Raketler Konuşuyor, Biz Duymuyoruz

Raketler Konuşuyor, Biz Duymuyoruz

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Ekim 30, 2026 - 16:54

Berfu Cengiz adını kaç kişi biliyor? Ben size söyleyeyim: Bir yedek futbolcunun adını bilenlerden çok daha azı.

Oysa Berfu, eylülün son haftasında Ankara'da tarih yazdı. Türk Telekom Ankara Open finalinde ilk seti 6-2 kaybetti. Pes etmedi; sonraki iki seti 6-4 ve 7-5 alarak kariyerinin ilk WTA 125 şampiyonluğuna ulaştı. Böylece Çağla Büyükakçay ve Zeynep Sönmez'den sonra WTA düzeyinde tekler şampiyonluğu kazanan üçüncü Türk kadın tenisçi oldu.

Yıllarca tenis antrenörlüğü yapmış biri olarak şunu iyi bilirim: Kaybedilmiş bir setten geri dönmek tekniğin değil, karakterin işidir. Kortta yalnızsınız; ne takım arkadaşınız ne de sizi oyundan alacak bir hoca var. Berfu'nun o finalde yaptığı tam olarak buydu.

Birkaç gün sonra, 1 Ekim'de, bir başka haber geldi. HDI Sigorta, Zeynep Sönmez'in üç yıllık ana sponsoru oldu. Wimbledon'da üçüncü tura çıkan ilk Türk kadın tenisçinin yanında artık güçlü bir marka var.

İki haber yan yana konunca tablo netleşiyor. Türk kadın tenisi yükselişte. Ama bu yükselişi gören marka sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.

2022'de ABD Açık'ı yerinde izleme şansım oldu. Arthur Ashe Stadyumu'nda Nadal'ı ve Williams kardeşleri canlı izledim. Tribünde hissettiğim şey sadece bir maç heyecanı değildi. Dolu tribünler, sporcuların hikâyelerini anlatan dev ekranlar, her köşede o hikâyeye ortak olmak isteyen markalar vardı. Tenis orada bir spor olduğu kadar, iyi anlatılmış bir hikâyeydi.

Bizim şampiyonlarımızın hikâyesini ise kim anlatıyor?

Kortun içinden gelen biri olarak şunu söyleyebilirim: Markaların aradığı şey aslında burada. Disiplin, azim, kaybedilmiş bir setten geri dönüş, uluslararası sahnede Türk bayrağı. Bunlar her reklam ajansının hayalini kurduğu hikâyeler. Üstelik futboldaki milyonluk bütçelerin çok küçük bir kısmıyla bu hikâyenin ortağı olmak mümkün.

"Tenisi kim izliyor ki?" diyenler olacak. Haklı bir soru gibi görünüyor ama ters kurulmuş. İzleyici, görünür kılınan sporu izler. Bir branşa yayın, haber ve sponsor desteği gelmezse ilgi de gelmez. Sonra da "ilgi yok" diyerek desteği esirgeriz. Kısır döngü tam olarak budur.

HDI Sigorta'nın attığı adım bu döngüyü kırmanın en iyi örneği. Tek bir maçın değil, bir kariyerin yanında durmak. Üç yıllık bir ortaklık, sporcuya planlama, markaya ise sahici bir hikâye kazandırıyor.

Şimdi sıra diğer markalarda, medyada ve bizde. Bir sonraki finalde Berfu'nun, Zeynep'in ya da henüz adını duymadığımız genç bir tenisçinin maçını açıp izlemek, aslında küçük bir destek.

Şampiyonlar sessizce yetişir; onları duymak ise bizim sorumluluğumuz.