Sosyal Medyadaki Dünya

Sosyal Medyadaki Dünya

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Eylül 9, 2026 - 17:38

Sosyal medyada her gördüğümüzü taklit etme eğiliminde oluyoruz; peki neden, hiç düşündünüz mü? Bunlar bize sadece cazip geldiği için mi, yoksa böyle yapınca mutlu olacağımızı sandığımız için mi?

"Aaa, bak bu buraya gitmiş, o bunu yemiş... Ben de aynısını yaparsam daha çok beğeni alırım. Daha çok beğeni alırsam daha çok sevilirim; daha lüks bir hayat yaşıyormuşçasına gözükür, tatmin olurum." Kendimize bile itiraf etmekte zorlandığımız bu düşünceleri hiç sorgulamadan eyleme geçirmek ne kadar doğru?

Her gün yüzlerce olayla, binlerce insanla karşılaşıyoruz. İşe giderken, okula giderken, en basitinden bir otobüste bile ister istemez birbirimizle temas ediyoruz. Oysa her insan farklı, kendine özgü, özel ve kıymetlidir. Peki, bir insanın değerini alacağı beğeni sayısına sıkıştırarak ölçmek ne kadar doğru? İnsanın temiz ruhunu, kalbine sığmayan iyiliğini de hesaba katıyor mu o sosyal medya hesapları?

Üstelik küçük yaştaki pek çok çocuk, ekranların başında başkalarını izleyerek mutsuz oluyor. Onlar sahip olduklarıyla baş başa kalıp şükredemiyor; çünkü araya bizim abartılı, gerçek dışı gösterişimiz giriyor. Bir süre sonra özümüzü göremiyoruz; gördüğümüz tek şey daha rahat, daha konforlu ve daha lüks bir yaşam arayışı oluyor...

İçimizdeki boşluğu yapay şeylere sığınarak doldurmaya çalışıyoruz. Bu hiç bitmeyen doyumsuzluk ve açlık, ne yazık ki kültürümüzü de kemiriyor. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), "Komşusu açken tok yatan bizden değildir" buyurmuştur. Yolda biri hastaysa, imkânı yoksa veya hamile bir kadının canı bir şey çekerse "göstermeden yapayım" diyen o ince nezaket kültürü, yerini yavaş yavaş gösteriş merakına bırakıyor.

Biz bu şekilde devam edersek gelecek nesillerden ne bekleyebiliriz? Atalarımız "Ne ekersen onu biçersin" demiş. Bizler değerlerimizi ve yargılarımızı böyle boş şeylere yatırdıkça, her gün hayattan bir parça daha eksiliyoruz.

Oysa hayatta gerçek bir iz bırakmak; zoru başarmaktan, risk alabilmekten ve kendin olabilmekten geçer. Eğer bu hayatta dik durmak; yaratıcı, özgün ve sorgulayan bir birey olmak istiyorsak herkesin yaptığını kopyalamayı bırakıp kendi ürettiklerimizle mutlu olmayı öğrenmeliyiz.