HÜKÜMET GEÇER, VATAN KALIR
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Bugün bir gerçeği yeniden hatırlamaya ihtiyacımız var.
Rabbim; vatanımızı, milletimizi ve bayrağımızı vatansız bırakmak isteyenlerden, devletine ihanet edenlerden, sözüne sadık olmayanlardan, yeminini bozanlardan, onurunu ve vicdanını kaybetmiş hainlerden muhafaza eylesin. Bu aziz millete bir daha vatansızlık, bayraksızlık, ezansızlık ve devletsizlik acısı yaşatmasın.
“Ölümden başka her şeyin çaresi vardır.” derler…
Ben buna katılmıyorum.
Çünkü bazen öyle bir kayıp vardır ki onu hiçbir zaman telafi edemezsiniz.
Asıl çaresizlik, vatansız kalmaktır.
Kendi toprağında hür yaşayamaz hâle gelmek, başka bir milletin iradesine mahkûm olmak, kendi bayrağını değil başkasının bayrağını selamlamak zorunda kalmaktır.
İnsan evini yeniden yapabilir…
Servetini yeniden kazanabilir…
Kaybettiği birçok şeyi yeniden elde edebilir.
Ama kaybedilen bir vatanın bedelini bazen torunlar bile ödemeye devam eder.
İşte bunun için…
Vatan; uğruna mezar taşı bile beklemeden toprağa düşenlerin emanetidir. Ona sahip çıkmak yalnız Mehmetçiğin değil, bu topraklarda nefes alan herkesin ortak vazifesidir.
Bugün bizi birbirimize düşürmek isteyenler önce kalplerimize sınırlar çiziyor.
Oysa sınırlar haritalarda değil, gönüllerde yıkılır.
Bir millet birbirine sırtını döndüğü gün, düşmanın yolu kısalır.
Bugün en çok karıştırılan meselelerden biri de budur.
Bir hükümeti eleştirebilirsin.
Bir siyasi görüşe katılmayabilirsin.
Yanlış gördüğünü yüksek sesle söyleyebilirsin.
Bunların hepsi demokrasinin gereğidir.
Ama öfken hiçbir zaman vatana yönelmesin.
Kırgınlığın hiçbir zaman bayrağa dokunmasın.
Kızgınlığın hiçbir zaman devlete düşmanlığa dönüşmesin.
Çünkü…
Hükümet geçer, vatan kalır.
Makamlar değişir, bayrak değişmez.
Siyaset biter, devlet yaşamaya devam eder.
Bizim sadakatimiz kişilere değil, ay yıldızlı bayrağımızadır.
Bayrağın dalgalandığı yerde hürriyet vardır. İndiği yerde esaret başlar. İşte bu yüzden bir millet önce bayrağına sahip çıkar.
Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:
“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, ayrılığa düşmeyin.”
Bu sadece dinî bir emir değil; aynı zamanda millet olmanın da temelidir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk de milletimizin bağımsızlığını, ortak iradesi ve birlik ruhuyla bütün dünyaya kabul ettirmiştir. Bugün bize düşen görev de aynı ruhu yaşatmaktır.
Biz, geçmişiyle övünen ama geleceği için çalışan büyük bir milletiz.
Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkes’iyle, Sünnisiyle, Alevisiyle, Boşnak’ıyla; ay yıldızlı bayrağı kendi bayrağı bilen herkes bu vatanın öz evladıdır.
Bu topraklarda kardeşlik büyürse Türkiye büyür.
Güven büyürse Türkiye güçlenir.
Birlik büyürse hiçbir hain emeline ulaşamaz.
Çünkü…
Bizi bizden başka kimse yenemez.
Bizi bizden başka kimse bölemez.
Bizi bizden başka kimse yıkamaz.
Yeter ki birbirimize sahip çıkalım.
Yeter ki aynı bayrağın gölgesinde omuz omuza yürümeyi bilelim.
Unutmayın…
Toprağı vatan yapan sadece sınırlar değildir.
Toprağı vatan yapan; uğruna edilen dualar, dökülen alın teri ve gerektiğinde toprağa düşen candır.
Ve unutmayın…
Vatan bir kez kaybedilirse onu geri almak nesiller ister. Ama onu korumak, bugün birlik olmaktan geçer.
Rabbim devletimizi payidar, milletimizi aziz, bayrağımızı daima göklerde dalgalanan bir emanet eylesin.
Kalem, vicdandan uzaklaşınca kelimeler çoğalır, hakikat azalır. Biz kalemimizi vatanın, vicdanın ve vefanın yanında tutmaya devam edeceğiz.
Tarafımız; menfaatin değil, hakikatin, vicdanın ve vefanın tarafıdır. Dün neredeysek bugün de oradayız.