YANDIN HEMŞERİM
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
1971 yılında Kuleli Askeri Lisesine girdim. 1978 yılında da Kara Harp Okulundan Piyade teğmeni olarak mezun oldum. 1979 yılında da Tuzla Piyade Okulunda bir yıllık kursu tamamlanmış, kuralar çekilmiş, ilk kıtam Ezine’ye tayin olmuştum.
Öğrencilik bitmiş, staj da tamamlanmış, artık teğmen ve takım komutanı olarak kıtaya adım atacaktık.
Otobüse bindim, Ezine’de indim ama vakit gece yarısıydı.
Ezine ufak bir kasaba, her yer kapalı. Sadece bir sabahçı kahvesi var açık olan. Oraya gittim, sabah olmasını bekledim.
Gün ışımasıyla birlikte valizimi aldım, kışla nizamiyesinin yolunu tuttum.
Tam kışla nizamiyesine geldim, nöbetçi asker bana:
“Hangi bölüğe düştün hemşerim?”
demesin mi?
Tamam dedim, bu beni dağıtımdan gelen acemi askerlerden birine benzetti.
Haklıydı. Yaşımız 22, tam askerlik çağı, saçlar tıraşlı, elde de valiz.
Hiç bozuntuya vermedim, hemen araziye uydum ve dedim ki:
“Muharebe Destek Bölüğüne düştüm hemşerim.”
Aslında doğruydu da. O bölüğün ağır havan takım komutanlığına atanmıştım ama şimdi bölüğe yeni katılan acemi er olmuştum.
“Yandın hemşerim.” dedi.
Dedim şunu biraz açayım, iyice dökülsün bakalım.
“Neden?” diye sorunca:
“Bölük komutanı Allahverdi.” dedi. Aslında Faruk Tanrıverdi ama biz ona Allahverdi diyoruz. Allah ne verdiyse misali yani, çok sert dedi. Aman dikkat et.
Eyvah da demedim değil içimden. Hani namı nizamiyedeki nöbetçi ere kadar gelmişse bir bildikleri vardır herhalde.
Yandaki nöbetçi subay bölümüne geçtim. Nöbetçi subaya kendimi tanıttım. Telefonla bilgi verdiler, bana da beklememi söylediler.
Ben de valizimden askerî elbise ve botlarımı çıkarıp giyinmek için hazırlanırken bölük komutanımız, meşhur namıdiğer Yüzbaşı Allahverdi geldi.
“Hoş geldin, kalacak yerin, elbisen, botun vb. var mı?” diye sordu ve rahatladım.
Sert bir komutan beklerken her şeyimle ilgilenmesi beni oldukça rahatlattı.
Aslında gerçekten sert ama dürüst bir komutandı. Asker onu çok seviyor, Alay Komutanı da ona karşı saygılı davranıyordu.
İlk kıtasına yeni çıkan bir teğmen için kıta ve ilk amir komutan çok önemli idi.
O bakımdan ben kendimi çok şanslı sayıyorum.
Yıllar sonra telefonla kendisiyle görüştük. Çok mutlu olmuştu, ben de tabii. Bu görüşme son görüşmemiz oldu. Daha sonra vefat ettiğini öğrendim.
Allah rahmet eylesin.
İlk kıtama katılmam böyleydi.
31 yıl çeşitli kıta ve kurumlarda hizmet ettikten sonra, 39 yıllık askerlik hayatımızdan emekli olarak dün süngümüzle yaptığımız vatan savunmasını şimdi kalemimizle, hem de uluslararası alanda yapmaya devam ediyoruz.