İşimize Geldiğinde Ansızın Deist Olabiliyoruz
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
"Neye ne kadar inanıyoruz?" demiştik ya...
“İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında onu gözetleyen ve kaydeden hazır bir melek bulunmasın.” (Kâf, 18)
Madem inanıyoruz diyoruz, o zaman ne kadar inanıyoruz meleklere!
İşimize geldiği kadar mı, yoksa hakikaten inandığımız kadar mı? Hem "inanıyoruz" deyip hem de bazen yaşamımızda bu inancı unutmuyor muyuz? *"Allah'a inanıyoruz" dediğimizde, Allah'a inanmanın gerekleri yok mu, yerine getirmemiz gereken eylemler yok mu? Eğer ortada gerekliliğini yerine getirmek yoksa, bu nasıl bir iman, nasıl bir inanç ki! Demiştik ya.
İşte aynı hâller tezahür ediyor. Melekler bizi kameraya alıp sözlerimizi ve davranışlarımızı kaydetmesine inandığımız hâlde, "Tamam, melekler beni kaydediyor ama yeri ve zamanı geldiğinde şimdilik ben onları takmıyorum, onları görmezlikten geleceğim" veya "Şimdilik..." E sonuç, biz ne kadar Allah'ın Kahhâr sıfatından korkuyor, ne kadar merhamet edeceğinden tat alıyoruz?
Nefsimize yenildiğimiz an, O'nun azabını da merhametini de bir kenara bırakıveriyoruz. Çünkü asıl mesele, neye ne kadar inandığımızdır.
Bizi bizden daha iyi tanıyan Yaratıcımız; insanı her an gözetleyen ve söylediği her sözü kaydeden melekler olduğunu bildiriyor. Bunu bildiğimiz, söylediklerimizin ve yaptıklarımızın kaydedildiğine inandığımızı ikrar ettiğimiz hâlde, ansızın Allah’ın razı olmayacağı söz ve davranışları sergilemekten çekinmiyoruz. Bu durum yine "Neye, nereye kadar inanıyoruz?" sorusunu önümüze getiriyor.
Bunu anlamak için gündelik hayatımıza bakmak yeterlidir. Örneğin; üzerinde "7/24 Güvenlik Kamerasıyla İzlenmektedir" yazan bir dükkânın önünden geçerken hareketlerimize çeki düzen verir, kamera altında asla suç işlemeyiz. Çünkü o kameranın çalıştığına ve yakalanırsak bir bedel ödeyeceğimize gerçekten inanırız.
Oysa meleklerin ve Yaratıcı’nın bizi her an gördüğüne inandığımızı söylerken, Allah'ın bizi görmesine rağmen rahatça günah işleyebiliyoruz. Demek ki cansız bir merceğin varlığına duyduğumuz çekince kadar bile meleklerin kaydına inanamayabiliyoruz. İşte yine o soru: Neye ne kadar inanıyoruz?
O hâlde dürüstçe soralım kendimize: Bizimki gerçekten bir iman mı, yoksa sanki Allah var ama O, gökte bizi uzaktan izleyip görse de karışmıyormuş gibi yaşayan birer deist gibi mi davranıyoruz? Evet, biz neye ne kadar inanıyoruz, kendimize sormak lazım!