BİR KAPLUMBAĞA KATLİAMI : ADALETİN SINAVI !

BİR KAPLUMBAĞA KATLİAMI : ADALETİN SINAVI !

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Ağustos 26, 2026 - 20:02

Bazı görüntüler vardır; üzerinden yıllar geçse de insanın vicdanındaki karşılığını kaybetmez. Çünkü zaman, yaşananı ortadan kaldırmaz. Hele ki söz konusu olan, kendisini savunamayacak bir canlının bilerek ve isteyerek zarar görmesi ise mesele yalnızca geçmişte yaşanmış bir olay olmaktan çıkar; toplumun adalet duygusuyla kurduğu ilişkinin bir parçasına dönüşür.

Karadeniz Ereğli’de gündeme gelen olay da tam olarak böyle bir tartışmayı beraberinde getiriyor.

Bir kaplumbağanın ezilerek öldürüldüğünü gösteren görüntüler kamuoyunda büyük tepki oluşturdu. Görüntüler nedeniyle 37 yaşındaki Arsu S.’nin yakalandığı, ancak görüntünün yaklaşık 15 yıl önce çekildiğinin belirlenmesinin ardından serbest bırakıldığı yönündeki bilgiler kamuoyuna yansıdı.

Burada çok önemli bir ayrım yapmak zorundayız.

Hukuk ile vicdan aynı şey değildir; ancak hukuk düzeninin amacı, toplumun adalet duygusunu da korumaktır.

Bir görüntünün eski olması, görüntüdeki davranışın vahşet niteliğini değiştirmez. Fakat ceza hukukunda bir kişinin bugün cezalandırılabilmesi için olayın tarihi, deliller, zamanaşımı, failin yaşı, yürürlükteki mevzuat ve diğer hukuki şartların birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Dolayısıyla sosyal medyada hüküm vermek kolaydır. Asıl zor olan, bütün bu unsurları hukuk içerisinde değerlendirmektir.

Tam da bu nedenle meseleye sloganla değil, adalet duygusuyla ve hukuk devleti ilkesiyle yaklaşmak gerekiyor.

 

ASIL TEHLİKE: CEZASIZLIK ALGISI

 

Toplumların adalet düzenleri yalnızca mahkeme kararlarıyla ayakta kalmaz.

Bir toplumda insanlar sürekli olarak “Şiddet uygulayanın yanına kâr kalıyor”, “Kimse hesap vermiyor”, “Nasıl olsa bir şey olmaz” düşüncesine kapılmaya başlarsa, hukukun caydırıcılığı zayıflar.

Bu, küçümsenecek bir mesele değildir.

Çünkü cezasızlık algısı yalnızca belirli bir suç türünü etkilemez. Zaman içerisinde toplumsal davranış biçimlerini değiştirir.

Bugün bir hayvana yönelik şiddete kayıtsız kalan toplum, yarın başka bir şiddet biçimine karşı da duyarsızlaşabilir.

Şiddetin sınırı bir kez aşındığında, sınırın nerede duracağını belirlemek zorlaşır.

Bu nedenle bir kaplumbağanın ölümü üzerinden konuşurken aslında daha büyük bir soruyu tartışıyoruz:

Toplum olarak şiddete karşı sınırımız nerede?

 

ADALET, ÖFKEYLE DEĞİL KARARLILIKLA TECELLİ EDER

 

Sosyal medyada infaz etmek kolaydır.

Bir görüntü yayılır.

Öfke yükselir.

İnsanlar tepki gösterir.

Ardından birkaç saat içerisinde herkes kendi hükmünü verir.

Fakat hukuk böyle işlemez.

Devletin gücü, sosyal medyanın öfkesine teslim olmakta değil; öfkenin en yüksek olduğu anda bile hukuk içerisinde hareket edebilmesindedir.

Bu nedenle Karadeniz Ereğli Cumhuriyet Başsavcılığımıza açık bir çağrı yapmak gerekiyor:

Olay bütün yönleriyle araştırılsın.

Görüntünün gerçekliği, tarihi, kim tarafından çekildiği, olayın nerede ve hangi şartlarda gerçekleştiği, failin kimliği ve eylemin hukuki niteliği bütün delilleriyle ortaya konulsun.

Eğer yürürlükteki hukuk bakımından soruşturmanın derinleştirilmesini veya herhangi bir adli tedbirin uygulanmasını gerektiren şartlar mevcutsa, bunlar tereddütsüz şekilde değerlendirilsin.

Ve eğer tutuklama için kanuni şartlar oluşmuşsa, tutuklama tedbiri de hukuk çerçevesinde değerlendirilsin.

Buradaki çağrımız bir kişi hakkında sosyal medya üzerinden hüküm kurulması değildir.

Tam tersine çağrımız şudur:

Hukuk ne gerektiriyorsa o yapılsın.

Çünkü adaletin itibarı, yalnızca suçlunun cezalandırılmasıyla değil; soruşturmanın tarafsız, etkin ve kararlı biçimde yürütülmesiyle de korunur.

 

“15 YIL ÖNCE” İFADESİ HER ŞEYİ BİTİRİR Mİ?

 

Kamuoyunun en çok sorduğu soru budur.

Bir görüntü 15 yıl önce çekilmişse mesele kapanmış mıdır?

Bu sorunun cevabı sosyal medya yorumlarında değil, hukukta aranmalıdır.

