Sınırda Yeni Şafak; Siyonist Planların Çöküşü ve Terörsüz Türkiye Vizyonunun Yüzyıllarca unutulmayacak zaferi..!

Sınırda Yeni Şafak; Siyonist Planların Çöküşü ve Terörsüz Türkiye Vizyonunun Yüzyıllarca unutulmayacak zaferi..!

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Ağustos 26, 2026 - 00:39
Orta Doğu’da dengeler yeniden şekilleniyor. Yıllardır bölgeyi parçalamayı, etnik ve mezhepsel fay hatlarını derinleştirmeyi hedefleyen projeler birer birer anlamını yitirirken, Suriye’nin kuzeyinde yaşanan gelişmeler yeni bir dönemin kapısını aralıyor.
 
PKK’nın ardından Suriye’deki uzantıları olarak değerlendirilen YPG ve SDG’nin kendilerini feshederek Suriye devlet yapısı ve ordusu içerisinde bütünleşme yönünde adım atması, yalnızca Suriye açısından değil, Türkiye’nin güvenliği bakımından da önemli bir gelişmedir.
Şam’da gerçekleşen görüşmeler ve açıklanan süreç, yıllardır Türkiye’nin güney sınırında oluşturulmak istenen silahlı ve parçalı yapıların geleceği açısından tarihi bir dönemeçtir.
Bu başarı yalnızca sahadaki mücadelenin değil, devlet aklının sonucudur
Türkiye’nin son yıllarda ortaya koyduğu kararlı iradeyi yalnızca askeri operasyonlarla açıklamak eksik olur.
Sınır güvenliği, terörle mücadele, diplomasi ve bölgesel istikrar konusunda yürütülen politikalar; sahadaki güçlü kapasiteyle birleşerek önemli bir stratejik sonuç ortaya çıkarmıştır.
Ancak bu başarının bir başka önemli boyutu daha vardır:
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli’nin, Türkiye’nin ülke bütünlüğü ve terörün tamamen tasfiye edilmesi konusunda ortaya koyduğu güçlü siyasi birliktelik.
Farklı siyasi geleneklerden gelen iki liderin, Türkiye’nin bekası söz konusu olduğunda ortak bir zeminde buluşması, “Terörsüz Türkiye” hedefinin en önemli siyasi dayanaklarından biri olmuştur.
 
Dr. Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu siyasi irade ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın devlet yönetimindeki kararlı tutumu, terör meselesinin yalnızca güvenlik politikalarıyla değil, güçlü bir siyasi perspektifle ele alınmasını sağlamıştır.
Bu birliktelik, sıradan bir siyasi dayanışmanın ötesindedir.
Mesele parti meselesi değil; devlet ve millet meselesidir.
Türkiye’nin üniter yapısının, vatanın bütünlüğünün ve milletin ortak geleceğinin korunması konusunda ortaya konulan bu ortak irade, Türkiye üzerinde hesap yapan çevrelere de güçlü bir mesaj vermektedir:
Türkiye, kendi geleceği hakkında karar verecek iradeye ve güce sahiptir.
Terörsüz Türkiye, terörsüz bölgenin de anahtarıdır
Bugün gelinen noktada Suriye’nin kuzeyindeki silahlı yapıların merkezi devlet çatısı altında bütünleşmesi ihtimali, Türkiye’nin güvenlik perspektifi açısından son derece önemlidir.
Çünkü Türkiye açısından mesele yalnızca sınırın ötesindeki silahlı grupların varlığı değildir. Asıl mesele, sınırlarımızın hemen yanında kalıcı bir terör yapılanmasının ve buna bağlı siyasi projelerin ortaya çıkmasının önlenmesidir.
Türkiye yıllardır bunun için mücadele ediyor.
Şimdi ortaya çıkan tablo, “Terörsüz Türkiye” hedefinin aynı zamanda “Terörsüz Bölge” perspektifine dönüşebileceğini göstermektedir.
Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması, silahlı yapıların devlet otoritesi içerisinde bütünleştirilmesi ve bölgenin yeniden siyasi bir bütünlük kazanması; Türkiye’nin güvenliği kadar bölgesel barış açısından da önem taşımaktadır.
Ankara’nın kararlı iradesi
Türkiye, son yıllarda terörle mücadelede yalnızca savunmada kalan bir ülke olmaktan çıkmış; kendi güvenlik anlayışını, teknolojisini ve diplomatik gücünü ortaya koyan etkin bir aktör haline gelmiştir.
Sınır ötesi operasyonlar, güvenlik politikaları, diplomatik girişimler ve siyasi irade birbirini tamamlayan bir bütün oluşturmuştur.
Bu nedenle bugün yaşanan gelişmeleri yalnızca bir örgütün silah bırakması veya bir yapının başka bir devlet kurumuna entegre olması şeklinde değerlendirmek doğru değildir.
Burada daha büyük bir stratejik tablo vardır.
Türkiye’nin güney sınırlarında yıllardır oluşturulmak istenen istikrarsızlık kuşağının kalıcı hale gelmesine izin verilmemesi, Ankara’nın bölgesel ağırlığının da göstergesidir.
Erdoğan-Bahçeli birlikteliği: Devlet ve millet adına ortak irade
Bu tarihi süreçte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu birlikteliğin özellikle altı çizilmelidir.
Türkiye’nin en kritik dönemlerinde siyasi liderlerin parti hesaplarının üzerinde devletin bekasını, vatanın bütünlüğünü ve milletin ortak geleceğini öncelemesi büyük önem taşımaktadır.
 
