Sözün Değeri, Sahte Parıltılar ve Ahir Zamanın Sınavı
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
İnsanlığın en büyük yanılsaması, kendisini hep süslü kavramların arkasına saklama maharetidir.
Günümüz dünyasında vicdandan, merhametten ve iyilikten en çok dem vuranların, uygulamada ahlakın en derin irtifa kaybını yaşayanlar oluşuna tanıklık ediyoruz.
Kendilerini en masum, en kusursuz ilan eden bu zihniyet; hayatın eğlencesine ve yüzeysel şaşaasına dalmışken, ne bir cenazenin hüznüne hürmet göstermekte ne de aile kavramının kutsallığına saygı duymaktadır.
Eşitlik adı altında, meşru olmayan her davranışı kendine hak gören bir hafiflik, maalesef toplumun muhtelif kesimlerinde bir meziyet gibi pazarlanmaktadır.
Ahlakı, edebi ve kendi emeğiyle ayakta kalmayı başaran vakur insanlara laf atmak, onları sözde "üzüntü" ve "acıma" ifadeleriyle küçümsemek ise bu kibrin en acınası tezahürüdür. Oysa gerçekte en büyük günahların ve manevi çöküşlerin ortasında debelenenler, Allah’ın her şeyi gördüğünü ve bildiğini unutanlardır.
Yüzü kızarmayan, utanma duygusunu yitirmiş bu zihniyet; görünürde şık, bakımlı ve dikkat çekici vitrinlerin arkasına sığınarak liyakatten, akıldan, fenden ve edepten yoksun olduklarını gizlemeye çalışırlar.
Ne yazık ki bu sığlık, çaba harcamadan yükselmenin en kolay yolu olarak görülmekte ve toplumun getirdiği bozulma sebebiyle hak etmedikleri övgüleri, mevki ve makamları kolayca elde edebilmektedirler.
Asıl hezimet ise tırnaklarıyla kazıyarak bir yerlere gelmeye çalışan, itibarını omurgasından alan liyakat sahibi insanların maruz kaldığı haksızlıktır.
Yıllarca emek veren, alın teri döken vakur insanlara bir teşekkürü dahi çok görülürken; hiçbir birikimi olmayanların birkaç ay içinde yanından bile geçemeyecekleri unvanlara kavuşması, ahir zamanın en ağır adalet sınavıdır.
Kadının değerinin yüzeysel görünümlere indirgendiği bir düzende; erkeği vezir eden, ona onur, haysiyet ve saygınlık katan kadının kıymeti ne yazık ki göz ardı edilmektedir.
Birçok erkek, kendisini arkasında vasıfsızca gezdiren tercihlerin bedelini, ancak kendi itibarları zarar görüp değersizleştiklerinde öderler.
Ne var ki; yürekte demlenmeyen hiçbir kelime, bir başkasının yüreğine dokunamaz.
Yaşanan acıların, kayıpların ve hayatın imbiğinden geçen 34 yıllık bir kalemin derinliği, asla yapay ve samimiyetsiz sözlerin sığlığıyla bir tutulamaz.
Şereflilerin su üstünde kalmakta zorlandığı bu devirde, kalemiyle ve duruşuyla dik duranların bıraktığı iz, zamanın ötesinde bir takdirin nişanesi olarak kalacaktır.