Adanmışlığın ve Teslimiyetin Sessiz Dersi

Adanmışlığın ve Teslimiyetin Sessiz Dersi

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Mayıs 26, 2026 - 23:56

İnsan bazen hayatın tam ortasında durup kendine şu soruyu soruyor: “Ben neye adanmış bir hayat yaşıyorum?” Çünkü çağımızda herkes bir şeye bağlı; kimi makama, kimi paraya, kimi alkışa… Ama çok az insan hakikate adanmayı göze alabiliyor.

İşte bu yüzden İbrahim’in hayatı yalnızca geçmişte yaşanmış bir kıssa değil, bugün hâlâ insanın vicdanına dokunan büyük bir hakikat olarak karşımızda duruyor. O, inandığı değer uğruna ateşe yürümeyi göze alan bir adanmışlığın temsilidir. Kendi çağının yanlışlarına karşı tek başına durabilmiş bir yüreğin adıdır.

Fakat asıl ağır imtihan, insanın en kıymetlisiyle sınandığı yerde başlıyor. Çünkü insan bazen malını değil, sevgisini teslim etmekte zorlanıyor. İşte tam burada İsmail’in teslimiyeti devreye giriyor. Bir evladın, babasının taşıdığı ilahi sorumluluğa güvenmesi… Korkunun yerine tevekkülü koyabilmesi…

Bugün bizler küçük kayıplarda bile isyan ederken, onların gösterdiği sabır ve sadakat üzerinde uzun uzun düşünmek gerekiyor. Çünkü modern insanın en büyük problemi, kontrolü kaybetmekten korkmasıdır. Oysa teslimiyet; kaybetmek değil, güvenebilmektir.

Kurban kıssası çoğu zaman sadece bir ibadet üzerinden okunuyor. Halbuki orada asıl anlatılan şey, insanın Rabbine olan bağlılığının derinliğidir. Hz. İbrahim’in bıçağı kesmedi belki; ama o an insanlık, sadakatin ne demek olduğunu gördü. Hz. İsmail’in boynu incinmedi; ama teslimiyetin nasıl bir yücelik olduğunu herkes öğrendi.

Belki bugün bize düşen, elimizdeki kurbanı değil; içimizde büyüttüğümüz kibri, hırsı ve bencilliği Allah’a teslim edebilmektir. Çünkü gerçek adanış, sadece sözde değil; gerektiğinde nefsiyle yüzleşebilen insanların kalbinde yaşar.

Bu vesileyle;

Rahmet, bereket ve teslimiyetin sembolü olan mübarek Kurban Bayramı’na bir kez daha ulaşmanın huzurunu yaşıyorum.

Bu müstesna günlerin; kalplerimize merhamet, hanelerimize bereket, Türk, İslam âlemi ve ülkemize birlik ve beraberlik getirmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyorum. Yapılan ibadetlerin, edilen duaların ve kesilen kurbanların Hak katında kabul olmasını temenni ediyorum.

Kırgınlıkların son bulduğu, paylaşmanın çoğaldığı, sevgi ve kardeşliğin güçlendiği bir bayram olması dileğiyle…

Kurban Bayramı’mız mübarek olsun.