Fikir Fakirlerine ve "Diplomalı" Taşralılığa

Fikir Fakirlerine ve "Diplomalı" Taşralılığa

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Ağustos 26, 2026 - 19:49

Elimde kristal bir bardak, içinde buzlu bir smoothie... Karşımda ise alabildiğine uzanan, dalgalarıyla dövünen mavi bir deniz.
Manzara tam bir "seçkinlik" illüzyonu sunuyor olabilir ama; zihnim bu serin dokunuşun çok uzağında, memleketin o hiç bitmeyen, her dönem yeni bir ambalajla önümüze sürülen "açılım saçılım" girdaplarında dolanıyor.

Ne zaman bu topraklara ait kadim değerler, o binlerce yıllık Anadolu zenginliği bir masaya meze edilse, balkondaki bu huzurlu hava anında kurşun gibi ağırlaşıyor.

Ne acıdır ki bu tiyatronun en hevesli figüranları, her dönem olduğu gibi yine o "fikir fakiri" fildişi kule sakinleri, yani bizim çok bilmiş bazı akademisyenlerimiz oluyor.

Bizim buraların meşhur bir lafı vardır; "Eşeğe cilve yap demişler, tekme atmış." İşte bizim batı patentli teorilerle hafızasını formatlamış, ünvanı büyük ama ufku dar bazı akademisyenlerimizin Anadolu insanına, onun kültürüne ve binlerce yıllık harcına bakışı tam olarak budur.
Kürsülerinden dünyayı kurtaran, afili yabancı kavramları alt alta dizince entelektüel olduğunu sanan bu zevat, ne yazık ki bu toprakların mayasından fersah fersah uzak.

Yüzyıllardır bu coğrafyayı ayakta tutan o muazzam zenginliği, o köklü Anadolu irfanını iki tane sığ sosyolojik tezle açıklamaya yeltenirler.
Sonra da adına "açılım" dedikleri her ne idüğü belirsiz sürece, sırf ilerici görünmek adına alkış tutarlar.

Siz, hayatında bir kez bile Anadolu’nun bir köyünde, ocak başında kaynayan kazanın buğusunu solumamış, Anadolu'nun ücra bir köşesinde evladını şehit vermiş evladı yok ama "vatan sağolsun" diyerek vatanı olan insanların sessiz sabrını idrak edememiş adamlar; neyi neye açıyorsunuz?

Sizin o parlatılmış odalarınızda ürettiğiniz fikirler, bu toprakların gerçeği karşısında yastık altındaki sahte altınlar gibi sırıtıyor.

Bir yanda binlerce yıllık bir medeniyetin, haysiyetin ve bir arada yaşama ahlakının zenginliği; diğer yanda sizin sığ, ezberlenmiş ve ithal dogmalarınız...

Gerçekten komiksiniz. Ama bu komedi, arkasındaki o derin cehalet ve art niyet yüzünden insanı güldürmüyor, aksine içimizde sönmeyecek bir öfkeyi harlıyor ve komedrama dönüşüyor.

Anadolu bir bütündür, kendi içinde zaten uçsuz bucaksız bir deryadır.
Onun ne dışarıdan gelecek akıllara ihtiyacı vardır ne de kendi köklerine yabancılaşmış "diplomalı" taşralıların rehberliğine.

Siz kristal bardaklardaki serinliği sadece bir lüks sanırken, bu millet o bardağın içindeki emeği, alın terini ve sabrı görür.

Şimdi o teorilerinizi, süslü makalelerinizi alın ve ait olduğunuz o sığ sulara geri dönün.

Çünkü bu deniz, sizin o "açılım" dediğiniz hafif sıklet fikirlerinizi kaldıramayacak kadar derin ve dalgalıdır.