YAPAY ZEKÂLI TROLLER VE DİJİTAL ENGİZİSYON

YAPAY ZEKÂLI TROLLER VE DİJİTAL ENGİZİSYON

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Haziran 28, 2026 - 15:43

Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı hakkında sosyal medyada dolaşıma sokulan ve kendisinin uygunsuz bir el hareketi yaptığı iddia edilen fotoğrafın yapay zekâ ile oluşturulduğu öne sürüldü.

Rasim Arı, yaptığı açıklamada söz konusu görselin gerçeği yansıtmadığını belirterek, orijinal olduğunu ifade ettiği fotoğrafı kamuoyuyla paylaştı. Olayın ardından görsel kısa sürede sosyal medyada geniş şekilde yayıldı.

Bu olay, ülkemizde yapay zekâ ile üretilen görsellerin hâlâ çok kolay bir şekilde dolaşıma sokularak kamuoyunun manipüle edilebildiğini bir kez daha gösteriyor. Özellikle bu tür içerikleri yayan hesaplar incelendiğinde, geçmişte de provokatif paylaşımlarla gündeme gelen trol veya bot hesapların aktif şekilde faaliyet gösterdiği görülüyor. Bu hesapların paylaşımlarına bakıldığında ise kimleri destekledikleri de açıkça anlaşılıyor.

Arayüz İllüzyonu: Sahte Gönderi Jeneratörleri

Peki, bu manipülasyonu nasıl bu kadar inandırıcı kılıyorlar? İşin mutfağına baktığımızda karşımıza tam bir algı mühendisliği çıkıyor.

Bu olay aslında ilk başta resmin montajlanması ve ardından sahte bir sosyal medya gönderisi (örneğin sahte bir Instagram postu) haline getirilerek servis edilmesiyle başlıyor. Neden derseniz; eğer bu yapay zekâ ürünü sahte resmi doğrudan, ham bir fotoğraf olarak paylaşsalardı, inandırıcılığı bu kadar yüksek olmazdı. Ancak dijital dünyada "sahte Instagram gönderi oluşturucuları" (post generators) denilen yazılımlar var. Kötü niyetli odaklar, ürettikleri yalan resmi bu sahte arayüzlerin içine yerleştiriyor; üzerine sahte beğeniler, sahte yorumlar ve hesap logoları ekliyor.

Toplumda birçok kişi bu tarz arayüz jeneratörlerinden haberdar olmadığı için, resmi bir Instagram hesabı ekran görüntüsü gördüğünde "Bak, gerçekten paylaşmış, doğruymuş" diyerek tuzağa düşüyor. Eğer internete düşen şey sadece ham bir resim olsaydı, sıradan bir kullanıcının bile "Bakın bu sahte, montaj" deme olasılığı %99 olabilirdi. Fakat işin içine o kurumsal sosyal medya arayüzü girip "sahte bir Instagram gönderisi" halinde servis edildiğinde, ne yazık ki gerçeği ayırt edebilme oranı %30’lara kadar inmektedir. İnsanlar fotoğrafa değil, fotoğrafın içindeki Instagram şablonuna güveniyor.

Kamuoyunu Yanıltmanın Hukuki ve Sosyal Bedeli

Kamuoyunu yanıltmak amacıyla bu tür sahte içerikler üretmek ve bilerek yalan bilgi yaymak, hem toplumsal güvene zarar vermekte hem de hukuki sorumluluk doğurabilecek ciddi bir eylemdir. Yapay zekâ ve sahte arayüzler üzerinden algı operasyonu yapılmasına karşı daha etkin dijital denetim mekanizmalarının işletilmesi, organize dezenformasyon ağlarının tespit edilmesi ve gerekli hukuki süreçlerin kararlılıkla yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.

Bu noktada ilgili kamu kurumlarının, özellikle dezenformasyonla mücadele eden birimler ile güvenlik güçlerinin, sahte içerik üreten ve organize şekilde yayan hesaplara yönelik daha etkin çalışmalar yürütmesi; sosyal medya platformlarının da bu hesaplarla ilgili daha hızlı ve etkili önlemler alması, kamuoyunun doğru bilgiye ulaşması açısından önem arz etmektedir.

Bu olay aslında bize bir yandan da şunu gösteriyor: Özellikle X platformu üzerinden yalan bilgiler, bot hesaplar aracılığıyla hâlâ aktif olarak yayılabiliyor.

Mekanizma Nasıl İşliyor? Botlar, Algoritmalar ve Siber Zorbalık

Peki, bu bot ve trol orduları sistemi nasıl manipüle ediyor, hangi algoritmaları kullanıyor?

Süreç genellikle yüksek takipçili veya "etkili" süsü verilmiş X kişisinin, bu yalan bilgili içeriği kesin bir haber gibi dolaşıma sokmasıyla başlıyor. Hemen ardından, organize hareket eden çok sayıda bot hesap devreye giriyor. Bir silsile halinde, sanki birbirinden bağımsız kaynaklarmış gibi "iddia ediliyor", "flaş gelişme" diyerek aynı sahte ekran görüntüsünü peş peşe paylaşıyorlar. Buradaki temel amaç, platformun algoritmasını tetikleyerek yapay bir etkileşim dalgası yaratmak ve konuyu zorla "Trend Topic" (gündem) haline getirmek.

Ancak operasyon sadece yalanı yaymakla bitmiyor; sistemin bir de "dijital engizisyon" boyutu var.

Eğer bu yapay dalganın karşısına dikilip gerçeği yazan, görselin sahte olduğunu kanıtlayan gerçek kullanıcılar çıkarsa; bot ve trol ağları siber zorbalık mekanizmasını çalıştırıyor. Gerçeği söyleyen kişiyi dijital alanda baskılamak, sindirmek ve susturmak için organize bir küfür ve hakaret furyası başlatılıyor.

İlk aşamada hedef alınan kişiye "Ak trol", "Bunların köpeği olmuşsun", "Yalancı" gibi siyasi etiketler ve hakaretler yapıştırılıyor. Karşı taraf geri adım atmadığında ise dozaj artırılarak sinkaflı küfürlerle tam bir linç kampanyasına dönüştürülüyor.

Bu organize psikolojik terörün sonucunda ise acı bir sosyal medya gerçeğiyle karşılaşıyoruz: Hedef alınan kişi, eğer anonim (fake) bir hesap kullanmıyorsa ve dijital güvenliğinden endişe ediyorsa, baskıya dayanamayarak ya yorumunu silmek zorunda kalıyor ya da hesabını kilitleyip geri çekiliyor.

Sonuç olarak; meydan tamamen yalanı üretenlere ve onu yayan bot ordularına kalıyor. Tam da bu yüzden dijital dezenformasyonla mücadele, sadece bir "doğrulama" (fact-checking) meselesi değil; aynı zamanda temiz kullanıcıların ifade alanını koruma ve siber zorbalığa karşı durma mücadelesidir.