AHLAKLIYIZ, NAMUSLUYUZ; YA VİCDAN?
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Toplumun en çok kullandığı ama belki de en az düşündüğü iki kavram vardır: ahlak ve namus.
Üstelik çoğu zaman bu iki kelime birbirinin yerine kullanılır. Oysa ahlak başka şeydir, namus başka.
Ahlak, toplumun doğru kabul ettiği kurallar bütünüdür. Zamana, kültüre ve coğrafyaya göre değişebilir. Bir toplumun ahlaklı bulduğu davranışı başka bir toplum ahlaksız bulabilir. Bu nedenle ahlak büyük ölçüde toplumsal bir kavramdır.
Namus ise daha derin ve daha kişisel bir yerde durur.
Namus, insanın kendi vicdanına karşı dürüst kalabilmesidir. Kimsenin görmediği yerde de aynı insan olarak kalabilmek, çıkar uğruna karakterini satmamak, emanete sahip çıkmak, yalan söylememek, iftira atmamak ve sahip olduğu gücü kötüye kullanmamaktır.
Bugün yaşadığımız sorun tam da burada başlıyor.
Çünkü insanlar ahlak adına konuşurken çoğu zaman namusu unutuyor, namustan söz ederken de vicdanı gözden kaçırıyor.
Bir insanın nasıl giyindiği, nasıl yaşadığı, kiminle görüştüğü, kaçta eve geldiği uzun uzun tartışılıyor. Fakat aynı insanlar yalan söyleyenleri, insanları kandıranları, iftira atanları, güçsüzleri ezenleri veya makamını kötüye kullananları görmezden gelebiliyor.
Oysa bir insanın özel hayatına müdahale etmek ahlak bekçiliği olabilir; ancak dürüst olmak namustur.
Başkalarını yargılamak kolaydır. Zor olan, insanın kendi vicdanının karşısında durabilmesidir.
Belki de bu yüzden toplumda namus denildiğinde ilk akla gelen şey çoğu zaman yanlış yerdedir.
Namus bir kadının üzerinde taşınan yük değildir.
Bir ailenin, bir soyadının veya bir ilişkinin üzerine bırakılmış bir sorumluluk da değildir.
Namus, insanın kendi karakteridir.
Bu nedenle namus başkalarının hayatını kontrol etmekle ölçülemez. Bir insanın namuslu olup olmadığını anlamak için onun gücü eline aldığında ne yaptığına bakmak gerekir. Çünkü karakter en çok fırsat karşısında ortaya çıkar.
Bugün birçok kişi ahlakı konuşuyor, namusu savunuyor.
Ama aynı anda vicdanından kaçıyor.
İnsanların kıyafetlerini, tercihlerini ve yaşamlarını denetlerken; dürüstlük, adalet, merhamet ve vicdan konularında sessiz kalıyor.
Oysa ahlak topluma karşı, namus insanın kendisine karşı, vicdan ise hakikate karşı sorumluluğudur.
Vicdanın sustuğu yerde ne ahlak kalır ne de namus.
Çünkü insanı gerçekten değerli kılan, başkalarının hayatı üzerinde kurduğu denetim değil; kendi vicdanı karşısında verebildiği hesaptır.
Bu yüzden belki de kendimize şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:
"Ahlaklıyız, namusluyuz peki vicdanlı mıyız?"