ÜZÜLMEK
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Lâ tahzen! (Üzülme!)
Ayağın kırıldı diye üzülme!
Allah senden aldığı ayak yerine belki sana kanat verecek.
Kuyu dibinde kaldın diye üzülme!
Yusuf kuyudan çıktı da Mısır’a sultan oldu, unutma!
İstediğin bir şey olursa bir Hayr,
Olmazsa bin hayr ara…
Mevlana
Mevlana’nın bir şiirinden bir bölüm ile başlamak istedim bugünkü yazıma. Madem geldik dünyaya üzülmekte, sevinmekte biz insanlar içindir. Üzüntü hayat sahnesinde oynanan oyunun bir parçasıdır ve oyuncuyu kendisi seçer. Bazen kaybederiz, bazen kazanırız her iki sonuçta da aslında kazanan yine bizler oluruz. Yüce Rabbin lütfu sonsuzdur; hayır gelmeyecek pek çok şeyden bizleri korur ve ben buna tüm kalbimle inanıyorum.
İncinir üzülürüz, yarışır üzülürüz, severiz üzülürüz, yeniliriz üzülürüz, hayatımız ile ilgili bir seçim yaparız yine üzülürüz; üstüne üstlük bunlar yetmezmiş gibi başkalarının üzüntüsüne de üzülürüz. Velhasılıkelam ömrümüz boyunca çeşitli nedenlerle her daim üzülürüz. Üzülmek için mi geldik dünyaya? Gülelim, eğlenelim, yaşamın kıymetini bilelim; üzüntülerle kendimizi kahretmek yerine, üzüldüğümüz her ne var ise çözümü sorun haline getirmeden çözüm üretmeye çalışalım, mutlu olalım.
Aslında; hayra da, şerre de her zaman şükretmek gerekir. Hayat herkese adaletli ve nazik davranmıyor ne yazık ki, en çok değer verdiğiniz insanlar günün birinde sizi fazlasıyla üzebiliyorlar. Çoğu zaman bazı şeylere gücümüz yetmiyor ve müdahale edemiyoruz ve sonunda üzülen yine bizler oluyoruz.
Hayatı güzelleştirmek bizim elimizde. Hayata daha pozitif ve gülümsemeyle yaklaşmak gerekiyor. Bazı zamanlarda mutlu olmayı unutuyoruz; herkesin derdini dert saymaktan kendimize geç kalıyoruz ve mutluluk veren pek çok şeyi görmezden gelerek yok sayıyoruz. Üzüntüler masaya konan her yemeğe dökülen tuz gibidir; fazlası yemeğin tadını bozar, kararında olur ise lezzeti tavan yapar.
Her üzüntümüzden aldığımız, yolumuzu aydınlatan hayat dersleri vardır; mutlulukla yakınlaşmamızı sağlar. Hayatın kuralı tam da böyledir işte. Ölüm gerçeğini aklımızın bir kenarında daima taze tutalım. Hayatı iyi tarafından değerlendirelim ve üzüntü gömleğini üzerimizden çıkartıp, üzüldüğümüz her ne varsa deneyimdi diyelim ve yolumuza devam edelim.
Üzülmek bir süre sonra yerini ferahlamaya bırakacaktır.
O halde; yaşamanın, nefes almanın, evrende bir parça toz olmanın değerini bilelim.
Her günün sabahına şükürle uyanmak, bağışlanan günü iyisiyle kötüsüyle yaşamak ve bunları kalbi iyilik dolu insanlarla paylaşmak muazzam güzelliktedir.
Yaşamı öğrenelim. Doğumun hayatın bitmeye başladığı an olduğunun, aradaki bölümlerin ölümden çalınmış zamanlar olduğunun farkında olalım. Karşılaştığınız her insanın gözlerine bakın. Her insan bir hikâyedir aslında.
Yazarsan roman, okursan şiir olur.
Kendi hikâyemizde bize üzüntü veren yükleri sırtımızdan indirelim ve hafifleyelim. Romanımızda mutlu son, şiirlerimizde aşk olsun…
Güzel günleri sevgiyle kucaklamak dileğiyle…