Kadro Verilmeyen Kamudaki Şoförler
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Devletin kapısı sabahın ilk ışıklarıyla açılır. O kapıdan giren herkesin bir görevi, bir sorumluluğu vardır. Ancak bazı meslek grupları vardır ki yaptıkları iş çok görünür olmasına rağmen yaşadıkları mağduriyet yıllardır görünmez kılınmıştır. İşte onlardan biri de kamuda kiralık araçlarla görev yapan makam şoförleridir.
Yıllardır kamu kurumlarında bakanları, valileri, kaymakamları, belediye başkanlarını, genel müdürleri ve üst düzey yöneticileri taşıyan bu insanlar, devletin en kritik görevlerinin bir parçası oldular. Devletin kara kutusudur kiralık makam şoförleri, devlet sırlarını araçlarının direksiyonundayken duyarlar o sır mezara kadar onlarla gider. Gece gündüz demeden, mesai kavramı tanımadan, can güvenliğini emanet ettikleri araçların direksiyonunda büyük bir sorumluluk üstlendiler. Ancak sıra haklarını almaya geldiğinde unutuldular. Trafik cezalarını, araçlarında oluşan arıza ve hasarları kendileri aldıkları maaştan öderler. Sosyal hakları yoktur, kurumların imkanlarından faydalandırılmazlar hep kiralık şoför diye dışlanmışlardır, ötekileştirilmişlerdir.
Taşerona kadro düzenlemesi yapıldığında binlerce çalışan kadroya geçirilirken, araç kiralama şirketleri üzerinden çalışan makam şoförleri kapsam dışında bırakıldı. Aynı işi yapan, aynı sorumluluğu taşıyan insanlar arasında farklı uygulamalar ortaya çıktı. Bir kısmı kadroya geçti, diğer kısmı ise yıllardır asgari ücretle yaşam mücadelesi vermeye devam ediyor.
Bu yazıyı kaleme almama vesile olan isimlerden biri de Zafer kardeşimizdir.
Zafer, tam 17 yıldır kamuda makam şoförlüğü yapıyor. Henüz 39 yaşında olmasına rağmen altı çocuk babası. Aynı zamanda engelli bir kardeşinin bakım sorumluluğunu da üstlenmiş durumda. Devletine sadakatle hizmet eden, görevini aksatmayan, bugüne kadar hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan bir emekçi... Buna rağmen hâlâ asgari ücretle yaşamaya mahkûm edilmiş durumda.
Sayın Cumhurbaşkanımız yıllardır güçlü aile yapısının önemini vurguluyor, gençlere "En az üç çocuk yapın." çağrısında bulunuyor. Zafer ise bu çağrının da ötesine geçmiş, altı çocuk yetiştiren bir baba. Böyle bir ailenin yükünü asgari ücretle taşımaya çalışması hem ekonomik hem de sosyal açıdan ciddi bir zorluktur.
Daha da düşündürücü olan ise şu gerçektir: Aynı dönemde Başbakanlıkta görev yapan bazı makam şoförleri kadroya alınırken, diğer kamu kurumlarında aynı işi yapan şoförler bu haktan yararlanamadı. Aynı meslek, aynı sorumluluk, aynı devlet hizmeti... Peki farklı muamelenin gerekçesi nedir?
Bu durum yalnızca hukuki değil, vicdani açıdan da sorgulanması gereken bir meseledir.
Bugün kamu kurumlarında kiralık araçlarla makam şoförlüğü yapan binlerce emekçi kadro bekliyor. Bekledikleri şey bir ayrıcalık değildir. İstedikleri, yıllardır verdikleri emeğin karşılığını almak, iş güvencesine kavuşmak ve ailelerine daha güvenli bir gelecek sunabilmektir.
Devlet, çalışanının emeğini korudukça büyür. Adalet ise aynı işi yapan insanlar arasında eşitliği sağlayabildiği ölçüde anlam kazanır.
Yetkililerimizin bu mağduriyeti yeniden değerlendirmesi, yıllardır devletine hizmet eden makam şoförlerinin sesini duyması gerektiğine inanıyorum. Çünkü güçlü devlet, sadece büyük projelerle değil, emekçisinin hakkını teslim ederek de güçlenir.
Bu satırlar, yalnızca Zafer'in değil; yıllardır direksiyon başında devletine hizmet eden, fakat kadro hakkından mahrum bırakılan bütün kamu şoförlerinin ortak sesidir.
Umarız bu ses duyulur, bu beklenti karşılık bulur ve yıllardır süren bu mağduriyet adil bir çözüme kavuşur.
Allah'a ısmarladık, hoşça kalın.