına başka şeyler yapıyor, senin adına. Sen de bunu onaylıyorsan suç ortağı oluyorsun, Allah muhafaza, korkunç bir suça halk alet ediliyor ve bunu da deli divane kutluyor, bu aslında idamımız masabesindedir, korkunç bir şey, buna karşı aslında biz kendi hakkımızı aramak durumundayız.
Burda yetkili, erbap, buradaki hak sahibi Allah'tır, çekilin oradan, bizi kandırıp efendim apzımıza bir parmak bal, işte çocuk kandırır gibi bir şeker, çikolata verip Allah'ın yetkilerini, ilahlığı, anayasa yapıcı olmayı, şari olmayı, yasa yapıcı olmayı, efendim hükümet edici olmayı, tahkim edici, yargıç olmayı bize yutturamazsınız, bu tuzağa bizi düşüremezsiniz diye bu yanlışa itirazların yükseltilmesi lazım. Bu doğru bir şey değil, hakkani bir şey değil, makul bir şey değil, işte böyle bir durum yaşıyoruz.
Ve sonra kıyası fukaha yani bilir kişilerin reyleri, görüşleri. Halbuki baktığımız zaman İslam halka karşı, halk irdasine karşı değil. Aldatılmasına ve adına ilahlık yetkisi kullanılmasına karşı. Bu doğru bir şey değil. Doğrusu halkın hakkı halka, hakkın hakkı hakka.
Edille-i Şeriyye mantığı felsefesi güzel bü birikim. Kıyası fukahayı icmanın önüne geçirmek veya ümmeti, icmayı sünnetin önüne geçirmek veya sünneti kitabın önüne geçirmek olmaz. Bu gibi bahanelerle bunlar zaten batıl, o halini düşünerek yani kötü halini misal vererek, iyi halini, müspet bir algıyı da karalayan zihniyetler de var. Biz bu doğru değil deriz. Hele Cumhuriyeti, KİTAB ve sünnetin önüne geçirmek veya başkalarını ilahlaştırmak. Bu asla kabul edilemez
Yani sapla samanı karıştırmayalım, tabii ki başta hükmüllahtır, dolayısıyla biz bunu sonuna kadar savunuyoruz, bunu ülkemiz adına, insanlığımız adına, halkımız adına bunu tavsiye ediyoruz. Bunun dışındaki bütün batıl ideolojilere itirazımızı buradan yükseltiyoruz ve tekraren diyoruz ki hüküm Allah'ındır.
İşte bu konuda nizalaşıyoruz, ayrışıyoruz, bölüşüyoruz. Öyleyse bunu Allah'a ve Resulüne götürelim ve hükmü Allah'a bırakalım, emaneti de ehline tevdi edelim. Allah'a emanet.