HİÇBİR FAİL-İ MEÇHUL CİNAYET/SUİKAST KARANLIKTA KALMAYACAK!
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Türkiye’de üst düzey devlet adamlarına yönelik fail-i meçhul cinayetlerin, suikastların perde arkasında FETÖ terör örgütünün çıkması hiçbir zaman tesadüf olmamıştır. Olay yerinde her zaman mutlaka bir ipucu bir ize rastlanmıştır! Bu ipucu, bu iz aradan yıllar geçse de mutlaka bir gün ortaya çıkmıştır. Ya da (hala ortaya çıkmadıysa) mutlaka bir gün gelecek ortaya çıkacaktır…
Gelmiş-geçmiş iktidarlar dahil olmak üzere 24 yıldır iktidarda olan AK Parti hükümetlerinin gaflet, dalalet ve vurdumduymazlıkları ve inançlarından dolayı göstermiş oldukları zafiyet sebebi ve FETÖ terör örgütüne verilen tavizlerden dolayı 17-25 Aralık Polis-Yargı ve 15 Temmuz darbe girişimlerine yol açmıştır. Ta ki FETÖ mızrağın ucu AK Parti iktidarının böğrüne dokununcaya kadar! İşte o zaman AK Parti iktidarı gaflet ve dalaletten uyandı ve aklını başına topladı. Ancak o zaman FETÖ ile mücadele etmeye başladı…
AK Parti iktidarı, 17-25 Aralık Polis/Yargı ve 15 Temmuz Darbesi öncesi FETÖ konusunda uyarıları dikkate almış olsaydı, FETÖ tehlikesine yönelik önlemleri zamanında alınmış olacaktı. FETÖ’ye yönelik inanç zafiyeti gösterilmeseydi inanın 17-25 Aralık Polis-Yargı ve 15 Temmuz darbe girişimi olmazdı.
AK Parti iktidarı FETÖ konusunda kendilerine ciddi uyarılarda bulunan üç önemli insanı dinleseydi ve onların FETÖ ile ilgili raporlarını dikkate alsaydı, 17-25 Aralık Polis-Yargı ve 15 Temmuz darbe girişimleri olmazdı. Peki, kimdi bunlar?! FETÖ terör örgütünde Fethullah Gülen’den sonra gelen ikinci adam Nurettin Veren, Türkiye’nin yetiştirdiği çık önemli aydınlarımızdan Necip Hablemitoğlu ve MİT’in efsane istihbaratçısı Kaşif Kozinoğlu… Maalesef Necip Hablemitoğlu ve Kaşif Kozinoğlu FETÖ ile mücadele etmenin bedelini canlarıyla ödemişlerdir. Her ikisi de fail-i meçhul cinayete kurban gitmiştir. Yıllar sonra da olsa bu iki fail-i meçhul dosya tozlu raflardan indirildi ve yeniden yargı yolu başlatıldı.
AK Parti iktidarı, Nurettin Veren, Necip Hablemitoğlu ve Kaşif Kozinoğlu’nun FETÖ konusundaki uyarılarını dinlemeyip hazırlanan raporları da görmezlikten geldiği gibi bizim de uyarılarımızı dikkate almadı ve raporlarımızı görmezlikten geldi! Oysaki BİZ eski adıyla Cemaat yeni adıyla FETÖ terör örgütünü kuluçka dönemlerinde (1980’li yıllarda) takibe almıştık! Daha o yıllarda Türkiye’nin başına bela olacağını hissetmiştik. Ve FETÖ ile mücadelemiz o yıllarda başlamıştı.
Yıllar önce (17-25 Aralık ve 15 Temmuz Darbe teşebbüsleri öncesi) Nurettin Veren ile İstanbul'un bir semtinde (Bakırköy’de) o dönemin Cemaati, günümüzün FETÖ’sü üzerine çok gizli bir görüşme yapmıştım. Nurettin Veren, önce kendisinden bahsederek Fethullah Gülen'in bilinmeyen bütün sırlarını anlatmıştı. Fethullah Gülen'le 1966 yılında İzmir'de 16 yaşında iken tanıştığını ve 35 yıl süren birlikteliğini, Fethullah Gülen'in tek sırdaşı, yoldaşı ve sağ kolu olduğunu bütün ayrıntıları ile ifade etmişti. Ayrıca Zaman gazetesinin kurucusu olmakla birlikte uzun süre gazetenin genel müdürlüğü ve genel koordinatörlüğünü yaptığını, Feza gazetecilik şirketinin noter tasdikli yetkilisi, Samanyolu televizyonun yine kurucusu, hissedarı ve yönetim kurulu başkanı olduğunu, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın kurucusu, mütevelli heyet başkanlığı yaptığını anlatmıştı. Fethullah Gülen'i Turgut Özal, Tansu Çiller, Bülent Ecevit, Süleyman Demirel, Hüsamettin Cindoruk, Aydın Doğan, Nazlı Ilıcak, R. Tayyip Erdoğan ve daha birçok siyasi lider, iş adamı, bürokrat ile tanıştıran kişi olduğundan da söz etmişti. Asıl önemlisi, Fethulah Gülen cemaatinin; Emniyet, MİT ve TSK içinde olağanüstü bir örgütlendiğine dikkat çekerek Emniyet'in tamamını, MİT’in bir kısmını ve TSK'nın ise yüzde 40'ı ele geçirildiği söylemişti. O dönemde Cemaatin 2. Adamı olan Nurettin Veren, bütün bu gerçekleri bana anlatması çok önemliydi. Ben de Nurettin Veren’in bana anlattıklarını tek tek not aldıktan sonra kendisini Genelkurmay’a yönlendirmiştim. Bana anlattıklarının aynısını Genelkurmay’a da anlatmıştı. Genelkurmay da dönemin AK Parti iktidarını Nurettin Veren’in anlattıkları üzerinden FETÖ konusunda uyarmıştı.
