Kıyafetler, Kimlikler ve Değişen Dünya

Kıyafetler, Kimlikler ve Değişen Dünya

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Temmuz 17, 2026 - 10:58

Gençliği Suçlarken Kendimizden Kaçışımız ;

Sokaklarımızın, caddelerimizin ve sosyal medyanın çehresi hızla değişiyor. Gençlerimizin giyim tarzı, yaşam biçimi ve hayata bakışı artık yalnızca bir moda meselesi değil; giderek derinleşen bir kimlik arayışının göstergesi hâline geliyor. Bin yıllık kültür, edep ve estetik anlayışımızın yerine, küresel popüler kültürün dayattığı kalıplar hızla yerleşiyor.

Bugün sadece genç kızlarımızın giyim kuşamındaki aşırılıkları değil, genç erkeklerimizin de sosyal medya etkisiyle yabancı kültürleri sorgulamadan ideal hâline getirmesini görüyoruz. Özellikle Uzak Doğu kültürüne yönelik ölçüsüz hayranlık, ilişkilerden yaşam tarzına kadar birçok alanda kendi kültürel değerlerimizi ikinci plana itebiliyor. Elbette farklı kültürleri tanımak zenginliktir; ancak kendi kimliğini değersiz görmeye başlamak ciddi bir toplumsal sorundur.

Fakat bütün suçu gençlere yüklemek en kolay yoldur. Çünkü bu evlatlar bizim evlatlarımızdır. Asıl sormamız gereken soru şudur: Gençlerimiz neden kendi değerlerinden uzaklaşıyor?

Belki de biz büyükler, onlara değerlerimizi sevdiren bir dil kuramadık. Edebi, ahlakı ve sorumluluğu sevgiyle anlatmak yerine çoğu zaman yasaklarla, eleştirilerle ve baskıyla anlatmaya çalıştık. Bizim boş bıraktığımız alanları ise sosyal medya ve küresel dijital kültür doldurdu.

Kendi evinde anlaşılmadığını hisseden bir genç, kabul görmeyi başka kimliklerde arıyor. Kıyafetler, yaşam tarzları ve sosyal medya akımları zamanla bir aidiyet arayışına dönüşüyor. Oysa mesele sadece kıyafet değil; mesele "Ben kimim?" sorusuna verilen cevaptır.

Gençlerimizi inciterek, dışlayarak ya da aşağılayarak kazanamayız. Yanlış gördüğümüz davranışları elbette eleştirmeliyiz; ancak onların onurunu kırmadan, sevgiyi ve diyaloğu kaybetmeden yapmalıyız. Çünkü kopan gönül bağlarını yeniden kurmak çok daha zordur.

Eğer bugün gençlerimiz kendi kültürlerinin zarafetinden uzaklaşıyorsa, aynaya önce biz bakmalıyız. Anne, baba, öğretmen ve toplum olarak onlara iyi örnek olabildik mi? Kendi medeniyetimizin güzelliğini, nezaketini ve asaletini sevdirebildik mi?

Gençliği kurtarmanın yolu onlarla kavga etmek değil, onları anlamaktan geçer. Köklerini bilen, dünyaya açık ama kimliğini kaybetmeyen; özgürlüğünü edep, sorumluluk ve saygıyla dengeleyebilen bir nesil yetiştirebilirsek, hem kültürümüzü korur hem de geleceğe daha güvenle bakabiliriz.