Ey Müslümanım diyen ehli kıble!

Ey Müslümanım diyen ehli kıble!

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Eylül 3, 2026 - 00:14

Sen gece karanlıkta yolunu şaşırmış kaç kişinin kolundan tutup yol gösterdin? Güneşin kavurucu sıcaklığında şekeri düşmüş, tansiyonu fırlamış kaç garibin derdine bir bardak su ile derman oldun?

Yollarda tek başına yürümeye çalışan kaç yaşlının elinden tutup karşıdan karşıya geçirdin, diğergamlığın ne demek olduğunu hatırladın? Toplu taşımalarda, o yorgunluktan bitap düşmüş, kucağında çocuğuyla ayakta kalan insanlara kaç defa yerini verdin?

Ey yolun yolcusu! Trafikte iki saniye hakkından vazgeçip de akışı rahatlatmak için kaç kez fedakarlık yaptın? Alışveriş merkezlerinde, kasada bir parça eşyasıyla hemen çıkmak istese de sıranın sonundaki o insana "Buyur, önce sen geç" diyebildin mi?

Hastanede koridorun bir köşesinde şifa arayan, halinden bîtap düştüğü her halinden belli olan bir hastaya hiç sıranı verdin mi?

Bir lokantada sıcak bir çorba içerken, kapının önünden boynu bükük geçen ya da o yemeğe gücü yetmeyen bir yoksul aklına geldi mi? Ardından ona da o lezzetten ısmarladın mı hiç?

Bir yetimi, bir öksüzü kendi evladını giydirir gibi, yüzü gözü gülsün diye hayatında kaç defa sevindirdin?

Sahi, bizim komşumuz açken tok yatmamız tembihlenmişti; komşumuzun halinden, dertlerinden haberimiz var mı?

Sahi, sen kendini bileli hep bu bolluk ve genişlik içinde mi yaşıyordun? Yoksa bir zamanlar yokluğun ne olduğunu bildiğin hâlde, şimdi o günleri unuttun mu?

Yoksa sen "Ben bu malı mülkü tamamen kendi bileğimin gücüyle, kendi alnımın teriyle kazandım" diyenlerden misin?

Yüce Allah, "Size rızık olarak verdiklerimden infak edin, hayra harcayın" buyuruyor değil mi?

Yoksa hâli vakti yerinde olup da, karşısında darlığa düşmüş, zorluk çeken birine bakıp, "Zamanında biz de çok açlık çektik, aylarca ailemizle bulgur yedik, sen de sabret" diyen kalbi katılaşanlardan mısın?

Sizin söyleminizle dinden, imandan uzakta olan karındaşınızla ilişkileriniz gayet iyi, aranızdan su sızmıyor değil mi?

Peki, Allah'ın seni "kardeş" kıldığı o müslüman kardeşinin maddi bir sıkıntısında, darlık gününde ne kadar fedakar davrandın? Aynı anadan doğma, kan bağın olan karındaşına bile defaatle nice fedakarlıklar yapmışsındır değil mi?

Dile gelince ne iman var, maşallah mangalda kül bırakmayız! Lakin inandığınız Rabbiniz sizi birbirinize kardeş kıldığı hâlde, en ufak bir öfke anında, nefsinize yenik düşüp o kardeşliği bir çırpıda çöpe atıyorsunuz değil mi?

Bakara Suresi, 44. Ayet: "Kitap'ı okuduğunuz halde insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Hâlâ akletmeyecek misiniz?"