Çocuk Suç İşliyorsa, Devlet Nerede Durmalı?
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Bir çocuğun eline silah geçtiğinde, bir insanın hayatı karardığında veya bir aile yıllarca unutamayacağı bir acıyla baş başa kaldığında artık hepimizin sorması gereken bir soru vardır:
Çocuk olduğu için suç görmezden mi gelinmeli, yoksa işlediği suçun ağırlığı kadar sorumluluk mu taşımalıdır?
Bu sorunun cevabı ne sadece “ceza verelim” demekten geçiyor ne de “çocuktur, ne yaparsa yapsın” anlayışından...
Mesele çok daha büyük.
Çünkü ortada hem korunması gereken bir çocuk, hem hakkı elinden alınmış bir mağdur, hem de güvenliğini isteyen bir toplum var.
Türkiye'de 18 yaşını doldurmamış kişiler hukuk sisteminde çocuk kabul ediliyor. Ancak çocuk olmak, yapılan her eylemin sonuçsuz kalacağı anlamına gelmemeli. Mevcut sistemde yaş gruplarına göre farklı ceza sorumlulukları bulunuyor. Şimdi ise özellikle ağır suçlara karışan 15-18 yaş grubundaki çocuklar bakımından cezaların ve yaş indiriminin yeniden ele alınması gündemde.
Burada asıl tartışılması gereken şudur:
Adalet, yalnızca suç işleyene bakarak mı sağlanır?
Hayır.
Adalet, mağduru da görmelidir.
Bir anne çocuğunu toprağa verdiğinde, “Fail çocuktu” cümlesi onun acısını azaltmaz.
Bir genç sokakta saldırıya uğradığında, “Yaşı küçüktü” denilmesi mağdurun korkusunu ortadan kaldırmaz.
Bir aile yıllarca sürecek psikolojik travmayla karşı karşıya kaldığında, devletin görevi yalnızca suç işleyen çocuğun geleceğini düşünmek olamaz.
Elbette çocukların korunması gerekir.
Fakat mağdur çocukların da korunması gerekir.
İşte hukuk burada hassas bir denge kurmak zorundadır.
Çocukları suçtan önce koruyamazsak, suçtan sonra cezalandırmak yetmez
Bence asıl mesele yalnızca cezaların artırılması değildir.
Bir çocuk neden suç işliyor?
Ailesi nerede?
Okul nerede?
Sosyal hizmetler nerede?
Çocuğu suç örgütlerinin, sokak çetelerinin veya kötü çevrelerin elinden kim alacak?
Eğer bir çocuk suç örgütleri tarafından kullanılıyorsa, sadece çocuğu cezalandırmak yetmez. O çocuğu kullanan yetişkinlerin ve örgütlerin üzerine de devletin bütün gücüyle gidilmelidir.
Çünkü bazı çocuklar suçun faili gibi görünürken aslında daha büyük bir suç düzeninin kurbanı olabilir.
Bu nedenle yeni yasa yalnızca “daha ağır ceza” mantığıyla değil, “daha güçlü koruma ve daha etkili denetim” anlayışıyla ele alınmalıdır.
18 yaş altı olmak dokunulmazlık anlamına gelmemeli
Toplumun adalet duygusunu en fazla yaralayan şeylerden biri, ağır suçların ardından insanların “Nasıl olsa yaşı küçük, fazla ceza almaz” düşüncesine kapılmasıdır.
Hukuk, çocukların gelişim özelliklerini elbette dikkate almalıdır.
Ancak ağır suçlarda caydırıcılık da göz ardı edilmemelidir.
Nitekim TBMM gündemindeki düzenlemelerde 15-18 yaş grubunda kasten öldürme ve ağır yaralama gibi suçlar bakımından yaş küçüklüğüne bağlı indirimlerin yeniden düzenlenmesi, bazı durumlarda hâkime indirim uygulamama imkânı verilmesi ve ceza sınırlarının yükseltilmesi öngörülüyor.
Bu yaklaşımın önemli bir tarafı var:
Çocuk hukukunun amacı suçun üzerini örtmek değil, adaleti çocukların gelişim özelliklerini dikkate alarak sağlamaktır.
Ama bir şartla:
Yasa, bütün çocukları aynı kefeye koymamalıdır.
Bir kez kavga eden çocukla cinayet işleyen çocuğu aynı değerlendirmek adalet değildir.
Çetelerin içine çekilmiş çocukla, planlı ve ağır bir suçun parçası olan çocuğu aynı görmek de doğru değildir.
Devlet hem şefkatli hem kararlı olmak zorunda
Devletin çocuklara karşı şefkatli olması bir zayıflık değildir.
Fakat devletin suç karşısında kararlı olması da çocuk düşmanlığı değildir.
Tam tersine, gerçek devlet aklı ikisini aynı anda başarabilmektir.
Çocuğu suçtan koruyacaksınız.
Suç işlediğinde toplumu koruyacaksınız.
Mağduru koruyacaksınız.
Suç örgütlerini dağıtacaksınız.
Ailelerin sorumluluğunu gerektiğinde sorgulayacaksınız.
Ve bütün bunları yaparken hukukun temel ilkelerinden vazgeçmeyeceksiniz.
Çünkü mesele sadece bugünün suçunu cezalandırmak değildir.
Yarının suçunu önlemektir.
Son söz
Çocuklara sahip çıkmak, işledikleri ağır suçları yok saymak değildir.
Mağdurun hakkını savunmak da çocukların geleceğini tamamen yok etmek anlamına gelmez.
Türkiye'nin ihtiyacı olan şey intikam hukuku değil, güçlü ve adil bir çocuk adalet sistemidir.
Öyle bir sistem ki;
Suç işleyen çocuk yaptığı eylemin sonucuyla yüzleşsin.
Mağdur hakkını alsın.
Aileler sorumluluğunu bilsin.
Suç örgütleri çocukları kullanamasın.
Devlet, suça sürüklenmeden önce çocuğun yanında olsun.
Ama ağır suç işlendiğinde de toplumun adalet duygusu ayaklar altında bırakılmasın.
Çünkü unutmayalım:
Bir çocuğu suçtan kurtarmak geleceği kurtarmaktır.
Ama bir çocuğun işlediği ağır suç karşısında mağdurun hakkını görmezden gelmek de gelecekte adalete olan güveni yok etmektir.
Türkiye'nin ihtiyacı tam da bu iki gerçeği aynı anda görebilen bir yasadır:
Çocuğu koruyan, mağduru unutmayan ve suç karşısında taviz vermeyen bir adalet..