Siyasetin Tasfiye Ettiği İsimler ve Değişmeyen Vesayet Alışkanlıkları

Siyasetin Tasfiye Ettiği İsimler ve Değişmeyen Vesayet Alışkanlıkları

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Ağustos 25, 2026 - 19:56

Siyaset, sadece sandıkta kazanılan başarılardan ibaret değildir; aynı zamanda kimin, nerede, kimlerle saf tuttuğunu gösteren en büyük turnusol kağıdıdır. Bu ülkenin çeyrek asırlık büyük yürüyüşünde, trenin kalkış hızına ayak uyduramayıp ilk durakta inenler de oldu, hırsına yenik düşüp rayları sabote etmeye kalkanlar da. İşte o isimlerden biri de şimdilerde adli dosyaların satır aralarında, çakarlı araç skandallarıyla yeniden karşımıza çıkan eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’dir.

Hatırlayalım; bu hareketin kurucu kadrolarında yer almış, devletin en kritik güvenlik bürokrasisinin başına getirilmiş bir isimdi. Ancak kişisel hırslar, davanın ve milletin ali menfaatlerinin önüne geçtiğinde savrulma da kaçınılmaz oluyor. 2013’te bu milletin iradesine kasteden karanlık odakların rüzgarına kapılarak istifa ettiğinde, bunu güya bir "ilke" mücadelesi gibi pazarlamaya çalışmışlardı. Sonra ne mi oldu? Milad Partisi’nden Saadet’e, oradan İYİ Parti kapılarına kadar uzanan, vizyonsuz ve ilkesiz bir siyasi savrulma izledik. Siyasi omurgasını kaybedenlerin, her rüzgarda başka bir limana sığınmaya çalışması şaşırtıcı değildir.

Ancak geçtiğimiz günlerde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen Alihan Kuriş (Süleymancılar) soruşturması, bu savrulmanın sadece siyasi bir tercih olmadığını, devletin sağladığı imkanların kimlerin hizmetine sunulduğunu da acı bir şekilde gözler önüne serdi. Soruşturma kapsamında, cemaat lideri Alihan Kuriş’in kardeşinin yurt dışına firar etmeye çalışırken yakalandığı lüks aracın, doğrudan İdris Naim Şahin adına tahsisli olduğu ortaya çıktı. Bitmedi; hemen ardından yapılan incelemelerde Şahin adına kayıtlı iki aracın daha suç içerikli faaliyetlerde ve şüpheli organizasyonlarda kullanıldığı belgeleriyle deşifre edildi.

Şahin cephesinden gelen "Araç benden izinsiz kullanılmış, kiralık bir araçtı" şekline sığ sığınmalar, ne devlet ciddiyetiyle ne de milletin vicdanıyla bağdaşır. Devletin eski bir bakanına, makamına binaen tanıdığı o çakarlı, dokunulmazlık zırhına sahip tahsisli araçların, bugün yargının "suç örgütü kurmakla" suçladığı yapıların kaçış planlarında boy göstermesi asla bir "tesadüf" olarak geçiştirilemez.

Bu tablo bize çok net bir gerçeği haykırıyor: AK Parti hareketinden kopanların, milliyetçi-muhafazakar söylemlerle merkez sağda yeni bir alan açma iddialarının arkasında meğer ne büyük bagajlar, ne karanlık ilişkiler varmış! Zamanında terörle mücadele nutukları atanların, bugün devletin kırmızı çizgileriyle oynayan yapılarla aynı arabada yakalanması, siyasi tarihimizin en ibretlik vesikalarından biridir.

Cumhurbaşkanımızın liderliğindeki bu büyük yürüyüş, kimlerin kişisel menfaat devşirdiğini, kimlerin ise bu devlete canı pahasına sadık kaldığını her defasında tasfiye ederek gösteriyor. İdris Naim Şahin örneği, sadece bir eski bakanın adli soruşturmaya konu olan araç skandalı değildir; davasına ve milletine sırtını dönenlerin nihayetinde hangi karanlık dehlizlerde yönünü kaybedeceğinin trajik bir kanıtıdır. Yargı, bu devletin imkanlarını şer odaklarına peşkeş çekenlerden, o çakarların arkasına saklanıp firar tezgahlayanlardan hesabı sonuna kadar soracaktır..

Hüsnü Karabulut
Araştırmacı Yazar