TANKLAR GEÇİYOR, VATANDAŞ GEÇEMİYOR
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
NATO denildiğinde akla dayanışma, ortak savunma ve birlikte hareket etme gelir. Üye ülkeler, olası bir tehdide karşı birbirlerinin güvenliğini korumayı taahhüt eder. Peki aynı ülkelerin vatandaşları neden birbirlerini ziyaret etmek isterken uzun vize kuyruklarında beklemek, yüksek ücretler ödemek ve aylarca sonuç beklemek zorunda kalıyor?
Bu tablo doğal olarak şu soruyu gündeme getiriyor: Ortak güvenlik için birbirimize güveniyoruz da, sıradan vatandaşlarımızın seyahatine neden aynı güveni göstermiyoruz?
Bugün NATO ülkeleri arasında askerler ortak tatbikat yapabiliyor, devletler istihbarat paylaşabiliyor ve kriz anlarında omuz omuza hareket edebiliyor. Buna karşın bir öğrenci, bir akademisyen, bir iş insanı ya da yalnızca tatil yapmak isteyen bir vatandaş, karmaşık vize süreçleriyle karşılaşıyor. Bu çelişki, ittifakın vatandaşlar nezdindeki anlamını sorgulatıyor.
Elbette vize politikaları yalnızca güvenlikten ibaret değildir. Düzensiz göç, kaçak çalışma, iltica başvuruları ve ulusal egemenlik gibi meşru gerekçeler devletlerin vize uygulamalarını şekillendirir. NATO da zaten askeri bir ittifaktır; serbest dolaşım sağlayan bir birlik değildir. Hukuki açıdan bakıldığında, NATO üyeliği vizesiz seyahat hakkı doğurmaz.
Ancak hukuki gerçek ile siyasi beklenti her zaman aynı değildir. Müttefiklik yalnızca devletler arasında değil, toplumlar arasında da güven inşa etmeyi gerektirir. Eğer vatandaşlar birbirlerini tanıyamıyor, kültürel ve ekonomik ilişkiler bürokratik engellere takılıyorsa, “ittifak” kavramı halkın gözünde eksik kalır.
Belki de bugün tartışılması gereken konu, NATO ülkeleri arasında tamamen sınırsız dolaşım değil; en azından öğrenciler, akademisyenler, iş insanları ve kısa süreli ziyaretçiler için daha hızlı, daha şeffaf ve daha kolay işleyen ortak bir vize sistemi oluşturulmasıdır. Gerçek ortaklık, sadece kriz anlarında değil, günlük yaşamda da hissedilebilmelidir.