FETÖ ile ölümüne mücadele eden Necip Hablemitoğlu, araştırmaları, yazmış olduğu kitapları, konferansları ve televizyon programlarındaki konuşmaları ile tanınan popüler aydınlarımızdan birisiydi. Hablemitoğlu, Fethullah Gülen Cemaati’nin dini bir CEMAAT olmaktan çok tehlikeli bir yapı/örgüt olduğunu teşhis/tespit etmişti. FETÖ işte böyle bir insanımızı/aydınımızı suikast sonucu öldürdü. Hablemitoğlu’nun ölümünden sonra yayınlanan KÖSTEBEK kitabı, FETÖ ile ilgili birçok gerçeği ifşa ediyor. Yazılarında, kitabında, konferanslarında ve televizyon programlarında (FETÖ’nün daha Cemaat olarak anıldığı o yıllarda) devlet kurumlarının kılcal damarlarına kadar sızan (dışa bağımlı) bir istihbarat örgütlenmesi olduğunu anlatmıştır. Hablemitoğlu, maalesef eli-kanlı FETÖ terör örgütü tarafından 18 Aralık 2002 yılında evinin önünde uğradığı suikast sonucu öldürüldü. Devlet Hablemitoğlu fail-i meçhul cinayetinin faillerinin ortaya çıkması için yeniden yargılama yolunu başlattı.
Eski MİT Dış Operasyonlar Daire Başkanı, efsane istihbaratçı Kaşif Kozinoğlu’nun 12 Kasım 2011 yılında Silivri Cezaevi’ndeki şüpheli/şaibeli ölümünün üzerinden 15 yıl geçse de olayın vahameti ve acısı hiçbir zaman unutulmadı. Nihayet bu dosya da tozlu raflardan indirilerek yeniden yargılama yolunun önü açıldı. Olayla ilgili tutuklamalar başladı. Hatta soruşturmaları aydınlatmak için feth-i kabir (mezarı açılması) gerçekleşti. Olayla ilgili tüm şüpheler (aynen Hablemitoğlu gibi) FETÖ üzerineydi! Çünkü Kaşif Kozinoğlu, yapmış olduğu araştırmalar sonucunda elde ettiği istihbarat bilgileri doğrultusunda dönemin Cemaati günümüzün terör örgütü olan FETÖ’nün CIA bağlantısını ortaya çıkarmıştı. Yurt dışındaki (Asya ve Kafkasya) FETÖ okullarının adeta casusluk merkezi gibi çalıştığını öğrenmişti. Kendi kurumu (MİT) başta olmak üzere devleti yazmış olduğu raporlarıyla sürekli uyarmıştı. Maalesef Kaşif Kozinoğlu’nun FETÖ ile mücadelesi fail-i meçhul bir şekilde Silivri Cezaevi’nde öldürülmesine sebep olmuştur. Şükür ki devlet, bu suikastı gerçekleştirenlerin ortaya çıkması için yargı süreci başlattı.
FETÖ ile mücadele etmenin bedeli ölüm olabiliyordu! Biz sadece bedeli ödeyen insanların ikisinden bahsettik. Bunlardan birisi Necip Hablemitoğlu diğeri de Kaşif Kozinoğlu idi. FETÖ daha nice insanlarımızı farklı yollardan öldürmüştür. En büyük örneği 15 Temmuz gecesi yaşanmıştır. Yüzlerce şehit ve binlerce gazimizle Türkiye böylesi büyük bir tehlikeyi atlatmıştır.
Öte yandan dönemin Jandarma Genel Komutanı merhum Eşref Bitlis ve Türkiye’nin yetiştirdiği çok önemli siyasi liderlerinden Muhsin Yazıcıoğlu’nun şehit edilmesinin perde arkasında da FETÖ parmağı vardır.
Elbet ki gün gelecek Eşref Bitlis cinayeti de fail-i meçhul olmaktan çıkacak ve failleri ortaya çıkacak. Şu anda bu dosyada raftan indirilmek üzere! Gönül ister ki Türkiye’de tüm fail-i cinayetlerin failleri ortaya çıkartılsın. Artık GÜN ağardı, IŞIK göründü! Adaletin tecelli edeceği günleri görmemiz çok yakın! Türk adaleti bu konuda düğmeye bastı. Ve arkası gelecek… Artık hiçbir fail-i meçhul cinayet/suikast karanlıkta kalmayacak…