Erdoğan ve Bahçeli’nin “Terörsüz Türkiye” hedefi etrafında oluşturduğu siyasi dayanışma da bu açıdan değerlendirilmelidirBir tarafta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın devlet yönetimindeki kararlı liderliği, diğer tarafta Dr. Bahçeli’nin siyasi tecrübesi ve güçlü iradesi...
Bu birliktelik, Türkiye’nin terör sorununu geçmişin kısır döngülerinden çıkararak yeni bir stratejik anlayışla ele aldığını göstermektedir.
Daha da önemlisi, Türkiye’nin siyasi farklılıkları aşarak ortak milli hedeflerde buluşabileceğinin güçlü bir örneğini ortaya koymaktadır.
Çünkü vatanın bütünlüğü söz konusu olduğunda ayrışmak değil, birleşmek gerekir.
Bugün Türkiye’nin ihtiyacı da tam olarak budur: Terörün sona erdirilmesi konusunda kararlı, devlet aklıyla hareket eden ve milletin ortak iradesini esas alan bir yaklaşım.
Yeni dönemin kapıları aralanıyor
Suriye’nin kuzeyinde yaşanan gelişmeler, Türkiye’nin yıllardır savunduğu temel yaklaşımın önemini bir kez daha ortaya koymaktadır:
Suriye’nin toprak bütünlüğü korunmalı, terör yapılanmaları tasfiye edilmeli ve bölge halklarının geleceği silahlı örgütlerin değil, meşru devlet kurumlarının iradesine bırakılmalıdır.
Elbette süreç henüz tamamlanmış değildir. Bundan sonraki aşama, açıklanan kararların sahada nasıl uygulanacağıdır. Türkiye’nin de bu süreci dikkatle takip etmesi ve güvenlik hassasiyetlerinden taviz vermemesi gerekmektedir.
Ancak bugün gelinen nokta, önemli bir fırsat penceresinin açıldığını göstermektedir.
 
Sonuç olarak; “Terörsüz Türkiye” hedefi artık yalnızca Türkiye’nin iç güvenliğiyle sınırlı bir hedef olmaktan çıkıp bölgesel istikrarın da ana unsurlarından biri haline gelmektedir.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli’nin ülke bütünlüğü ve terörün tasfiyesi konusunda ortaya koyduğu güçlü siyasi birliktelik ise bu sürecin en önemli dayanaklarından biridir.
Türkiye’nin önünde şimdi yeni bir görev vardır:
Terörün olmadığı, sınırların güvenli olduğu, devlet otoritesinin güçlü bulunduğu ve milletin ortak geleceğe güvenle baktığı bir Türkiye inşa etmek.
Bu hedef gerçekleştiğinde kazanan yalnızca bir siyasi anlayış değil; Türkiye Cumhuriyeti, Türk milleti ve bölgede barış içinde yaşamak isteyen bütün halklar olacaktır.