Skor Tabelaya, İtibar Manşetlere Yazılır
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Önce kendimi tanıtayım: Galatasaraylıyım. Pazartesi gecesi RAMS Park'ta Osimhen'in iki golüyle gelen 2-1'lik galibiyete herkes gibi ben de sevindim. Ama son düdükten sonra yaşananlar o sevinci yarım bıraktı.
Galatasaraylılığım kuzenimden geliyor. Küçükken birlikte maç izler, "unutulmaz maçlar" diyerek Galatasaray'ın UEFA yıllarını anlatan belgeselleri tekrar tekrar açardık. Derbileri hâlâ genelde evimde, ekran başında izlerim. Ve şunu baştan söyleyeyim: Kavga, hangi formanın içinde olursa olsun, hiçbir şekilde hoşuma gitmez.
Saha bir anda karıştı. Abdülkerim Bardakcı ile Archie Brown birbirine girdi, ikisi de kırmızı kart gördü. Kerem Aktürkoğlu ile Sallai'ye sarı kart çıktı. Arbede tünelde de sürdü ve ancak polisin müdahalesiyle yatıştı.
Ertesi gün Avrupa'nın en saygın spor gazetelerini açtım. L'Equipe'den Gazzetta dello Sport'a kadar pek çoğu, maçın kendisinden çok kavgayı yazmıştı. Gazzetta'nın başlığında "Vahşi Batı" benzetmesi vardı.
O an aklıma çocukken izlediğim belgeseller geldi. Orada Galatasaray, Avrupa'da oyunuyla konuşulan bir takımdı. Şimdi aynı Avrupa, bir derbinin ardından çıkan kavgayı konuşuyordu.
İşte meselenin özü burada. Biz yıllardır Süper Lig'i dünyaya satmaya çalışıyoruz. Yıldız oyuncular getiriyoruz, yayın haklarını yurt dışına pazarlıyoruz, sponsor arıyoruz. Sonra 90 dakikalık bir futbol şöleni, 90 saniyelik bir kavga görüntüsüyle dünyaya bambaşka bir şey anlatıyor.
Pazarlamada "marka itibarı" diye bir kavram var. Yıllarca biriktirilir, bir anda harcanır. Bir sponsor, logosunun yanında hangi görüntülerin döndüğüne bakar. Yabancı bir yayıncı, satın aldığı ligin ekranda nasıl göründüğünü hesaplar. Bu görüntüler sadece iki kulübün değil, bütün ligin ve hatta ülkenin vitrinine yansır.
Kavganın ardından yaşananlar da ayrı bir yara. Kulüpler sorumluluğu birbirine atan açıklamalar yaptı. Oysa şimdi gereken suçu paylaştırmak değil, sorumluluğu sahiplenmek.
Şunu da açıkça söyleyeyim: Kendi takımımın oyuncusu da bu görüntünün içindeydi. Taraftarlık, kendi tarafının hatasını görmezden gelmek demek değildir. Tam tersine, armaya en büyük saygı onu bu tür görüntülerden korumaktır.
Şimdi gözler disiplin kuruluna çevrildi. Talimata göre kavga için 3 ila 5, saldırı için 5 ila 10 maça kadar men cezası mümkün. Ceza ne olursa olsun, asıl faturayı futbolumuzun itibarı ödedi bile.
Skor tabelaya yazılır ve bir hafta sonra unutulur. İtibar ise manşetlere yazılır ve yıllarca hatırlanır.