Doldur Be Meyhaneci!
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
2024 yılının Eylül ayıydı. Özgür Özel, iktidara geldiklerinde on yıl içinde her şeyin on kat ucuzlayacağını söylemişti. Otobüs biletinden kıymaya, pirzoladan temel tüketim ürünlerine kadar örnekler verdi. Karşısındaki kalabalık bunları ilgiyle dinledi ancak beklediği coşku bir türlü oluşmadı. Bunun üzerine Özel, bir litre rakının 1.400 liradan 140 liraya düşeceğini söyledi.
Aman Allah'ım!
Kitle aradığını bulmuştu. Salonda alkış tufanı koptu.
Bu konuşma öyle heyecan uyandırdı ki kimi yazar-çizerler bunun ne kadar önemli olduğunu anlatmaya koyuldu. Yetmedi; rakının nasıl içilmesi gerektiğini bile uzun uzun temellendirdiler. Hatta onlardan öğrendik ki rakı içmek aynı zamanda bir vatan sevgisi meselesiymiş.
Tüh, dedik. Demek ki biz bu vatanı eksik seviyormuşuz!
Bu örneği neden hatırlattım?
Türkiye'de muhalefet uzun süredir yalnızca siyasi değil, aynı zamanda zihinsel bir kriz yaşıyor. Programın yerini popülizm, ilkelerin yerini gündelik çıkışlar, siyasal hedeflerin yerini ise anlık duygular aldı. Bunun doğal sonucu da reaksiyon siyaseti oldu. Artık Türkiye'nin gerçek meselelerinden çok Cumhurbaşkanı Erdoğan karşıtlığı konuşuluyor. Böyle olunca da ne önerdiğiniz değil, neye karşı olduğunuz belirleyici hâle geliyor.
Yeni Parti de bu tablonun son örneklerinden biri.
Normal şartlarda her yeni siyasi hareket, mevcut partilerin cevap veremediği sorunlara yeni çözümler üretme iddiasıyla doğar. Toplum da doğal olarak şu soruyu sorar: "Acaba yeni ne söylüyorlar?"
Ben de aynı merakla baktım. Kuruluş açıklamalarını okudum, kamuoyuna yansıyan metinlerini inceledim, tüzüğüne göz attım. Ne üretim modeline ilişkin yeni bir yaklaşım var ne sanayileşmeye dair farklı bir perspektif ne tarıma ilişkin somut bir politika ne de genç işsizliğine yönelik yeni bir çözüm önerisi...
Çünkü bu ayrılığın temelinde bir dünya görüşü farklılığı bulunmuyor.
Yeni Parti, CHP'de delegeler, kongreler ve yargı süreçleri etrafında yaşanan tartışmaların ardından ortaya çıktı. Zaten ortada gerçekten yeni bir siyasal iddia olsaydı bugün kamuoyu isimleri değil, programı tartışıyor olurdu. Oysa konuşulan; koltuklar, hesaplaşmalar ve siyasi pozisyonlardan ibaret.
Hal böyle olunca da her gün başka bir söylem, başka bir ittifak, başka bir yöneliş ortaya çıkıyor. Dün reddedilen fikirler bugün savunulabiliyor, dün ağır şekilde eleştirilen isimler bir anda "demokrasi mücadelesinin paydaşı" ilan edilebiliyor.
Sabah akşam para ilişkileri, adam kayırmacılık, belediyelerdeki para-pul ilişkileri ve birbirini hançerleyen yol arkadaşlarıyla gündeme gelen bir siyasi anlayışın Türkiye'yi nasıl yöneteceği sorusu da doğal olarak cevabını bekliyor.
Yönettikleri belediyeleri yolsuzluk tartışmalarından çıkaramayanların, Türkiye'yi yolsuzluktan ve yoksulluktan çıkarabileceklerine toplum neden inansın?
Asıl önemlisi ise şu: Yeni Parti, isminde "yeni" ifadesini taşısa da siyasal felsefesi bakımından yeni bir çizgi ortaya koymuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan karşıtlığını merkeze alan siyaset anlayışı, bu kez farklı bir tabela altında yoluna devam ediyor.
Neticede bütün yollar yine aynı cümlede birleşiyor: "Erdoğan gitsin."
Nitekim bu anlayış doğrultusunda 2025 yılında Özgür Özel, CNN International'a verdiği röportajda, Türkiye'nin Batı kurumlarından uzaklaştırıldığını ileri sürerek, Batı’dan iktidar istemişti.
Yine hatırlayınız; Ekrem İmamoğlu da 29 Mart 2025 tarihinde New York Times'ta yayımlanan yazısında uluslararası kamuoyuna Türkiye'deki gelişmeler konusunda destek çağrısında bulunmuştu. Kurtarın bizi demişti.
Firari FETÖ'cü Tarık Toros da Yeni Parti için, "Her şey planlandığı gibi yürüyor. Parti onaylandı, kuruldu. Ana muhalefet olduk." dedi. Nasıl oluyor da aynı memnuniyet zemininde buluşabiliyorlar?
İşte ilkesiz birliktelikler böyledir. İlkesizliğin pusulası olmaz. Programını yalnızca karşıtlık üzerine kuranlar, bir süre sonra yönlerini de kaybederler.