LÜBNAN’IN AKIBETİ, FİLİSTİN/GAZZE GİBİ OLMASIN!
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Lübnan’ın şu anda içinde bulunduğu siyasi, ekonomik, askeri, sosyal, dini ve toplumsal durumunu anlayabilmek için tarihi geçmişini çok iyi bilmek gerekiyor. Ancak o zaman Lübnan’ın günümüzdeki durumunu daha iyi anlayabiliriz. Lübnan, Ortadoğu’da Filistin/Gazze’den sonra en çok siyasi, askeri, ekonomik ve sosyal/toplumsal yönden sıkıntı çekmiş bir ülkedir. Lübnan konusundaki korkumuz İsrail saldırıları ve işgali sonucu akıbetinin Filistin/Gazze’ye benzeyecek olmasıdır.
Lübnan Doğu Akdeniz’de Ortadoğu’nun en karmaşık ve en ilginç bir ülkesi olarak Suriye ve İsrail’e komşudur. Yönetim şekli Cumhuriyet’tir. Tarihi ve kültürel bir zenginliğe sahiptir. Nüfusu 4.3 milyon, yüzölçümü 10.400 kilometrekaredir. Nüfusunun yüzde 60’ı Sunni, Şii ve Dürzi Müslümanlardan oluşuyor. Devlet içindeki görevler, dinlere göre verilmektedir. Cumhurbaşkanı, Maruni Hristyan, Başbakan Sünni Müslüman, Meclis Başkanı da Şii Müslüman olmak zorundadır. Lübnan yıllardır güvenlik sorunu olan bir ülke olmakla birlikte ekonomik krizlerle boğuşmaktadır. Lübnan, askeri çatışmaların, jeopolitik, siyasi gerilimlerin yaşandığı ve İsrail tarafından sürekli hava saldırılarına maruz kalan bir ülkedir.
Lübnan, Ortadoğu’nun en karmaşık mezhep yapısına sahip olmasıyla birlikte devleti, Hıristiyan ve Müslümanların birlikte yönettikleri ilginç ve garip bir ülkedir. O yüzden 1943 yılından bu yana başı dertten hiç kurtulmamıştır. Hizbullah ve FKÖ’nün İsrail’e karşı eylemler gerçekleştirmesi sebebiyle Lübnan’ın en büyük belalısı her zaman İsrail olmuştur.
Lübnan, 1943 yılında Hristiyan ve Müslümanların ‘Ulusal Pakt’ anlaşması üzerine birlikte yönettiği bir devletti. Daha sonra Müslüman Şii nüfusun artması ile devlet yönetiminde Hristiyanlarla sürekli gerilimler yaşandı. Lübnan Kahire Anlaşması doğrultusunda FKÖ (Filistin Kurtuluş Örgütü) İsrail’e karşı eylem yapma hakkında sahip olunca ülke yönetiminde istikrarsızlıklar başlamış oldu.
13 Nisan 1975 yılında Hristiyan Milisler tarafından bir otobüse yapılan saldırıda Filistinlilerin ölmesi Lübnan’da 15 yıl sürecek olan (1975-1990) iç savaşı başlattı. Lübnan’da savaşan iki cepheden birisi Falanjistler (Maruni Hristiyanlar) diğeri de Müslüman/Sol İttifak FKÖ (Filistin Kurtuluş Örgütü) oldu. Suriye 1976 yılında Hıristiyanlara destek amacıyla Lübnan’a girdi ve 2005 yılına kadar Lübnan’da varlığını sürdürdü. İsrail ise kendi sınır güvenliğini sağlamak için Lübnan’ın Güney’ine sürekli operasyonlar düzenledi.
İsrail’in Lübnan’ın Güney’ini işgal etmesinin başlıca sebebi 1978’de Hizbullah ve FKÖ saldırılarıydı. 1982 İsrail-Lübnan savaşını tetikleyen olay Sabra ve Şattila mülteci kamplarında İsrail’in gerçekleştirdiği katliamdı. Daha sonra Hizbullah’ın bulunduğu sınırda iki İsrail askerinin kaçırılması üzerine İsrail ve Lübnan arasında 34 gün süren yoğun çatışmalar yaşandı. Ve günümüzde (3 yıl önce) Filistin/Gazze Savaşı’nın sebep olduğu İsrail-Hizbullah çatışmaları bölgeyi yeniden savaş ortamına sürükledi. Elbet ki bu durumdan Lübnan da büyük çapta etkilendi. Ve kendisini bir anda savaşın ortasında buldu.
