HIRSIZLIĞIN İDEOLOJİSİ DİNİ OLMAZ
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
“Hırsızsın!”
“Ama ben Atatürkçüyüm…”
“Hırsızsın!”
“Ama ben dindarım…”
Dikkat ettiniz mi?
En büyük yolsuzluk ve hırsızlık vakalarının failleri arasında, her gün İzmir Marşı söyleyenler de çıkıyor, her gün dinden imandan bahsedenler de…
Örnek mi?
Tosuncuk vardı, bilirsiniz…
Ha o…
Ha, o işte…
Ne yapmıştı?
Allah, peygamber ve İslam üzerinden milletin parasını toplamış, insanları mağdur etmişti.
Jet Fadıl?
Sarık taktı, cübbe giydi…
Ali Kalkancı…
O da din âlimiydi(!)
Genç kızlar sümüklü mendilini öpüyordu…
Sonuç ne oldu?
Paraları götürdü…
Bir de Atatürkçülerimiz(!) var,
“Bozulmuş düşmanlar yel gibi kaçar” diyerek sahneye çıkıp milleti coşturan ama son tahlilde asker kaçağı çıkan sanatçılar…
28 Şubatçılar?
Onlar da her mahalleye, her sokağa Atatürk heykeli dikti…
“Atatürk başörtülü kızların okumasını istemiyordu” diyerek genç kızların eğitim hakkını engellediler.
Askerî hastanelere başörtülü kadınları almamaya kadar varan bir anlayışı Atatürkçülük diye savundular(!)
Peki…
Peki tüm bunların sonucu ne oldu?
Bankalar battı…
Paraları yediler…
Ülke ekonomik krizle girdi.
Son olarak bir isim çıktı…
“Atatürk’ün yolundayım, bana para verin; ihtiyaç sahiplerine dağıtayım” dedi…
Ardından haklarında çeşitli iddialar ortaya atıldı.
Büyük miktarlar konuşuluyor…
Milyonlarca liranın kayıp olduğu söyleniyor.
Biz böyleyiz işte…
Hayatını işine ve sorumluluklarına adamış; Atatürk’ü gösteriş yapmadan seven, ibadetini reklam malzemesi hâline getirmeyen insanlardan kaçıyoruz…
İstismarcılara kayıtsız şartsız biat ediyoruz.
Sonuçta meydan bu gibilere kalıyor…
Oy kullanırken de farklı değiliz…
Siyasiler bize üç beş söylemle geliyor:
Din,
ırk,
Atatürk,
Mezhep gibi…
Mayışıyoruz…
O yüzden hep, “seçimlere üç ay kala adayların Allah ve Atatürk demesi yasaklanmalı.” diyorum.
Bakın bakalım böyle bir durumda kaç tanesi ortaya gerçek bir proje koyabilecek?
Çünkü seçim dönemlerinde siyasetçilerin en çok konuştuğu konular genellikle;
Türk-Kürt ayrımı,
dindarlık,
Atatürkçülük,
Alevilik ve benzeri kimlik tartışmaları oluyor.
Oysa vatandaşın beklediği şey çok daha farklı.
Kaç adayın şu sözleri verdiğini duyduk?
“Yol yapacağım.”
“Baraj yapacağım.”
“Eğitimin kalitesini artıracağım.”
“İsrafı önleyeceğim.”
“Çevreyi kirletenlere ağır yaptırımlar uygulayacağım.”
“Magandaların elindeki silah ruhsatlarını iptal edeceğim.”
“Kaçak yapılaşmaya göz yummayacağım.”
“Yolsuzluk yapanın karşısında duracağım.”
“Kamu kurumlarındaki gereksiz makam araçlarını azaltacağım.”
“Kamudaki gereksiz harcamalara son vereceğim.”
“Şehirlerin temizliğini ve düzenini sağlayacağım.”
Var mı içinde Atatürk olmadan, din olmadan bu projelerle oy isteme cesareti?
Vatandaş artık slogan değil, proje görmek istiyor.
Ama aklı başında olanlar…
Gerçi onların sayısı da çok değil ya…
Neyse…
Halk kimlikler üzerinden yürütülen tartışmalar değil, hayatını kolaylaştıracak çözümler duymak istiyor.
Çünkü bir ülkeyi ileriye taşıyan şey; hamasi söylemler değil, adaletli yönetim, üretim, eğitim, disiplin ve kamu kaynaklarının doğru kullanılmasıdır.
Seçim meydanlarında daha fazla sloganın değil, daha fazla projenin konuşulduğu gün; belki de siyasetin kalitesi de ülkenin geleceği de değişmeye başlayacaktır.
Demek ki mesele neymiş?
Mesele; bir marşı dilinden düşürmek ya da dinî söylemleri sürekli tekrar etmek değil…
Mesele; dürüstlük, ahlak ve vicdan sahibi olmaktır.
Sağlıcakla kalın.