Türkiye’yi Bekleyen Tehlike; Trump’a Suikast veya İsrail’e Yönelik 11 Eylül Terörü’ne Benzer Bir Olay: İŞTE O ZAMAN ABD/İSRAİL’İN HEDEFİNDE TÜRKİYE OLACAK!..

Türkiye’yi Bekleyen Tehlike; Trump’a Suikast veya İsrail’e Yönelik 11 Eylül Terörü’ne Benzer Bir Olay: İŞTE O ZAMAN ABD/İSRAİL’İN HEDEFİNDE TÜRKİYE OLACAK!..

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Temmuz 28, 2026 - 23:21

Son günlerde İsrail medyasında Türkiye’ye yönelik itiraf niteliğindeki analizlerle birlikte kışkırtıcı provokatif yazılar ve haberler yapılmaya başlanmasının altında korkunç bir gerçek yatıyor! Bilindiği gibi İsrail, yıllardır Filistin/Gazze üzerinde bir vahşet ve zulüm sergiliyor. Aynı şekilde Lübnan’a yönelik saldırılarını aralıksız devam ettiriyor.  İsrail’in ABD’yi kışkırtarak (birlikte) İran’a saldırmalarının yegane sebebi sıranın/(hedefin) Türkiye’ye gelecek olmasıdır.

İsrail maalesef (şimdilik) Türkiye konusundaki başarısız oldu ve dünyaya rezil oldu. Tüm itibarı ve kariyeri yerle-bir oldu. İşte bu sebepten dolayı şimdiden (duygu sömürüsü yaparak) Türkiye’ye yönelik tehditlere başladı. Amacı, dünya kamuoyunu yanına çekmek... Bu konuda her yola başvurmaktan çekinmiyor. İsrail medyasında daha şimdiden provokatif haber ve yazılar yazılmaya ve çarpıcı/ilginç analizler yapılmaya başlandı. Ve bunun arkası da gelecek…

Önümüzdeki günlerde, aylarda veya yıllarda İsrail medyasında Türkiye aleyhine daha iğrenç haber ve analizler yazılar yapılacak. Başta ABD ve Avrupa olmak üzere dünya kamuoyunu yanına çekmek için her türlü aşağılık yollara başvuracak olan İsrail öyle bir ‘gün’ gelecek ki dünyayı sarsacak (ayağa kaldıracak) bir eylemin/olayın da hazırlayıcısı olacak! Yani, İsrail’e yönelik 11 Eylül Terörü gibi benzer olay gerçekleşecek ve hazırlanan sahte delil/belge/donelerle olayın altında Türkiye parmağı/izi aranacak! Ya da (daha önceki yazılarımızın birinde bahsettiğimiz gibi) ABD Başkanı Trump’a yönelik yapılacak bir suikast sonrasında da (meydan Trump’tan boşaldığı için) yine HEDEF Türkiye olacak!..

Biz bunları kafamızdan uydurmuyoruz, hayal kurmuyoruz ve komplo teori üretmiyoruz! Bu konuda yapmış olduğumuz tüm araştırmalar ve güvenilir kaynaklardan elde ettiğimiz istihbarat bilgileri ışığında bu şekilde bir teşhis ve tespitte bulunuyoruz.

Şayet önümüzdeki günler, aylar ve yıllar içinde İsrail’e yönelik böylesi korkunç bir terör eylemi gerçekleşirse veya Trump’a yönelik bir suikast olursa (ister-istemez) ABD ve Avrupa başta olmak üzere dünya kamuoyu İsrail’in yanında yer alacak ve ABD/İsrail (aynen İran’a yönelik yaptıkları gibi) Türkiye’ye yönelik bir savaş başlatacaklar.

Bu hususta asla ve asla yanılmıyoruz! Gerçeği (ki olması muhtemel büyük terör olayını) veya ABD Başkanı Trump’a yönelik suikastı daha şimdiden görüyoruz! Kahin ve müneccim değiliz ama geçmişi göz önünde bulundurarak geleceğe aynı basiret ve feraset içinde bakıyoruz!  İsrail’in Türkiye’ye yönelik niyeti/amacı bu yönde…  Zaten şimdiden İsrail medyasında Türkiye aleyhine (duygu sömürüsü yapılarak) provokatif haber, yorum ve analizlerin yapılmaya başlandı. Ve arkası da gelecektir.