Lübnan’ın kaderinin Filistin/Gazze gibi olmasından korkulur! İsrail, Filistin/Gazze’de gerçekleştirdiği işgal, katliam ve vahşeti bu sefer Lübnan’da gerçekleştirmek istediğini son üç yıl içindeki saldırılarından çok iyi anlıyoruz.
Lübnan Ortadoğu’da hiçbir ülkeye benzemeyen özellikleri var. Kırılgan demografik yapısıyla birlikte mezhep çokluğu, Filistinli yoğunluğu sebebiyle maalesef bazı ülkelerin saldırılarına maruz kalmıştır.
Hizbullah’ın varlığı, İsrail’i en çok rahatsız eden bir unsur. Hizbullah bahanesi ile İsrail sürekli Lübnan’ı hedef haline getirdi. Ve sonuçta Lübnan’ın kaderine iç savaşlar ve İsrail saldırıları damga vurdu!
İsrail’in Lübnan’a ilk saldırısı 14 Mart 1974 tarihinde Litani Operasyonu ile gerçekleşmiştir. Bu saldırı sonrasında FKÖ (Filistin Kurtuluş Örgütü) misillemede bulunması üzerine 14 Mart 1978 yılında İsrail, Güney Lübnan’ı işgal etti. Daha sonra 1982 yılında İsrail, Lübnan’ı ikinci kez daha büyük bir güç kullanarak yeniden işgal etti. Bu işgal sırasında İsrail tankları Beyrut kapısına dayandı. 2006 yılında ise İsrail-Hizbullah arasında çok şiddetli çatışmalar yaşandı.
İsrail-Lübnan arasındaki gerilimler 2024’te de devam etti. Ve 2026’da İsrail’in Filistin/Gazze’ye ve ABD’nin İsrail ile birlikte İran’a saldırması üzerine savaş Lübnan’ın Güney’ine de sıçramış oldu. Ve İsrail bugüne kadar da Lübnan’ın Güney’ini tamamen işgal etmek amacıyla Beyrut başta olmak üzere Lübnan’ın birçok yerine havadan ve karadan bomba yağdırdı.
Ortadoğu’yu kan gölüne çevirmek isteyen İsrail, ‘Arz-ı Mev’ud’ hayaline ulaşmak ve Lübnan’ı Filistin/Gazze’ye çevirmek için saldırılarına yeniden başladı.
ABD’nin baskıları sonucunda 17 Nisan’da ateşkesi kabul eden İsrail (ateşkes süresinin 17 Mayıs’ta 45 gün daha uzatılmasına rağmen) Lübnan ile yapmış olduğu anlaşma üzerine ateşkesi ihlal ederek önce Sur bölgesine havadan bomba yağdırdı sonra da ‘sarı hattı’ çiğneyerek kara saldırıları başlattı.
Saldırı talimatlarını İsrail Başbakanı Netanyahu vermişti. Saldırılar başlamadan önce 2 Mart 2026 tarihinde bölgede tansiyon yükselmiş ve gerilim olağanüstü tırmanmıştı. Saldırıların yegane sebebi, Netanyahu’nun 25 Mart’ta Lübnan’a yönelik askeri operasyonların attırılması doğrultusunda talimatlar vermesiydi. Hatırlarsanız 2 Mart’ta Lübnan’ın Güney’ine hava saldırıları başlatan İsrail bazı beldeleri de işgal etmişti.
Guardian, AFP, Reuters, Le Monde ve Associated Press gibi gazete ve ajanslar, son haftalar içinde İsrail’in düzenlemiş olduğu hava ve kara saldırıları sonucu yüzlerce kişinin öldüğünü, binlerce kişinin yaralandığını ve bazı köy ve kasabaların boşaltıldığını dünya gündemine taşımıştı.
İsrail ordusunun Lübnan’a yönelik saldırılarıyla 2 Mart 2026 savaşın zeminini hazırladı. Ve 2026’da gerçekleşen Lübnan Savaşı‘nda bugüne kadar 3 bin 324 kişi hayatını kaybetti ve 10 bin 27 kişi yaralandı. Yerinden-yurdundan edilerek göçe zorlanan insan sayısı 1 milyonu aştı. Ayrıca İsrail bombardımanlar ve kara saldırıları sonucu onlarca doktor ve sağlık görevlisi de hayatını kaybetti.