MEVSİMLER BİLE DEĞİŞTİ

MEVSİMLER BİLE DEĞİŞTİ

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Eylül 12, 2026 - 16:00

Eskiden ilkokuldayken dershanelerimizin duvarında dört mevsimin resimleri asılı olurdu.

İlkbahar; ağaçlar, kırlar ve çiçeklerle…

Sonbahar; sarı yapraklarını döken ağaçlarla…

Yaz; deniz ve güneşle…

Kış ise evlerin karla kaplı çatıları, kardan adam yapan, kartopu oynayan ve kızakla kayan çocuklarla resmedilirdi.

Ve bizler, bu resimlerdeki mevsimleri yazın deniz kısmı hariç birebir yaşardık. Deniz, tatil, kamp bilinmezdi o zamanlar.

Baharı iyi yaşardık. Her taraf yemyeşil olur, papatyalar açar; kaz yavruları, tavukların sarı sarı civcivleri çimlerde dolaşırdı.

Sonbaharda yapraklar sararır, dökülür; harman yerlerinde düven sürülürdü.

Bizim oralarda daha ziyade kış uzun ve karlı geçtiğinden, uzun kış günlerimiz kızakla kaymak, kardan adam yapmak ve kartopu oynamakla geçerdi.

Zamanla mevsimler bile değişti.

Ara mevsimler hemen hemen kayboldu.

Yazın orman yangınları, kışın da seller olmaya başladı.

Yani dört mevsim gitti.

Baharlar, ara mevsimler bitti.

İki mevsim kaldı:

Yangın ve sel mevsimi…

Ama kendimiz ettik.

Doğayı hor kullandık, mirasyedi gibi tükettik. Bize bırakılmış bir miras değil, torunlarımızın emaneti olduğunu unuttuk.

Sanayileştik, betonlaştık.

Suları kirlettik.

Bahçe içindeki tek katlı evlerin yerini, bahçesiz çok katlı apartmanlar aldı.

Eskiden yalnızca köylerde değil, kasabalarda bile hayvanlar olurdu. Şimdi köylerde bile hayvanlar kalmadı.

Köyler sayfiye yeri oldu.

Erik, elma, armut gibi meyveleri dalından koparıp yiyen; derede yüzen, balık tutan, çelik çomak oynayan, çember çeviren, ip atlayan, saklambaç oynayan çocuklar da kalmadı.

Sütü taze taze sağıp, pişirerek içen yok.

Herkes sütü ambalajlı kutudan içmeye başladı.

Hangi meyvenin, hangi sebzenin ağaçta veya yerde yetiştiğini bilen nesil giderek kayboldu.

Kendimiz ettik, kendimiz bulduk.

Dört mevsimi unuttuk.

İkisi kaldı.

Ve maalesef:

Sel ve yangın mevsimi…