Daha geçtiğimiz günler içinde İsrail medyasında zman.co.il’in yapmış olduğu çarpıcı analizde Türkiye’nin İsrail’i köşeye sıkıştırarak bölgede ahlaki ve güvenlik tehdidi oluşturduğundan bahsediliyor!  Bölgesel sorunlarda diplomatik, hukuki ve ekonomik ilişkilerdeki olumsuz sonuçlardan İsrail’in sorumlu olduğundan bahsedilerek Türkiye’nin geliştirdiği yeni doktrinin Tel Aviv yönetimini bölgesel ve küresel ölçekte felç ettiğinden söz edildi. Yani, zman.co.il, Türkiye’nin İsrail’in karizmasını, kariyerini ve itibarını yerle-bir ettiğinin altını çizdi.

Türkiye, çok boyutlu bir strateji uygulayarak İsrail devletine karşı Filistin/Gazze halkını savunuyor olmasının küresel vicdanı harekete geçirdiği tespiti yapılıyor. Hatta Türkiye’nin masada ve sahada nasıl bir koruyucu kalkan görevi yaptığının altı çiziliyor. Türkiye’nin sadece kendi sınırlarını değil aynı zamanda Halep, Şam ve Beyrut’tan başlayarak Kudüs’e kadar koruyucu bir kalkan oluşturduğu vurgusu yapılıyor. Bu konuda Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’a, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin yapmış oldukları konuşmalara atıfta bulunularak Türkiye’nin bölgenin tek oyun kurucusu olduğu ifade edilerek İsrail’in nasıl pasifize edilerek dışlandığı üzerinde duruluyor. Türkiye’nin stratejik hamleler yaparak İsrail’i nasıl oyun dışına ittiği de açık ve dolaylı sözlerle yazılıp-çiziliyor.

Asıl çarpıcı ve dikkat çekici analiz/yorum, İsrailli yazar Joel Rosenberg’in (Evanjelik/Siyonist lobinin önde gelen isimlerinden birisi) küstahça ve alçakça Türkiye’yi tehdit eden yazısıdır. J. Rosenberg, yazısında İsrail’in Filistin/Gazze, Lübnan, Irak ve İran’ı etkisiz hale getirdiğinden bahsederek sıranın Türkiye’ye geldiğini aleni/açık bir şekilde ifade ediyor. Oysaki biz bu konuyu İsrailli yazar J. Rosenberg’in yayınlanan analizinden kısa bir süre önce CUMHA’daki bir yazımızda aynen/harfiyen ifade etmiştik. Bu da bu konudaki düşüncelerimizin ne kadar isabetli ve doğru olduğunun yegane göstergesi olsa gerek. Yazar J. Rosenberg tespit ve teşhislerini İncil’e dayandırarak yapıyor! Neden Tevrat’a değil de İncil’e?! Bu da Evangelist ve Siyonist düşüncenin ortak düşüncesi olsa gerek!

Yazar J. Rosenberg yapmış olduğu analizde ne diyor: "Peki geriye kim kalıyor? Geriye Türkiye kalıyor. Arap değil. Türk, Arap ırkı değildir, Arap değildir, Arapça konuşmazlar. Ama Recep Tayyip Erdoğan radikal bir İslamcıdır... Erdoğan yönetimindeki Türkiye'nin herhangi bir rekabeti yokmuş gibi hissetmesi gerçeğini, Türkiye'nin büyük bir ülke, bir medeniyet olması gerçeğini, Türkiye'nin tüm Avrupa'daki en büyük askeri güce sahip olması gerçeğini bir araya getirdiğinizde tablo ortaya çıkıyor… Erdoğan yönetimindeki Türkiye'nin herhangi bir rekabeti yokmuş gibi hissetmesi gerçeğini, Türkiye'nin büyük bir ülke, bir medeniyet olması gerçeğini, Türkiye'nin tüm Avrupa'daki en büyük askeri güce sahip olması gerçeğini bir araya getirdiğinizde tablo ortaya çıkıyor. Türkiye, NATO'daki en büyük ikinci ordudur, yalnızca ABD'den sonra. NATO'daki, Avrupa'daki herhangi bir ordudan çok daha büyük... Türkiye'nin bu kadar büyük olduğu gerçeğine, Erdoğan'ın bu kadar kötü niyetli olduğu ve İsrail'e, Kudüs'e karşı bu tehditleri savurarak ateş püskürttüğü gerçeğine, ekibinin de öyle ve bu büyük askeri güce sahip oldukları gerçeğine ve tüm bunların İncil peygamberliğiyle uyumlu olduğu gerçeğine baktığınızda, bu endişe vericidir… Birinci senaryo, tüm bunların bir karmaşa olduğu, ancak çok yakında Rusya, İran, Türkiye ve diğer ülkelerin bir ittifak oluşturacağı ve İsrail'e karşı bir hamle yapacağıdır. Eğer bu kadar yakınsak, önümüzdeki aylarda ve yıllarda bizi çoğu insanın düşündüğünden daha hızlı bir şekilde Gog ve Magog'a, Hezekiel 38 ve 39'a götürecek daha fazla olay göreceğiz.”

