SAYIN GADİ EİSENKOT’A TARİHÎ ÇAĞRI: NETANYAHU’NUN SİYASİ İKTİDARINA SON VERMEK İÇİN TARİHÎ FIRSATI KAÇIRMAYIN!
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Gadi Eisenkot,
Tarih, bazı dönemlerde insanları sıradan siyasi tercihlerin çok ötesinde kararlarla karşı karşıya bırakır. İsrail’in bugün içinde bulunduğu siyasi, askerî ve diplomatik tablo, tam da böyle bir dönemin bütün işaretlerini taşımaktadır. Önünüzde yalnızca İsrail siyasetinin geleceğini değil, Orta Doğu’da barış ihtimalini, uluslararası toplumun İsrail’e bakışını ve dünya genelindeki Yahudi toplumlarının güvenliğinin nasıl algılanacağını da etkileyebilecek önemli bir sorumluluk bulunmaktadır. Bu çağrının özü açıktır: Tarihin bu kritik dönemecinde siyasi tereddütlerin arkasına saklanmayın. Netanyahu’nun politikalarının ülkenize, bölgeye ve Yahudi halkının uluslararası itibarına verdiği zararı görmezden gelmeyin.
Gazze’de yaşananları artık diplomatik açıklamaların, siyasi gerekçelerin veya güvenlik söylemlerinin arkasına gizlemek mümkün değildir. Binlerce çocuk, kadın ve sivilin hayatını kaybettiği, şehirlerin ve yerleşim alanlarının büyük ölçüde yıkıma uğradığı, insanların açlık, hastalık ve zorunlu göç koşullarına mahkûm edildiği bir gerçeklikle karşı karşıyayız. Bu yıkımın sorumluluğu, siyasi ve askerî kararları alanların omuzlarındadır. Uluslararası Adalet Divanı’nın Soykırım Sözleşmesi kapsamında verdiği geçici tedbir kararları ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Benjamin Netanyahu hakkında çıkardığı tutuklama emri, uluslararası hukuk bakımından durumun ne kadar ağır olduğunu ortaya koymaktadır. İnsan hayatının değeri, hiçbir ülkenin siyasi çıkarlarının veya herhangi bir liderin iktidarını koruma arzusunun gerisine düşürülemez.
Netanyahu’nun siyasi gündemini Yahudi halkının tarihsel kimliğiyle özdeşleştirmeye yönelik her girişim son derece tehlikelidir. Bir hükümetin politikaları, bütün bir halka mal edilemez. İsrail hükümetinin uygulamalarını eleştirmek antisemitizmle aynı şey değildir. Bununla birlikte, uluslararası kamuoyunda bu ayrımın giderek belirsizleşmesi, antisemitizmin yeniden güç kazanabileceği bir ortam yaratabilir. Dünyanın hiçbir yerinde Yahudiler kimlikleri, inançları veya tarihleri nedeniyle hedef alınmamalıdır. Antisemitizmle mücadele, bütün insanlığın ortak sorumluluğudur. Ancak bu mücadele, Gazze’de hayatını kaybeden sivillerin acılarına gözlerini kapatarak yürütülemez. Bir halkın güvenliğini savunmak, başka bir halkın yaşama hakkını inkâr etmek anlamına gelemez.
Gadi Eisenkot, siyasi sorumluluğunuzun ağırlığı tam da bu noktada ortaya çıkmaktadır. Netanyahu hükümetine karşı demokratik ve siyasi bir alternatifin oluşmasına katkı sağlamalı, İsrail toplumunun kendi geleceğini yeniden değerlendirebilmesinin önünü açmalı ve ülkenizin uluslararası toplumla arasındaki güven ilişkisini yeniden inşa etme sorumluluğunu üstlenmelisiniz. Netanyahu’nun siyasi iktidarının sona ermesi ve mevcut politikaların değiştirilmesi yönünde demokratik bir iradenin ortaya çıkması, İsrail’in geleceği açısından önemli bir dönüm noktası olabilir. Bu tarihî fırsatın kişisel hesaplar, siyasi makamlar veya parti içi mücadeleler nedeniyle heba edilmesine izin vermeyin.
Bir hususun daha açıkça ifade edilmesi gerekiyor: Antisemitizmle mücadele yalnızca Yahudi toplumlarının meselesi değil, bütün insanlığın meselesidir. Ancak bu mücadeledeki en önemli sorumluluklardan biri, Yahudi halkının kimliğinin herhangi bir hükümetin politikalarıyla özdeşleştirilmesini önlemektir. Dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan Yahudilerin Netanyahu’nun kararları nedeniyle hedef hâline getirilmesi kabul edilemez. Aynı şekilde, Filistinli sivillerin yaşadığı acıları dile getiren insanların otomatik olarak antisemitizmle suçlanması da kabul edilemez. Evrensel adalet, seçici bir vicdanla savunulamaz. İnsan hakları; kimliğe, dine, milliyete veya siyasi aidiyete göre değişmez.
İsrail’in güvenliği, Filistin halkının geleceği ve dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan Yahudi toplumlarının emniyeti birbirinden bağımsız meseleler değildir. Bugün alınacak yanlış kararlar yarının düşmanlıklarını daha da derinleştirebilir. Buna karşılık, bugün sergilenecek sorumlu bir siyasi irade yeni bir diplomatik ve siyasi dönemin kapısını aralayabilir. Orta Doğu’nun kan, gözyaşı ve intikam döngüsüne daha fazla sürüklenmesine izin verilmemelidir. Kalıcı güvenlik ancak adaletin ve karşılıklı yaşama hakkının güvence altına alındığı bir düzen içerisinde mümkündür.
Gadi Eisenkot, bu çağrıyı sıradan bir siyasi eleştiri olarak değerlendirmeyin. Tarihî bir sorumlulukla karşı karşıyasınız. Netanyahu’nun siyasi iktidarına ilişkin demokratik hesap verebilirlik sürecinde açık ve kararlı bir tutum alın. İsrail’in geleceğini tek bir liderin siyasi bekasına mahkûm etmeyin. Yahudi halkının güvenliğini, Filistinli sivillerin yaşama hakkını ve insanlığın ortak vicdanını aynı anda koruyabilecek bir siyasi değişimin önünü açın.
Tarih, makamlarını korumak uğruna sessiz kalanları da insanlık adına sorumluluk üstlenenleri de hatırlayacaktır. Bugün alınan kararların yarın nasıl hatırlanacağını hiç kimse önceden bilemez. Ancak bir gerçek değişmeyecektir: İnsan hayatını, hukukun üstünlüğünü ve adaleti savunmak ertelenebilecek bir sorumluluk değildir.
Yahudi halkının geleceğinin Netanyahu’nun politikalarıyla özdeşleştirilmesine izin vermeyin. Yükselen antisemitizm karşısında sessiz kalmayın. Gazze’deki insani felaketin sona ermesine katkı sağlayarak ve İsrail’de demokratik hesap verebilirliği güçlendirerek tarihî sorumluluğunuzu yerine getirin.
BU TARİHÎ FIRSATI KAÇIRMAYIN!