İsrail Bertaraf Edilirse ABD-İran Anlaşır: Barışa Açılan Kapının Anahtarı Türkiye’nin Elinde!
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
ABD/İsrail-İran Savaşı’nın başlamasından bugüne kadar yapılan tüm müzakereler sürekli sekteye uğradı ve her anlaşma süreci ‘anlaşmazlıklarla’ sonuçlandı! Savaşın sona ermesi ve barışın sağlanması için tüm görüşmeler bazen ABD engeline bazen de İran engeline takıldı. Bugüne kadar hiçbir anlaşmaya yönelik müzakereden kesin bir sonuç alınamadı. Fakat yapılan son görüşmeler biraz daha olumlu ve verimli geçtiği için her iki taraf iyimser açıklamalarda bulunuyor.
Bu konuda bir açıklama yapan ABD Başkanı D. Trump:
“Müzakereler yapıcı bir şekilde ilerliyor. Temsilcilerime acele etmemeleri gerektiğini söyledim. Çünkü zaman bizim lehimize işliyor. Abluka, bir anlaşmaya varılana, onaylanana ve imzalanana kadar tamamen yürürlükte kalmaya devam edecek. İran ile ilişkimiz çok daha profesyonel ve verimli bir hale geliyor. Ancak şunu anlamalılar ki nükleer silah veya bomba geliştiremez ya da edinemezler."
ABD ve İran Dışişleri Bakanları’nın müzakerelerle ilgili son yaptıkları açıklamalar biraz daha ümit verici, olumlu ve yapıcı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran ile anlaşmanın her an sağlanabileceği konusunu beyan ederken müzakerelerde boğazlar konusu, nükleer sorun gibi önemli konuların ele alındığını belirtti.
ABD, bildiğinden vazgeçmeyerek İsrail’in kendini savunma hakkı olduğunu ifade etmesi (anlaşmaya gidilmiş olsa bile) müzakere sürecine gölge düşürüyor! Çelişkilerin, dengesizliklerin ve çarpıklıkların gölgesinde yapılan hangi anlaşmadan iyi bir sonuç çıkar?! Baskıların ve tehditlerin havada uçuştuğu bir atmosferde İran sessiz mi kalacak?! Elbet ki tüm bu baskılara ve tehditlere direnerek hakkını arayacak.
Böylesi bir gerçek karşısında İran aptal mı ki ABD’nin her sözüne inansın/kansın! Tabi ki ABD ve İsrail’in yapacağı her hamleye mutlaka karşı bir hamle yapacak! Çünkü İran’a pes ettiremediler, yıldırtamadılar, boyun eğdiremediler. Şu anda psikolojik üstünlük İran’ın elinde. ABD ve İsrail bu GERÇEĞİ çok iyi biliyor.
O yüzden ABD sürekli dansöz gibi kıvırtarak İran’ı anlaşmaya davet ediyor! Yoksa ‘yok ederim’, ‘yıkarım’, ‘yakarım’, ‘yeryüzünden silerim’ vs. kuru tehditlerine devam ediyor.
İran ise birçok konuda tam/açık/net olmasa da anlaşmaya varıldığını belirterek boğazlar konusunda Hürmüz’de geçişlerde herhangi bir ücret talebinin sözkonusu olmayacağını açıkladı. Bu bile iyi bir gelişme.
İran Dışişleri Bakanı İsmail Bekayı, ABD anlaşması ile ilgili yapmış olduğu açıklamada nükleer konusunun gündeme getirilmediğini, Hürmüz gibi Lübnan konusunda da beklentilerin olduğunu ve bir an önce tüm cephelerde çatışmaların sona ermesini istediklerini belirtti.
İran daha ne yapsın?!
İran Dışişleri İ. Bekayi, ABD ile birçok konuda anlaşma sağlandığını ve 60 gün içinde 14 maddelik mutabakat maddelerine odaklanacaklarını ve nükleer konusunun detaylarının daha sonraki görüşmelerde ele alınacağını beyan ederken ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran ile anlaşmanın her an sağlanabileceği konusu üzerinde durarak müzakerelerde boğazlar konusu, nükleer sorun gibi önemli konular ele alındığını ifade etmesi biraz absürt ve tuhaftı!
Çünkü ABD, İran’ın nükleer konusundaki ısrarcı tutumunu görmezlikten geliyordu.
Bu da ABD’nin (her zaman olduğu gibi) dengesiz, çelişkili ve absürt/tuhaf açıklamalar yaptığının aleni/açık bir göstergesiydi.
Ayrıca ABD’nin ‘İsrail’in kendini savunma hakkı olduğunu’ tekrar etmesi, anlaşma yapılsa dahi İsrail’in yapacağı saldırılara daha şimdiden göz yumacağına işaretti.
Zaten ABD Başkanı Trump, müzakere süreci içinde bugüne kadar güven verici, tutarlı ve inandırıcı hiçbir açıklama yapmadı! Yapmış olduğu bütün açıklamalar ya dengesiz, ya tutarsız ya da çelişkili.
