PİYASA KİLİT
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
İç piyasada son dönemde hemen her sektörden aynı ses yükseliyor: “Para dönmüyor.”
Esnafından sanayicisine, üreticisinden toptancısına kadar herkes aynı sıkıntıyı yaşıyor. Yüksek faizler, krediye ulaşmanın zorlaşması ve finansman maliyetlerinin artması, piyasadaki paranın azalmasına neden oluyor. Para azalınca ticaret yavaşlıyor, işler durma noktasına geliyor. Bir yerde başlayan sıkıntı, kısa sürede bütün piyasaya yayılıyor.
Yüksek Faiz, Parayı Piyasadan Çekiyor
Faizlerin yüksek olması, parasını değerlendirmek isteyenleri üretim ve ticaret yerine daha risksiz görülen alanlara yöneltiyor. İnsanlar ve şirketler yatırım yapmak yerine parasını bekletmeyi tercih ediyor.
Altın da bu dönemde önemli bir tercih haline geliyor. İnsanlar parasını korumak için altına yönelirken, piyasada dolaşan para azalıyor. Ancak burada bir yanılgı da var: Herkes parasını güvenli limana çekerse, o limanın dışında kalan ticaret ne olacak?
Esnafın, üreticinin ve sanayicinin ihtiyacı olan şey sadece yüksek faiz getirisi değil, piyasada dönen paradır. Para piyasadan çekildikçe alışveriş azalıyor, yatırımlar erteleniyor ve işletmeler “Biraz daha bekleyelim” demeye başlıyor.
Çekler Ödenmiyor, Borçlar Birikiyor
Piyasadaki en büyük sorunlardan biri de ödeme zincirinin bozulması.
Bir firma sattığı malın parasını zamanında alamayınca kendi borcunu ödemekte zorlanıyor. O firma ödeme yapamayınca ondan mal alan başka bir firma sıkıntıya giriyor. Böylece sorun bir şirketle sınırlı kalmıyor, birbirine bağlı onlarca işletmeyi etkiliyor.
Özellikle çek ve senetle yapılan ticarette güven büyük önem taşıyor. Ancak ödemeler aksadıkça bu güven de zedeleniyor. Vadeler uzuyor, borçlar bir sonraki aya veya yıla öteleniyor. Fakat borcu sürekli ertelemek sorunu çözmüyor; sadece ileriye taşıyor.
Bir Firma Batarsa, Arkasından Kaç Firma Sürüklenir?
Bugün bir işletmenin yaşadığı sıkıntı, sadece o işletmenin sorunu değil.
Bir fabrikanın siparişi azalırsa üretimi düşüyor. Üretim düşünce çalışan sayısı azalabiliyor. Fabrikaya mal satan tedarikçi daha az satış yapıyor. Nakliyeci daha az iş buluyor. Esnafın müşterisi azalıyor.
Yani bir işletmenin yaşadığı kriz, domino taşları gibi başka işletmeleri de etkileyebiliyor.
İflas ve konkordato başvurularındaki artışın altında da bu zincirleme etki yatıyor. Artık mesele yalnızca “Kötü yönetilen birkaç şirket” meselesi olarak görülmemeli. Piyasada ciddi bir nakit ve güven sorunu var.
Reel Sektör Gününü Kurtarmaya Çalışıyor
Yüksek faiz, enflasyonu kontrol altına almak için kullanılan bir araç olabilir. Ancak bunun reel sektörde ciddi bir bedeli olduğu da unutulmamalı.
Bugün birçok şirket yeni yatırım yapmayı, yeni işçi almayı veya üretimini büyütmeyi düşünmek yerine “Bu ay maaşları ve borçları nasıl ödeyeceğiz?” diye düşünüyor.
Şirketlerin hedefi artık daha fazla kazanmak değil, ayakta kalabilmek.
Özellikle özkaynağı güçlü olmayan küçük ve orta ölçekli işletmeler için durum daha da zor. Kredi pahalı, müşteri ödemeleri gecikiyor, maliyetler yüksek. Böyle bir ortamda borcu yeni bir borçla çevirmek de giderek imkânsız hale geliyor.
Piyasaya Yeniden Nefes Aldırmak Gerekiyor
Ekonomide sadece enflasyon ve faiz rakamlarına bakarak tabloyu anlamak mümkün değil. Sokaktaki esnafın, fabrikadaki işverenin ve maaşını bekleyen çalışanın yaşadığı gerçeklik de hesaba katılmalı.
Çünkü piyasa para olmadan dönmez.
Üretim yapan, istihdam sağlayan ve vergisini ödeyen işletmeler ayakta kalamazsa bunun bedelini yalnızca şirket sahipleri ödemez. Çalışan, esnaf, tedarikçi ve en sonunda bütün toplum etkilenir.
Ekonomiyi düzeltmek yalnızca rakamları düzeltmek değildir. Piyasaya güven vermek, işletmelerin nefes almasını sağlamak ve paranın yeniden ticaretin içinde dolaşmasını sağlamak da gerekir.
Bugün piyasada en çok ihtiyaç duyulan şey belki de yeni bir kredi değil, yeniden güven ve öngörülebilirliktir.