Parası Olan Beri Gelsin!

Parası Olan Beri Gelsin!

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Eylül 12, 2026 - 15:54

Evet, ne demiş Napolyon? “Para, para, para!”

Napoleon Bonaparte’ın “Savaşmak için üç şey lazımdır: Para, para, para” sözü, büyük bir savaş kazanmak ve devleti yürütmek için hazinenin dolu olmasının şart olduğunu vurgulamak için söylenmiştir.

Bir sözün gerçek anlamından bu kadar uzaklaştırıldığına şahit olunca, “Evet, ancak bu kadar saptırılabilir” diyorsunuz. İnsan, hoşuna giden bir düşüncenin peşinden körü körüne koştururken, tarihî ve derin anlamı olan gerçekleri feda etmekten zerre çekinmiyor. Gerçek ortada; başka bir şey söylemeye gerek yok. Çünkü insan, arzularına göre anlamlandırmaya, işine geldiği gibi yorumlamaya her zaman nefsen meyil eden bir varlık.

Eski devirler kapandı, şimdi parayı gören değişiyor. Dünün faizcisi, tefecisi bakıyorsunuz bugün karşımıza birer “beyefendi” olarak çıkıyor.

Zamanında mahallesinden kovulan, kiraya ev bile verilmeyen, bin bir türlü pis işe bulaşmış ve yüzsüzlüğüne devam eden ne kadar kadın, erkek varsa toplum tarafından dışlanırdı.

Bu kötü tiplemelerin arkalarından ağza alınmayacak sıfatlar sayılırken, şimdi bu tiplemelerin cepleri para görünce hepsi birer “beyefendi”, birer “hanımefendi” oluverdi o aşağılayan, güya temiz insanlar tarafından!

Aslında değişen o kötü tiplemeler değil; değişen, yozlaşan ve “iyi insan” maskesi takanların para karşısındaki ilkeli duruşlarını satarak düştükleri o zavallı ve ikiyüzlü durumdur.

Öyle ya, artık her şeyin ölçüsü para olmuş. Paranın miktarına, azlığına ya da çokluğuna göre insana değer biçilen tuhaf bir çağda yaşıyoruz. Çünkü bu değeri biçenlerin de sadece parası olduğu kadar değeri olduğunu biliyoruz. Tabii bu yozlaşma, insanlığın olduğu her yere, her kuruma sinsice sirayet ediyor.

Bakıyorsunuz, kelli felli, her fırsatta İslam’dan, dinden, imandan dem vuran, hatta varlık sebebinin bu dava olduğunu dile getiren sivil toplum kuruluşları (STK) var.

Geçenlerde camide —evet, evet, Allah’ın evi dedikleri, dava dedikleri İslam davasının sahibi Allah’ın evinde— yapılacak bir etkinlik için dağıtılan broşüre göz gezdirdim. Her zaman o organizasyonların içinde olan, adı sanı bilinen bazı dernekleri aradım ama broşürde isimlerini göremedim. Hemen merak edip telefonu açtım:

“Selam,” dedim, “Etkinlik broşüründe isminiz yok, şakalaşarak sizi de mi aforoz ettiler yoksa?”

Karşıdaki ses mahzundu:

“Yok yok, ondan değil. Aslında teklif ettiler ama bizim bu aralar maddi durumumuz elvermedi. Katkı payını ödeyemeyince katılamadık,” dedi.

Yazıklar olsun!

Bir derneği davet edip de sırf etkinliğe katkı sunacak parası yok diye adını o broşürden silenlere yazıklar olsun!

Sırf o derneğin parası çıkışmadı diye, onca Müslüman ailenin o güzel etkinlikten mahrum bırakılmasına yazıklar olsun!

İslam adına, dava adına iş yapıp da ilk önceliği para olanlara binlerce kez yazıklar olsun!

Sahi, siz hani ahlaklı insan yetiştirmek için çaba sarf ediyordunuz?

Hani tabelaların, etiketlerin peşinde koşmuyordunuz?

Bu yaptığınızla, Mâûn Suresi’nde geçen “Vay o namaz kılanların haline ki, onlar kıldıkları namazdan gafildirler!” ayetinin o tokat gibi gerçeğiyle yüzleşmeyecek misiniz? O ilahi tokat yüzünüze bir gün çarpmayacak mı sanıyorsunuz?

Evet, “Her şey paradır” diyenler! Sizin şerefiniz de paradır, değeriniz de para! Yarın bir gün birisi çıkıp da size, “Sen bana ederini söyle, gerisi teferruat” derse, işte o gün aşağılıkların en aşağısı olursunuz. O gün yerin dibine geçer, zelil olursunuz.

Sizi gidi Karun artıkları ve onların gözü kör takipçileri sizi! Camideki etkinliğinizin amacı ne ola ki?

Parası olmayan beri dursun diyorsunuz!

Sahi, Kur’an-ı Kerim’ül-Azimüşşan’da “Ey iman edenler, iman ediniz” derken, Allah-u Zülcelâl sizi mi kastediyor, bunu hiç tefekkür ediyor musunuz? “Akletmeyecek misiniz?” ayetini de hiç okumadınız mı siz?

Eleman mı devşirmeye çalışıyorsunuz, yoksa insanlara güzel ahlak mı aşılamaya çalışıyorsunuz?

Niyetinizin iyi olmadığı kanaatindeyim; topluma faydalı olmak için değil, kendinize eleman devşirme, etiket, makam, şan ve şöhret peşindesiniz gibime geliyor.