Olayın üzerinden geçen süre elbette hukuki açıdan önemlidir. Ancak hangi hukuki sonuçların doğacağı; olayın niteliğine, ilgili mevzuata, zamanaşımı hükümlerine ve diğer şartlara göre belirlenir.

Bu nedenle “15 yıl geçmiş, dolayısıyla hiçbir şey yapılamaz” demek de; “görüntü var, mutlaka tutuklanmalı” demek de tek başına hukukî bir değerlendirme değildir.

Fakat devletin görevi tam da burada başlar.

Şüpheyi araştırmak.

Delili toplamak.

Gerçeği ortaya çıkarmak.

Hukuki nitelendirmeyi yapmak.

Ve sonunda kanunun gereğini yerine getirmek.

Vatandaşın devletten beklediği budur.

 

HAYVANA YÖNELİK ŞİDDET SADECE HAYVAN MESELESİ DEĞİLDİR

 

Bir toplumun medeniyet seviyesini yalnızca yollarıyla, binalarıyla, teknolojisiyle veya ekonomik büyüklüğüyle ölçemeyiz.

Asıl ölçü, güçsüz karşısındaki davranışıdır.

Kendisini savunamayan bir canlıya karşı nasıl davranıyoruz?

Çünkü merhamet, güçlüye gösterilen nezaket değildir.

Merhamet, karşılığında hiçbir şey alamayacağınız bir canlıya zarar vermemeyi seçebilmektir.

Bu nedenle hayvana yönelik şiddeti yalnızca “hayvan meselesi” olarak görmek eksiktir.

Bu aynı zamanda ahlak meselesidir.

Toplumsal düzen meselesidir.

Çocuklara hangi davranışın normal olduğunu öğrettiğimizle ilgili bir meseledir.

Ve nihayetinde devletin caydırıcılığıyla ilgili bir meseledir.

Bir çocuk bir canlıya yapılan vahşeti gördüğünde ve ardından “Hiçbir şey olmadı” sonucuna ulaştığında, toplum yalnızca bugünün olayını değil, yarının davranış biçimini de şekillendiriyor demektir.

 

DEVLETİN EN ÖNEMLİ GÜCÜ: ADALETE OLAN GÜVEN

 

Devletin en büyük gücü yalnızca yaptırım kapasitesi değildir.

Devletin en büyük gücü, adaletine duyulan güvendir.

İnsanlar adaletin çalıştığına inanıyorsa, öfkelerini hukuka teslim eder.

Mahkemeye gider.

Savcılığa başvurur.

Polise güvenir.

Devletin kurumlarına müracaat eder.

Ama adalet mekanizmasının çalışmadığına dair bir kanaat güçlenirse tehlikeli bir eşik ortaya çıkar.

İnsanlar hukukun yerine kendi adaletlerini koymaya başlayabilir.

İşte asıl tehlike budur.

Bu nedenle kamuoyunun öfkesi küçümsenmemeli; fakat kamuoyu öfkesi de hukukun yerine geçirilmemelidir.

Devlet, ikisini birbirinden ayırabilecek kadar güçlü olmalıdır.

 

BAŞSAVCILIĞA ÇAĞRIMIZDIR

 

Karadeniz Ereğli Cumhuriyet Başsavcılığımıza çağrımız açıktır:

Bu olay bütün boyutlarıyla incelensin.

Görüntülerin geçmişe ait olması, hukuken ne anlama geliyorsa o ortaya konulsun.

Varsa diğer deliller toplansın.

Eylemin hukuki niteliği belirlensin.

Sorumluluğu bulunan kişi veya kişiler hakkında kanunun gerektirdiği işlem yapılsın.

Ve tutuklama için kanuni şartlar mevcutsa, bu tedbirin uygulanması da değerlendirilsin.

Çünkü vatandaşın istediği şey intikam değildir.

Vatandaşın istediği şey adalettir.

Bir hayvanın ölümünün üzerinden yıllar geçmiş olabilir.

Ama adalet duygusunun ölmesine izin verilmemelidir.

Bugün konu bir kaplumbağadır.

Yarın başka bir canlı olabilir.

Sonra başka bir şiddet biçimi…

Şiddetin sıradanlaşması, toplumların en tehlikeli sessizliğidir.

Bu yüzden mesele yalnızca geçmişte çekilmiş bir videonun yeniden gündeme gelmesi değildir.

Mesele şudur:

Devlet, şiddetin karşısında nerede duruyor?

Cevap açık olmalıdır:

Hukukun yanında.

Adaletin yanında.

Mazlumun yanında.

Ve cezasızlık algısının karşısında.

Çünkü bir toplumda adalet duygusu yaşadığı sürece devlet güçlüdür.

Adalet duygusu aşındığında ise yalnızca bir dosya değil, toplumun devlete olan güveni de yara alır.

 

Karadeniz Ereğli’deki bu olayın hukuk içerisinde, şeffaf ve etkin biçimde soruşturulması bu nedenle önemlidir.

 

Sayın Başsavcım; kamu vicdanının beklentisi açıktır: Hukuk neyi gerektiriyorsa onu yapın. Eğer tutuklama şartları oluşmuşsa tutuklayın. Eğer başka bir adli tedbir gerekiyorsa onu uygulayın. Ancak hiçbir şeyin üzerinin örtülmesine izin vermeyin.

 

Çünkü adalet yalnızca mahkeme salonlarında değil, toplumun vicdanında da tecelli eder.Ve bazen küçücük bir canlının ölümü, koca bir toplumun adalet anlayışını sınar.