YÜKÜ İNDİR, YOL KARŞIDA
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Hayat her zaman bizim yazdığımız senaryoya göre akmıyor, değil mi? Bazen ne yaparsak yapalım, işler planladığımız gibi gitmez. İşte tam o anlarda yüreğimize oturan o ağır taşı kaldırmanın tek bir yolu vardır: Gerçeği olduğu gibi kabul etmek.
Neden Bu Kadar Zorlanıyoruz?
Her yaşın kendine göre bir direnci var aslında.
Gençken, dünyanın tamamen bizim etrafımızda döndüğünü sanır, her şeyi hemen değiştirebileceğimize inanırız.
Orta yaşa gelince, kurduğumuz düzen bozulmasın diye sımsıkı tutunur, esnemekten korkarız.
Yaş kemale erdiğinde ise geçmişin muhasebesi başlar; keşkeler yakamızı bırakmaz.
Oysa gerçeği kabul etmemek, bitmiş bir filmi sinemada tek başımıza oturup baştan sarmaya çalışmaya benzer. Koltukta ne kadar oturursak olalım, perdedeki son değişmez. Sadece zaman kaybederiz.
Teslim Olmak Değil, Hafiflemek
Pek çoğumuz kabul etmeyi bir yenilgi veya pes etmek sanıyor. "Kabul edersem boyun eğmiş olurum" diye düşünüyoruz. Kesinlikle hayır!
Kabul etmek, pes etmek değil; fırtınanın ortasında şemsiyeyi zorla tutmaktan vazgeçip yağmurun yağdığını onaylamaktır. Şemsiye kırılacaksa kırılır, siz sırılsıklam olursunuz ama en azından rüzgarla savaşmayı bırakıp sığınacak güvenli bir saçak altı aramaya başlarsınız.
Gerçeği kabul ettiğiniz an, sırtınızdaki o devasa yük birden hafifler. Çünkü artık değiştiremeyeceğiniz şeyler için kendinizi hırpalamayı bırakmışsınızdır.
Şimdi Ne Yapacağız?
Yarayı görmezden gelerek iyileştiremezsiniz. Önce o yaranın orada olduğunu, canınızın yandığını kabul etmeniz gerekir. Ancak o zaman merhem sürebilirsiniz.
Bugün kendinize bir iyilik yapın. Kontrol edemediğiniz, değiştiremediğiniz ne varsa (bir insanın huyu, geçmiş bir hata veya kaçan bir fırsat) ona uzaktan bakın ve içinizden sessizce söyleyin: "Evet, durum bu. Yaşandı ve bitti. Şimdi önüme bakma vakti."
Göreceksiniz, gerçeğin elini tuttuğunuzda dünya daha katlanılmaz bir yer olmayacak; aksine, yürünecek yol daha net görünecektir.
Sevgiyle kalın.