CUMHA’da 18 Temmuz 2026 tarihinde ”Şimdi ABD/İsrail-İran Savaşı! Sırada İsrail-Türkiye Savaşı Var! AMAÇ: Arz-ı Mev’ud!..” başlıklı yazımda ABD/İsrail’in İran’dan sonra asıl hedefin Türkiye olduğuna dair bazı tespitlerde bulunmuştum: “Siyonistlerin hayalindeki Büyük İsrail’in sınırları arasında  (Arz-ı Mev’ud) Lübnan, Suriye, Irak ve Türkiye vardı. Fakat İran ve Türkiye engeli bu işi bozuyordu. O yüzden ABD/İsrail, İran’a yönelik savaşı başlatmıştı. Şayet İran’ı teslim alabilselerdi sıra Türkiye’ye gelecekti. Fakat evdeki hesap pazara uymadı! Çünkü İran’a diz çöktürememişlerdi. Hala da savaş devam ediyor. Ki sıra Türkiye’ye gelsin!.. Ortadoğu da asıl hedef Türkiye’dir. Ortadoğu’daki şu andaki savaşın yegane sebebi İsrail’in BÜYÜK İSRAİL hayali olan Arz-ı Mev’ud’dur. Bu hayalin gerçekleşmesi önündeki en büyük engel ise Türkiye’dir. O yüzden İran’ı teslim alabilseler sıra Türkiye’ye gelecektir!..”. Yapmış olduğum analizdeki tespitlerimle İsrailli yazar J. Rosenberg’in analizini/yorumunu hele bir karşılaştırın! Sanki olması muhtemel gelişmeleri önceden görmüş gibiyiz!..

Ayrıca, İsrail medyasında yapılan/yazılan birisi itiraf diğeri tehdit niteliğindeki iki çarpıcı analiz ve yazının bizim 9 Ocak 2024 tarihinde Başkent Postası’nda  "İsrail'in Korktuğu Tek Ülke Türkiye'dir !.." başlıklı yazımızdaki teşhis ve tespitlerimizi ne kadar haklı çıkartıyordu! Bu konudaki düşüncelerimiz yeni değildi geçmişteki birçok yazımızda da aynı doğrultuda teşhis ve tespitlerde bulunmuştuk.

CUMHA’da 28 Mayıs 2026 tarihli “ABD/İsrail'in Türkiye'yi İŞGAL PLANI Üzerine İddialar ve Analizler” başlıklı yazımda “Gerek uluslararası güvenilir istihbarat kaynaklarımızdan elimize geçen ABD/Pentagon'un hazırlamış olduğu 'Türkiye'nin stratejik, jeopolitik ve yeraltı zenginlik kaynaklarıyla' ilgili haritalar ve gerekse X ülkesi Kralı'nın yeğeni M.Y'nin bize vermiş olduğu ABD'yle ilgili belge, bilgi ve raporları inceleyip derinlemesine tahliller ve analizler yaptığımızda 'Bir gün gelecek ABD Türkiye'yi işgal edecek' düşüncesi o kadar net/açık bir şekilde ortaya çıkıyordu ki... İşte bu sebepten dolayı yıllarca ABD ile ilgili yazmış olduğum köşe yazılarımda 'bu konudan' sürekli bahsettim. Ve hala da ne zaman bu konu gündeme getirilse bahsediyorum.”

