Diplomalı Cehalet mi, Kütüphaneli Erdem mi?
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Son yıllarda sıkça duyduğumuz “liyakat” kavramı, maalesef ülkemizde dar kalıplara sıkıştırılmış durumda. Bir insanın ehliyeti, çoğu zaman önüne konulan bir diplomayla ya da tamamladığı eğitim kurumuyla ölçülüyor. Oysa unuttuğumuz çok temel bir gerçek var: Üniversite bitirmek, kültürsüz kalmaya engel değil. Tıpkı bir üniversite diplomasının, o kişiyi otomatikman “entelektüel” yapmadığı gibi.
Eğitim dediğimiz şey, müfredata uygun hareket etmekten ibaretse eğer; ezberlenmiş bilgilerin, geçilmiş sınavların ve alınmış kredilerin ötesine geçemez. Oysa kültür; meraktır, sorgulamaktır, insanın kendi kendine rehber olabilmesidir. Hele ki sosyal bilimler söz konusu olduğunda... Bu alan, laboratuvarda deney tüpü sallamak gibi değildir. Sosyal bilimler, insanı ve toplumu anlama sanatıdır ve bu sanat, dışarıdan, bizzat okuyarak, sayfaların tozlu raflarında dolaşarak da kazanılabilir.
Benim gibi alaylıların hikâyesi işte tam burada başlar. Ne bir amfinin sıralarında oturup ezber yapabildik ne de hocanın önünde eğilip büküldük. Ama bir kütüphaneyi devirdik, raflardaki her kitabın ruhuyla konuştuk. Sabahlara kadar süren okumalar, kendi kendimize kurduğumuz tartışmalar, satır aralarında yakaladığımız o kıvılcım... Bize, formal eğitimin çoğu zaman veremediği bir bakış açısı kazandırdı.
Düşünün ki sistem, liyakati kültür üzerine kursaydı. Yani bir insanın entelektüel birikimi, okuduğu kitapların derinliği ve dünyayı kavrayış biçimiyle ölçülseydi. İşte o zaman bugün “diplomasız” diye dışlanan nice alaylı, asıl kariyer basamaklarını tırmanırdı. Çünkü onların kâğıt üzerinde değil, zihinlerinde ve gönüllerinde birikmiş bir sermayeleri vardır.
Ne yazık ki şu anki anlayış, kültürü ikincil plana atıp kalıpları önceliyor. Oysa unutmayalım: Gerçek liyakat, bir üniversite kapısından girip çıkmakla değil, insanın kendi zihnini açmayı başarmasıyla mümkündür. Diplomalı cehalet ile kültürlü alaylı arasındaki farkı ancak zaman ve üretilen işler gösterir.
Ve emin olun, tarih çoğu zaman ikincisinden yana olmuştur.
Eğitim tek tipleştirir ve hizaya dizer ancak özgün okumaların verdiği yaratıcılık başbaşkadır.