İSYAN MAKAMINDA BAYRAM
Miraç Uğur Çallı Mayıs 23, 2026
Miraç Uğur Çallı Mayıs 23, 2026
Miraç Uğur Çallı Mayıs 22, 2026
Sıla Akçaat Mayıs 25, 2026
Sıla Akçaat Mayıs 25, 2026
Duran Atak Mayıs 26, 2026
Sıla Akçaat Mayıs 25, 2026
Sıla Akçaat Mayıs 25, 2026
Mehmet Coşar Mayıs 26, 2026
Mehmet Coşar Mayıs 26, 2026
Mehmet Coşar Mayıs 26, 2026
Mehmet Coşar Mayıs 26, 2026
Duran Atak Mayıs 25, 2026
Miraç Uğur Çallı Mayıs 25, 2026
Eda Kılınç Mayıs 26, 2026
Hami Fiskeci Mayıs 26, 2026
Cangül Çorlu Mayıs 25, 2026
Bayramlar, insanların kendilerini yokladığı en güzel eşiklerdir. Bu yönüyle bir takvim yaprağının çok daha fazlasını ifade ederler… İçine bakmayı unutanlar, bayramlar sayesinde bir anlığına da olsa aynaya dönerler. Aynalar da bize bazen sevinçleri, bazen mahcubiyetleri ve bazen de derin suskunluklarımızı hatırlatır.
Bu aynı zamanda bizim binlerce yıla dayanan tarihimizin ve Müslümanlığımızın öğretisi olan güzel bir özellik değil midir? O güzellik, bir yapının tuğlaları gibi birbirine yaslanmayı, bir bedenin uzuvları gibi aynı acıya ve aynı sevince ortak olmayı bize hatırlatmaz mı?
O halde aynada gördüğümüz o suskunlukları konuşmanın vaktidir. Yüzleşmekten kaçındığımız o ağır gölgeleri… özellikle de bayram günlerinde.
Arife ile bayram arasındaki o ince çizgide, dünyanın büyük bir kısmı hazırlık telaşı içindeyken Gazze, üzerimize çöken ağır bir utanç ve derin bir vicdan yükü olarak duruyor. Bizler sofralarımızı güzellikle kurarken, aynı zaman diliminde Gazze’de bayram; yıkıntıların arasından yürüyen yarım kalmış bir hatıra gibi yaşanıyor…
İsrail’in yaklaşık iki yıl boyunca karadan, havadan ve denizden sürdürdüğü saldırılar Gazze’de taş üstünde taş bırakmadı. Kentin altyapısı ve üstyapısı yok edildi; on binlerce insan hayatını kaybetti. Sağlık, eğitim, tarım ve çevre dahil tüm yaşam sistemleri çökme noktasına sürüklendi. Ateşkes ilan edilmiş olsa da ablukanın sürmesi, insanları neredeyse “ölmeyecek kadar” yaşamaya mahkûm etti. Yani Gazze’de artık durum geçici değil, hayatın kendisine dönüşmüş kalıcı bir gerçeklik haline büründü.
Bu tabloyu en çok da çocukların ve ailelerin sesleri anlatıyor. Bakınız, on yaşındaki Elin Eş-Şiva,
“Bayramlarımız çok güzeldi; bayramlık kıyafet alırdık, çikolata alırdık, kurban keserdik”
diyerek kaybolan çocukluğu hatırlatıyor.
On üç yaşındaki Ritaç Şelha ise,
“Evimiz gitti, babam yaralı. Oynamak istiyorum, biri bana bayramlık alsın istiyorum”
diyerek yıkımın içinden konuşuyor.
Ritaç'ın babası Hamis Şelha ise bir ailenin yükünü taşıyan yorgun bir sesle:
“Sekiz çocuğum var, ben de yaralıyım. Bayram geliyor ama hiçbir ihtiyaçlarını karşılayamıyorum. Gelen yardımlarla ayakta duruyoruz. Çocuklar yine de mutlu olmak istiyor.”
diyor.
Bu cümleler, enkazın ortasında dahi insan kalma çabasının izlerini ayakta tutuyor veyahut tutmaya çalışıyor. Kurban Bayramı’na işte bu feryatların gölgesinde giriyoruz. Yani Gazze meselesi biz insanlığın ortak sınavına dönüşüyor.
Peki, bunlara kaygılanmak için ille de güç merkezlerinden bir işaret mi beklemek gerekiyor? Ya da uluslararası düzen onay vermedikçe hakikatin sesi duyulamaz mı? Özellikle siyasilerin masalarına bu soruları koyması gerekiyor!
Gazzelilerin yaşadığı bu ağır koşullar altında ortaya çıkan sivil dayanışma girişimleri, özellikle deniz yoluyla Gazze’ye insani yardım ulaştırma çabaları, sıradan bir yardım eyleminin çok ötesinde anlamlar taşımaktadır.
Bu anlamıyla Küresel Sumud Filosu, sınırları aşan ve görünür hâle gelmiş bir vicdan çağrısı olarak tarihe not düşmektedir.
Erdem, sadece zihinde taşınan bir değer değil de hayatın içinde karşılığı olan bir sorumluluksa Gazze’de yaşananlar karşısında ayağa kalkan isyanın önemi ne kadar da büyük değil mi?
Bu nedenle gözlerini ve kulaklarını kapatan siyasileri değil de isyan eden insanlığı ve vicdanın sesine kulak verenleri seviyoruz. Ayağa kalkan insanlarla duygudaşlık kurmak çağın en sahici insani tavrı olabilir. Benim için de mutluluk kaynağıdır.
Düşününüz; kendi çıkarı için kimse kendini ateşe atmaz, çünkü yanıp kül olduktan sonra geriye kalan hiçbir servetin bir anlamı yoktur. Fakat çocuğu için alevlerin içine tereddüt etmeden yürüyen Filistinli bir anneyi ya da babayı düşünün… Orada geri çekilme duygusu yoktur; göz kararmıştır, sadece evladın hayatı vardır.
Bu nedenle Gazze için ses yükselten, itiraz eden ve isyan eden insanlar da bu şekilde aslında insanlığın bütün vicdanıyla aynı hatta yürümektedir. Ve bu yürüyüşte yalnız değillerdir.
Neticede hakikatle kurulan bağ, insanı yeniden insanlıkla buluşturmaktadır. Bu duruş da başı dik insan tavrının özünü oluşturur. Hakikatin peşinde yürüyen insan zaman zaman yalnız görünse de aslında insanlığın en derin hafızasına yaslanır.
Bu hakikat aşkı ve isyan makamı şimdi bizleri birbirine bağlıyor.
Kurban Bayramınız mübarek olsun.
Elif Balaban Mayıs 26, 2026
Yusuf Küçük Mayıs 26, 2026
Kıyasettin Eren Mayıs 26, 2026
Nur Delice Mayıs 26, 2026
Aydın Benli Mayıs 26, 2026
Umut Metehan Avcı Mayıs 26, 2026
Mehmet Tazeoğlu Mayıs 26, 2026
Hidayet Bay Mayıs 26, 2026
Hatice Hökelekli Mayıs 26, 2026
Önder Güzelarslan Mayıs 25, 2026
Bu site, hizmet kalitesini artırmak ve kişiselleştirilmiş içerik sunmak için çerezleri kullanmaktadır. Siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımını kabul etmiş olursunuz. Detaylar için [Çerez Politikası]'nı inceleyebilirsiniz.