Ayrıca yıllar öncesinden  “ABD ve İsrail'in Türkiye'yi İşgal Plan üzerine ABD'li Emekli Albay Douglas Macgregor 'un, Suriye'nin özgürlüğüne kavuşmadan ve ABD/İsrail'in İran'a saldırmadan önce yapmış olduğu açıklama ve itiraflar: "İsrail'e yönelik çok sert çıkışlar da yapsak onlardan hazzetmese de Sayın Erdoğan ısrarla ülkesini savaştan uzak tutmaya çalışıyor. Çünkü ekonomi konusunda çok hassas. Haksız da sayılmaz. Zira kırılgan bir ekonomiye sahipler. Erdoğan İsrail'in Lübnan'a girmesi halinde bunun Lübnan'ı istikrarsızlaştıracağının farkında. Bizi izleyenlere ABD ve İsrail ile ilgili bilmeleri gereken bir şey söyleyeyim. Şu anda Türkiye'ye saldırmaları için Suriye'de güçlerimizi hazırlıyoruz. Kimleri mi kastediyorum. PKK, Halkın Mücahitleri Örgütü ve diğer bazı örgütleri Türkiye'ye saldırmaları için teşvik ediyor ve silahlandırıyoruz. Türklerde bunun farkındalar ve bundan çok rahatsızlar. Bunu geçmişte de düzenli bir şekilde yaptık ama bu sefer iş çok ciddi… Yani, İsrail'in de bir parçası olduğu büyük bir savaşa gidiyoruz. ABD zaten bunun bir parçası, Türk devleti de savaşın eşikte olduğunu kamuoyuna açıklamak üzere. Şayet bunu bir İstiklal mücadelesi gibi sunarlarsa kamuoyu hiç şüphesiz savaşmak isteyecektir. Ve bu Erdoğan'ın hala kaçındığı bir şey…”

Yıllar önce ABD’li Emekli Albay Douglas Macgregor’un itiraf gibi açıklamalarının nasıl gerçekleştiğini az-çok hepimiz biliyoruz. Hiçbir açıklama durduk yerde (sebepsiz ve gereksiz!) yapılmaz! Her yapılan açıklamanın altında mutlaka acı bir gerçek yatar. Zaten bu gerçek zaman içinde ortaya çıkar. Tarihte, yakın tarihimizde ve günümüzde bunun yüzlerce örneği vardır.

Yine geçmişte yazmış olduğum bir yazımda “Evangelist ve Siyonistlerin hayalindeki Büyük İsrail’in sınırları içinde (Arz-ı Mev’ud) Lübnan, Suriye, Irak ve Türkiye vardı. Fakat İran ve Türkiye engeli bu işe bozuyordu. O yüzden ABD/İsrail, İran’a yönelik savaşı başlatmıştı. Şayet İran’ı teslim alabilselerdi sıra Türkiye’ye gelecekti. Fakat evdeki hesap pazara uymadı! Çünkü İran’a diz çöktürememişlerdi. Hâlâ da savaş devam ediyor. Ki sıra Türkiye’ye gelsin!..” ifadeleri yer almıştı. Bu düşüncelerimin hala arkasındayım. İsrail’i Türkiye’ye yönelik frenleyen gücün ABD Başkanı Trump olduğunu söyleyebilirim. Ne zamanki Trump seçimleri kaybetti, vadesiyle öldü veya bir suikasta kurban gitti işte o zaman DERİN AMERİKA harekete geçecek ve İsrail ile işbirliği yaparak Türkiye HEDEF gösterilecek. Ya da yukarıda da bahsettiğim gibi İsrail’e yönelik 11 Eylül Terörü’ne benzer bir eylem/olay gerçekleşecek işte o zaman HEDEF yine Türkiye olacak. Olması muhtemel bütün bu olasılıkları göz önünde bulundurarak diyorum ki Devlet ve Millet olarak bu konularda çok dikkat etmeliyiz ve Türkiye’nin istiklali ve istikbali için her an seferberlik ruhu içinde olmalıyız.