KURTULUŞ SAVAŞI KİTAPLARDAN SİLİNMEZ!

KURTULUŞ SAVAŞI KİTAPLARDAN SİLİNMEZ!

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Temmuz 11, 2026 - 00:42

"Tarih, milletlerin hafızasıdır. Hafızasını kaybeden milletler, geleceğini de kaybetmeye mahkûmdur."

Son günlerde kamuoyunda en çok konuşulan konulardan biri, Kurtuluş Savaşı adının ders kitaplarından çıkarılması yönündeki tartışmalar oldu.

İnsan ister istemez düşünüyor...

Madem öyle...

Gelin, Kurtuluş Savaşı'nı kitaplardan çıkaralım.

Yetmez...

Cumhuriyet'i de çıkaralım.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü de tarih sayfalarından silelim.

Samsun'a hiç çıkılmasın...

Amasya Genelgesi yayımlanmasın...

Erzurum ve Sivas Kongreleri yapılmasın...

Büyük Millet Meclisi açılmasın...

Ordular kurulmasın...

İstiklâl Marşı yazılmasın...

30 Ağustos yaşanmasın...

29 Ekim hiç ilan edilmesin...

Hatta Sevr Antlaşması olduğu gibi kalsın.

Manda ve himayeyi kabul edelim.

Ne gerek var bağımsızlığa?

Yunan kazansın...

İngiliz kazansın...

Fransız kazansın...

Nasıl olsa bize kalan birkaç parça toprak yeter, öyle değil mi?

Belki de Türk milleti diye bir isim hiç kalmaz.

Belki ay yıldızlı bayrak göklerde hiç dalgalanmaz.

Belki ezanlarımız özgürce okunmaz.

Belki camilerimizde huzur içinde secde edemeyiz.

Belki çocuklarımız bu topraklarda "Ben Türk'üm." diyemez.

İstanbul'dan Anadolu'nun başka bir şehrine gidebilmek için yine izin kâğıdı almak zorunda kalırız.

Yabancı devletlerin himayesinde yaşamayı kader kabul ederiz.

İşte mesele tam da budur.

Kurtuluş Savaşı'nı kitaplardan çıkarmak, yalnızca iki kelimeyi silmek değildir.

Bir milletin bağımsızlık mücadelesini, fedakârlığını, şehitlerini, gazilerini ve hafızasını yok saymaktır.

Oysa bu topraklar kolay vatan olmadı.

Çanakkale'de, Sakarya'da, Dumlupınar'da nice yiğitler toprağa düştü.

Analar evlatsız kaldı.

Çocuklar yetim büyüdü.

Ocaklar söndü.

Köyler yakıldı.

Kadınlar, yaşlılar ve masum insanlar büyük acılar yaşadı.

Bütün bunların ardından bir millet ayağa kalktı ve dünyaya şu gerçeği haykırdı:

"Ya istiklâl ya ölüm!"

Biz Osmanlı İmparatorluğu'nun torunlarıyız.

Altı asır adaletle hükmeden ecdadımızla gurur duyuyoruz.

Onlar bizim kökümüzdür.

Ama Türkiye Cumhuriyeti de bizim devletimizdir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk de bu milletin ortak değeridir.

O da bizim ortak tarihimizin ayrılmaz bir parçasıdır.

Ecdadı inkâr etmek ne kadar yanlışsa, Cumhuriyet'i ve onun kurucusunu inkâr etmek de o kadar yanlıştır.

Geçmişi parçalayarak gelecek kurulmaz.

Tarih bir bütündür.

Dinini öğrenmek isteyen Kur'an-ı Kerim'e baksın.

Devletini öğrenmek isteyen Osmanlı'yı da öğrensin, Türkiye Cumhuriyeti'ni de öğrensin.

Çünkü biri kökümüzdür, diğeri bugün üzerinde hür yaşadığımız devletimizdir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün şu sözü, bağımsızlığın ne demek olduğunu tek başına anlatmaya yeter:

"Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır."

Yüce Allah ise Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır:

"Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılın; ayrılığa düşmeyin." (Âl-i İmrân Suresi, 103. ayet)

Bugün bize düşen görev; ayrıştırmak değil, birleştirmektir.

Fitne değil, kardeşliktir.

Nefret değil, sevgidir.

Kavga değil, birliktir.

Çünkü biz bir olursak var oluruz.

Biz bir olursak diri oluruz.

Biz bir olursak hiçbir güç bu millete diz çöktüremez.

Benim nazarımda bu vatanın ekmeğini yiyen, suyunu içen, havasını soluyan; ay yıldızlı bayrağı kendi bayrağı bilen, Türkiye Cumhuriyeti'ni kendi devleti kabul eden ve gerektiğinde bu vatan için canını ortaya koyacak yüreğe sahip olan herkes bu milletin ayrılmaz bir parçasıdır.

Ama bu toprakların nimetlerinden faydalanıp, başka hesapların peşinden koşan, milletine, devletine ve bayrağına ihanet eden kişi; hangi kimliği taşırsa taşısın, yaptığı ihanetin hesabını hem tarihe hem de vicdanına verecektir.

Unutmayalım...

Kurtuluş Savaşı kitaplardan silinmez.

Çünkü Kurtuluş Savaşı; yalnızca kitapların sayfalarında değil, şehit mezarlarında, gazilerimizin hatıralarında, ay yıldızlı bayrağımızda ve bu milletin vicdanında yazılıdır.

Tarih silinerek değil, öğrenilerek geleceğe taşınır.

Kalem; vicdandan uzaklaşınca kelimeler çoğalır, hakikat azalır. Biz kalemimizi; vatanın, vicdanın ve vefanın yanında tutmaya devam edeceğiz.