O yüzden ABD ve İran arasında bir anlaşma olsa dahi akıbeti meçhul! Her an bozulabilir!
Çünkü, ABD Başkanı Trump tüm açıklamalarında İsrail Başbakanı Netenyahu’ya göz kırpıyor! Yani, ‘bildiğini yapabilirsin’ anlamında sözler sarfediyor.
Bu konuya, ABD Başkanı D. Trump’ın yapmış olduğu bir açıklamayı örnek vermek istiyorum:
“İran ile ilişkimiz çok daha profesyonel ve verimli bir hale geliyor. Ancak şunu anlamalılar ki nükleer silah veya bomba geliştiremez ya da edinemezler. İran ile yapılacak anlaşma ya harika ve anlamlı bir anlaşma olacak ya da hiçbir anlaşma olmayacak.”
Trump sözleriyle anlaşmanın olamayacağına yönelik açık ve net bir şekilde beyanda bulunuyor.
Her şeye rağmen, Trump’ın asla ve asla İsrail’den ki Netanyahu’dan vazgeçmeyeceğini sadece kendi açıklamalarından değil aynı zamanda Netanyahu’nun açıklamalarından da çok iyi anlıyoruz.
İsrail her zaman İran’ın nükleer tesislerinin imha edilmesi yönünde açıklamalar yapıyor. İsrail Başbakanı Netanyahu, İran’ın nükleer konusunu ABD Başkanı Trump ile görüştüğünü ve mutabık kaldıklarını ifade etmesi bile birbirlerine vermiş oldukları desteği apaçık göstermekte.
Bu durum, İran’ın nükleer tesislerinin sökülmesi veya imha edilmesi konusunda hemfikir olduklarını izah etmeye yetiyor.
Bütün bu müzakerelerden çıkarttığımız sonuca gelince:
ABD/İsrail-İran Savaşı’nın başlamasından bugüne kadar yapılan tüm görüşmeler sürekli sekteye uğradı ve her anlaşma süreci ‘anlaşmazlıklarla’ sonuçlandı!
Bugüne kadar da hiçbir müzakereden kesin bir sonuç alınamadı. Fakat yapılan son görüşmeler biraz daha olumlu ve verimli geçtiğine gösteriyor.
Her iki tarafın iyimser açıklamaları bu konuya açıklık getirmeye yetiyor.
Bugüne kadar tüm ABD-İran görüşmelerine yönelik analizimizden acı bir İsrail GERÇEĞİ ortaya çıkıyor!
Yani, engel İsrail!
Arada İsrail olmasın ABD ve İran her an anlaşmaya gidebilir.
Aslında ABD-İran anlaşmazlığı süreci içinde savaşın sona ermesi ve barışın sağlanması için istihbari ve diplomatik en büyük mücadeleyi Türkiye yapıyor!
Çünkü komşudaki yangın her an kendi evine sıçrar düşüncesi içinde Türkiye bu diplomatik trafiği koşturuyor. Savaşın diğer komşu ülkelere de sıçramaması için Türkiye taraflar arasında mekik dokuyor.
Türkiye’nin artık bölgesel bir güçten küresel bir güce doğru yükselişe geçtiğini ABD, İsrail ve İran çok iyi biliyor!
Çünkü, Türkiye şu anda Ortadoğu’da lider konumunda.
Türkiye, Müslüman ülkeler tarafından sevilip-sayılan, itibar gören bir ülke. Sadece Müslüman ülkeler mi; tüm dünyada saygın ve güvenilir bir ülke konumunda.
O yüzden Türkiye, ABD-İran anlaşmazlıklarına çözüm bulmak ve her iki tarafı barışa yanaştırmak için derinden ve sessiz bir şekilde diplomatik ve istihbari çalışmalar yapıyor.
Kısaca demek istiyoruz ki şayet ABD-İran arasındaki müzakerelerden olumlu/pozitif bir sonuç çıkarsa burada Türkiye’nin büyük payı vardır diyebiliriz. Çünkü Türkiye’nin bugüne kadar yaptıkları bundan sonra da yapacaklarının teminatıdır!
Hatırlanacak olunursa Rusya-Ukrayna Savaşı’nda da Türkiye arabuluculuk yönünden birçok başarının altına imza atmıştı. Tahıl/gıda ve esir takasında Türkiye’nin oynamış olduğu rol daha dün gibi hafızalarımızda.
Şimdi de aynı rolü (Ortadoğu ülkelerini de kapsayacak şekilde) ABD ve İran arasında oynuyor. Hem de sessiz ve derinden!
Bu konularda çok şey biliyoruz ama mahrem! Yazılması gerekeni yazarız, yazılmaması gerekeni de rafa kaldırırız! Yeri ve zamanı geldiğinde ve devlet açısından da bir sakıncası olmadığını görüp anladığımızda elbet ki yazarız!..